Cuma, Şubat 6, 2026
spot_img

Dericilerden Ankara’ya ‘Hindistan’ mektubu

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Halil Gündoğdu uyardı: “Sadece ihracat değil, iç piyasa da tehlikede!”

SEDA GÖK

Avrupa Birliği (AB) ve Hindistan, yaklaşık 20 yıldır süren müzakerelerin ardından 27 Ocak 2026 tarihinde Delhi’de “tarihi” olarak nitelendirilen bir Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzaladı. “Tüm anlaşmaların annesi” olarak adlandırılan bu yeni ortaklık; sadece ticari değil, aynı zamanda savunma ve güvenlik alanlarını da kapsayan stratejik bir dönüm noktası olarak ifade ediliyor. Ancak bu anlaşma Türkiye için hem ticari hem de hukuki riskler barındırıyor.

Gümrük Birliği gereği; Hindistan ürünleri Avrupa Birliği üzerinden Türkiye’ye vergisiz girebilecekken, Türk ürünleri —Türkiye’nin Hindistan ile ayrı bir STA’sı olmadığı sürece— Hindistan pazarına girişte aynı vergi avantajından faydalanamayacak. Ayrıca rekabet özelinde; özellikle tekstil, deri ve deri ürünleri, hazır giyim ve otomotiv yan sanayi sektörlerinde Türkiye’nin AB pazarındaki payının Hindistan’a kayabileceği endişesi dile getiriliyor.

AB’nin Hindistan’a yönelik gümrük vergilerini sıfırlama kararı, Türk deri ve deri mamulleri sektöründe büyük yankı uyandırdı. Sürecin sektöre etkisini Ticaret Gazetesi’ne değerlendiren Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Halil Gündoğdu, kararın hem ihracat pazarlarını hem de iç piyasadaki yerli üreticiyi ciddi tehdit altına soktuğunu belirterek Ticaret Bakanlığı’na kapsamlı bir talep mektubu iletildiğini açıkladı.


“Fiyat rekabeti dezavantaja dönüştü”

İhracatın yüzde 60’ından fazlasını Avrupa’ya gerçekleştirdiklerini kaydeden Gündoğdu; daha önce ayakkabıda yüzde 17, deri konfeksiyonda yüzde 12 ve saraciyede yüzde 15-30 arasında uygulanan vergilerin sıfırlanmasının Türk ihracatçısını zorlayacağını ifade etti. Artan TL maliyetleri ve döviz kuru baskısı nedeniyle zaten zor bir dönemden geçtiklerini vurgulayan Gündoğdu, “Hindistan ile fiyat noktasında rekabet edemezken AB’nin bu koruma kalkanını kaldırması bizi çok zorlu bir sürece soktu” dedi.


İç piyasada “dolaylı ithalat” tehdidi

Kararın sadece ihracatı değil, iç piyasadaki yerli üreticiyi de hedef alabileceğine dikkat çeken Halil Gündoğdu, teknik bir boşluğa işaret etti. Gümrük Birliği statüsü gereği Hindistan menşeli ürünlerin Avrupa üzerinden “serbest dolaşım” hakkıyla Türkiye’ye vergisiz girme riski taşıdığını belirten Gündoğdu, şunları söyledi:

“Menşei sorulmadan ürünlerin Avrupa üzerinden Türkiye’ye girmesi, iç piyasa üreticimiz için büyük tehdit. Bu konuda Ticaret Bakanlığı’na görüşlerimizi sunduk ve gerekli koruma tedbirlerinin alınmasını talep ettik. Mektubumuz önümüzdeki günlerde Bakanlığa ulaşmış olacak.”


Çözüm: “Made in Europe” etiketi ve butik üretim

Sektörün bu krizden çıkış yolunu iki ana strateji üzerine kurması gerektiğini ifade eden Gündoğdu, hacimli üretim yerine “katma değerli ve butik üretim” modeline odaklanılması gerektiğini belirtti. Türk deri sektörünün hız, kalite ve servis kapasitesiyle öne çıktığını vurgulayan Gündoğdu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Büyük montanlı üretimlerde Hindistan ile savaşmamız mümkün değil. Bizim çıkış yolumuz; kaliteli ürünü, hızlı servisle ve istenen butik adetlerde üretmektir. Özellikle gerçek deri üretiminde dünya standartlarının üzerindeyiz. Ham maddesi kendimizden olan bu grupta dünyadan daha pahalı değiliz, hatta bazen daha ucuzuz. Başarımızın anahtarı gerçek deri ürünleridir. Türkiye’de üretilen ürünlerin ‘Made in Europe’ kapsamına alınması en büyük makro talebimizdir. Bu statü, ürünlerimizin değerini ve rekabet gücünü bir üst seviyeye taşıyacaktır.”

Gündoğdu, ham maddeye ulaşımda yaşanan ek vergi yüklerinin de hafifletilmesi gerektiğini hatırlatarak şartların eşitlenmesi durumunda Türk deri sektörünün her türlü zorluğa rağmen ayakta kalacak potansiyele sahip olduğunu sözlerine ekledi.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM