Pazartesi, Şubat 9, 2026
spot_img

2025’te küresel halka arz piyasasında gelirlerinde %39’luk artış yaşandı

Uluslararası danışmanlık, güvence, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY, Küresel Halka Arz Trendleri 2025 Raporu’nu yayımladı. Rapora göre; 2025 yılında küresel piyasalarda, yapay zekâ (YZ) odaklı şirketler öne çıkarken, değerleme endişeleri de talepleri şekillendirdi. Küresel halka arz (IPO) piyasalarını son yıllarda şekillendiren makro belirsizliklere ve jeopolitik gerginliklere rağmen, 2025’te istikrar ve denge öne çıktı. Rapora göre; 2025 yılında küresel halka arz piyasalarında toplamda 1293 işlem, 171 milyar 8 milyon dolarlık gelir topladı; halka arz sayısı 2024’teki işlem sayısına göre büyük ölçüde aynı seviyelerde kalmasına rağmen, gelirlerde yüzde 39’luk kayda değer bir artış gerçekleşti. Bu toparlanma, yatırımcı güveninin yeniden tesis edildiğini, değerli ve daha yüksek kaliteli arzlara doğru bir kaymayı gösteriyor. Bunun yanı sıra, 2025’te halka arz ortamı, piyasa dinamiklerinin giderek karmaşıklaştığı, daha hızlı, oynak ve birbirine bağlı (NAVI) etkenler tarafından şekillendirildi. 


Yapay zekâ şirketleri başı çekti

Rapora göre; 2025’te küresel hisse senedi piyasaları dayanıklılık gösterdi; gelirlerde, ABD’deki büyük ölçekli teknoloji ve yapay zekâ şirketleri başı çekti. S&P 500 ve Nasdaq gibi büyük endeksler, önde gelen teknoloji şirketlerinin güçlü kârları ve nakit akışı üretimi ile, enflasyondaki olumlu gelişmelerden pozitif etkilendi. Oynaklık dönemsel olarak arttı; faiz beklentilerindeki değişimler, süregelen jeopolitik gerilimler, ticaret ve gümrük riskleri ile yapay zekâ değerlemelerine ilişkin tartışmalar bu oynaklığı tetikledi. Bu ortamda yatırımcılar; güçlü bilançolara, sürdürülebilir nakit akışlarına ve makro belirsizlik dönemlerinde yön bulma becerisini kanıtlamış şirketlere yöneldi.


Türkiye’nin de içinde yer aldığı EMEIA Bölgesi işlem sayısında lider konumda

Bölgesel performanslara bakıldığında, Türkiye’nin de içinde bulunduğu EMEIA Bölgesi (Avrupa, Ortadoğu, Hindistan ve Afrika), işlem sayısında küresel IPO aktivitelerine liderlik ederek toplamın yüzde 42’sini oluşturdu. Bölge, 2024’e kıyasla gelirlerde düşüş yaşasa da, işlem sayısında hem Amerika kıtasının hem de Asya-Pasifik’in önünde yer aldı. Avrupa bölgesi genelinde işlem sayısı 131’den 105’e düşerek yüzde 20 geriledi; getiriler ise yüzde 10 azalarak 17 milyar 3 milyon dolara indi. Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinde ise Suudi Arabistan hem işlem sayısı hem de getirilerde bölgenin lideri olmaya devam etti. Amerika kıtası, hem işlem sayısı hem de getirilerde EMEIA ve Asya-Pasifik’in gerisinde kalsa da ABD küresel ölçekte halka arzlarda aktif merkezlerden biri olmayı sürdürdü. Ülke bazında bakıldığında, işlem sayısında Hindistan liderliğe yükseldi; onu ABD ve Çin izledi. İşlem gelirleri açısından ise ABD ilk sırada yer alırken, onu Çin ve Hindistan takip etti. 

Küresel ölçekte 2025’te sanayi (endüstriyel) sektörü yüzde 22, teknoloji-medya-telekomünikasyon (TMT) ise yüzde 21 payla IPO gelirlerine göre öne çıkan sektörler oldu; ancak sektörel dağılım bölgelere göre farklılık gösterdi. ABD’de TMT, gelirlerin neredeyse yüzde 40’ını topladı; bunun büyük kısmı yapay zekâ altyapısını destekleyen şirketlerden geldi. Buna karşılık Avrupa’da sanayi, finansal hizmetler, gayrimenkul-konaklama ile tüketici sektörlerini içeren daha çeşitli bir dağılım görüldü. Asya-Pasifik’te ise robotik, mobilite ve endüstriyel alanlarda yapay zekâ sistemleri geliştiren büyük işlemler öne çıktı.


Yapay zekânın dönüştürücü potansiyeli ve değerleme tartışması sürüyor

Yapay zekânın dönüştürücü etkisi açık olsa da mevcut değerlemeler, “balon etkisine” girilip girilmediğine dair tartışmaları da tetikledi. Bu tartışma, özellikle yapay zekâ şirketlerinin hisse senedi performansını belirgin şekilde etkileyerek piyasa duyarlılığının merkezine yerleşti. ABD’de büyük teknoloji şirketleri, 2025’te S&P 500’ün kazançlarının yaklaşık yarısını oluşturdu; birkaç mega ölçekli yapay zekâ şirketi endeks artışının üçte birini oluşturdu. Bu yoğunlaşma yapay zekânın potansiyelini gösterirken, aynı zamanda hassasiyeti de artırıyor; sadece birkaç şirketin değerlemesindeki küçük değişimler bile geniş varlık sınıflarını etkileyebiliyor. 

Önümüzdeki dönem için küresel IPO piyasalarında temkinli bir iyimserlik hâkim. Çeviklik ve hazırlığı önceliklendiren şirketler başarılı bir şekilde konumlanabilir. Daha öngörülebilir para politikaları, genişleyen yatırımcı talebi ve iyileşen makroekonomik göstergeler bu tabloyu destekleyebilir. Yapay zekâ ve teknoloji yatırımlarındaki ivmenin sürmesi bekleniyor; bu da ölçeklenebilir iş modellerine, güçlü temellere ve ticarileşme yol haritaları net olan şirketlere sermaye akışını artırabilir. Şirketlerin altyapı yatırımları, değerleme disiplini ve piyasa absorpsiyon kapasitesi gibi zorlukları yönetmesi gerekebilir. IPO adaylarının yönetişimi güçlendirme, finansal raporlamayı iyileştirme, iç kontrolleri sağlamlaştırma ve stratejik netliği artırma konusunda proaktif olması şart.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM