İzmir Ekonomi Üniversitesi’nce geçtiğimiz haftalarda düzenlenen Spor Yöneticiliği Programı panelinde konuşan Göztepe Onursal Başkanı ve olimpik branşlardan sorumlu YK Üyesi Mehmet Sepil’in söyledikleri spor ve özellikle futbol alanındaki bütün aktörlerin kulağına küpe olmalı. Sepil, futbol yöneticiliği ile başlayıp, futbolu yatırımcılara devrettikten sonra olimpik branşların aktif yöneticiliği ile spora katkıda bulunan bir isim. Spor yöneticiliğinde kesintisiz 12 yılı dolduran bir deneyime sahip. O nedenle bu hafta köşemi Sepil’in söz konusu programdaki konuşmasına ayırıyorum ve spor kamuoyunun bir kez daha dikkatine sunuyorum başlıklar halinde…
“Türkiye’de ciddi bir spor yöneticisi açığı var”
“Spor yöneticisi yetiştirmede en büyük ihtiyaç duyan kulüp Göztepe… Futbol bir yere oturdu. Futbolda sadece başkanları ya da teknik direktörleri konuşuyoruz. Asıl olan o mutfağı hazırlayan, çok ciddi bir emek üreten ekibin var olması. Türkiye’de ciddi bir spor yöneticisi açığı var. Bunu üniversite işbirliği ile yapmak çok önemli, bu bir örnek yaratacak. Çünkü spor yöneticisine ihtiyaç var. Futbolcu emekli oluyor daha sonra ne yapabilir diye bakıyoruz. Türkiye’de ya spor yorumcusu oluyor ya da teknik direktör oluyor. Biz bu insanlardan değişik şekilde yararlanabiliriz”
“Cimnastikteki doğru adımlar madalya getirdi”
“Ben başkanlığa futbolla başladım. Ortaklık yapısını üç yıl önce kurdum. Dokuz yıllık tecrübem var. Kulüpler Birliği başkanlığı yaptım. Bu tecrübelerimi olimpik branşlara nasıl yansıtırım diye düşündüm. Cimnastikte madalya kazanmak çok zor. Çok yarışmacı bir dal cimnastik ama orda bir sporcumuz, Ferhat Arıcan bu başarıları kazandı. Biz bunu cimnastikte yapabilirsek her branşta yapabiliriz diye düşündük. Cimnastik Federasyonu da çok doğru adımlar attı. Yılların emeğini Ferhat Arıcan üzerinden fark ettik.”
“Türk yatırımcı gelmiyorsa yabancı yatırımcı çekmek şart”
“Futbolda harcanan paralar Avrupa çapındaki takımlar seviyesinde. Bu harcanan paranın karşılığını alıyor muyuz? Alamıyoruz… 20 sene önce Galatasaray bir başarı kazandı ve bir daha bu yinelenmedi. Demek ki bir şeyleri doğru yapamıyoruz. Üst düzeyde yapılan yarışmalar için devlet ve belediyeler inanılmaz tesisler yaptı. Türkiye’deki stat sayısı Avrupa’nın çok ilerisinde. Tesis konusu ise tartışılır. Şehir planlarında spor tesisleri için yerler ayrılmamış. Futboldaki esas sorun kulüplerde. Yabancı yatırımcının ilgisini çekebilecek yapı yok. İstanbul kulüplerine nasıl yatırım yapsın yabancı? Sürekli yapı değişiyor. Sürekli başkan değişiyor. Avrupa’ya bakın, Bulgaristan’da bile 3-5 takım yabancı yatırımcı çekmiş… İtalya’da 20 takımın 11’i yabancı. Inter’in yatırımcısı Çinli, Milan’ın ABD’li. Inter’i Çin’e mi taşıdılar?
Bizde bakış açısı da değişmeli. İzmir’den bir takım aldığınızda bu takımı İzmir’den taşıyamazsınız. Bu şartlarda Türk yatırımcıların gelmesi zor.”
Bazı öneriler…
Ben de bu vesileyle bazı önerilerde bulunayım açarak Sepil’in panelde dediklerini… Futboldaki yöneticilik için aslında emekli olan futbolcular veya sakatlandığı için futbolcular teknik direktörlüğün ve spor yorumculuğunun yanında başka işlevler de yerine getirebilir. Profesyonel liglerdeki takım sayısı sınırlı, o yüzden amatör liglerde çok düşük ücretlerle teknik direktörlük yapmak zorunda kalıyor emekli futbolcular. Oysa…1)Profesyonel liglerde teknik direktörün ekibinde bir dalda uzmanlaşarak (Örneğin atletik performans, veri analizi, kaleci antrenörü vb. alanlarda) çalışabilirler. 2)Hakemlik yapabilirler (TFF bunun yolunu açmalıdır). 3)Kulüplerde sportif direktörlük veya başka görevler alarak profesyonel yöneticilik yapabilirler. 4)Profesyonel liglerdeki futbol takımlarının alt yaş gruplarında antrenörlük, sportif direktörlük, yöneticilik yapabilirler. 5)Kulüplerin futbol okullarında teknik sorumlu, antrenör ve yönetici olarak çalışabilirler.
Aynı şekilde emekli basketbol, voleybol vb. branşlarda olsun, bireysel spor branşlarında olsun emekli sporcular yeniden aktive olarak spor yöneticisi boşluğunu doldurabilir. Tabii bütün bunlar için kurslardan geçip sertifika alınmalıdır. Tabii artık üniversitelerde de spor yöneticiliği bölümleri var, oralardan da spor yöneticisi yetişecektir. Yalnız onlara da spor kulüplerinde staj yaptırılmalıdır.
Bir öneri de İzmir’in asırlık spor kulüplerine.. Futbolda mazilerine yakışır yerlere gelmeleir için Altay, Karşıyaka, Altınordu ve İzmirspor’un Göztepe’nin yaptıklarını mercek altına almaları gerekiyor. Camia yatırımcısı ise o… Camiadan kolektif yatırımcılarsa o… Türkiye’den, Ege ve İzmir’den yatırımcı ise o… Hiçbiri değilse de yabancı yatırımcı… İzmir’in asırlık markaları gibi kulüpler Avrupa’da, Dünya’da bile çok az… Yatırımcı ile İzmir’in asırlık kulüpleri ayağa kalkarak Türk futboluna değer katmaya devam etmeli, hatta Avrupa’da meltem rüzgarları estirmeli. O yüzden şirketleşin ve yatırımcı bulun. Bakın Altınordu 2. Lig’de, Altay 3. Lig’de tutunmaya çalışıyor, KSK da yıllardır bir türlü 3. Lig’den bir üst lige çıkmaya çalışıyor… Demek ki böyle olmuyor. Birisi dernek statüsünde alsa a kulübe eline borçlanma ile Süper Lig’e çıkarabiliyor nam yapıyor sonra da onca borçla başbaşa bırakarak kulübü çekip gidiyor… O zaman neyin olmadığını görmek, neyin olabileceğine bakmak, Göztepe’yi incelemek gerekiyor.
