Çarşamba, Şubat 11, 2026
spot_img

Kalay, metal piyasasındaki son yükselişle birlikte zirveye çıkıyor

Coface’ın kalay piyasasına ilişkin arz–talep ve fiyat analizine göre, güçlü talep ve sınırlı stokların etkisiyle kalay, yıl başından bu yana demir dışı metaller arasında en sert fiyat artışını kaydederek ton başına 50 bin dolar seviyesine yükseldi. 

Coface, kalay piyasasına yönelik değerlendirmesinde güçlü talep, düşük stoklar ve arz kısıtlarının etkisiyle fiyatların hızla yükseldiğini, arz–talep dengesinin ise 2026 itibarıyla yeniden açık verebileceğini ortaya koydu. Elektronik endüstrisinde önemli bir metal olan ve küresel talebin tek başına yüzde 50’sini oluşturan kalay, yılın başından bu yana demir dışı metaller arasında en keskin fiyat artışını gördü. Yıllık bazda yaklaşık yüzde 70 artışla, ton başına 50 bin dolar seviyesine ulaşan fiyatlar, kısa vadede ana metal borsalarındaki (LME, SHFE) düşük stoklarla bağlantılı spekülatif baskılarla ilişkilendirildi. Ancak dijital dönüşümden büyük ölçüde beslenen kalayın, özellikle Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) ve Myanmar’da arz artışı sınırlı kalması, piyasanın dengesini zorluyor. Bu durum ise 2026 gibi erken bir tarihte, piyasanın 2021’den bu yana ilk kez yeniden arz açığıyla karşı karşıya kalabileceğine işaret ediyor.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface sektör ekonomisti Simon Lacoume ise fiyatlardaki yükselişin arkasında yapısal bir talep dinamiği olduğuna dikkat çekiyor. Lacoume, veri tabanlı teknolojilere yönelik artan ihtiyacın kalay tüketimini hızlandırdığını vurgulayarak, “Veri odaklı teknolojilere olan talebin son dönemde kalay fiyatlarındaki artışa neden olduğu şüphesiz. Yılın ilk yarısında ortalama fiyatların yaklaşık 45 bin dolar/ton seviyesinde, yıllık bazda yüzde 40 artışla seyretmesini bekliyoruz” dedi.


“Demir dışı metaller enerji ve dijital dönüşümün etkisiyle yükselişini hızlandırıyor”

Kalaydaki bu sert yükselişin, aslında demir dışı metaller genelindeki daha geniş ölçekli toparlanmanın bir parçası olarak öne çıktığını belirten Lacoume, “Bakırdan alüminyuma, nikelden diğer baz metallere kadar birçok emtiada son aylarda güçlü bir fiyatlanma görülürken, özellikle ocak ayıyla birlikte yukarı yönlü ivme daha da belirginleşti. London Metal Exchange (LME) Endeksi 2025’te 2024’e kıyasla yalnızca yüzde 6 artış kaydetse de yıllık bazda bakıldığında yüzde 34’lük yükselişle sektör genelinde dikkat çekici bir performansa işaret ediyor. Bu tabloyu yalnızca enerji dönüşümüne yönelik yatırımlarla açıklamakta yetersiz kalıyor. Veri merkezleri ve yarı iletkenler gibi metal yoğunluğu yüksek alanlarda hız kazanan dijital dönüşüm ile birlikte artan spekülatif işlemler de fiyatları yukarı taşıyan temel faktörler arasında yer alıyor. Elektronik sanayinin ana girdilerinden biri olan kalay ise hem arz kısıtları hem de güçlü talep nedeniyle bu eğilimin en çarpıcı örneklerinden biri olarak ayrışıyor” ifadelerini kullandı. 


“Ortaya çıkan arz açığı büyürken, Çin’in hakimiyeti devam ediyor”

Arz tarafındaki görünümün ise talep artışını karşılamakta zorlanan daha kırılgan bir tabloya işaret etiğini belirten Lacoume, konuyla ilgili “Küresel rafine kalay üretiminin 2026’da yüzde 3 büyümesi beklenirken, aynı dönemde talebin yüzde 3,5 artacağı öngörülüyor. Bu dengesizlik, piyasanın daha bu yıl itibarıyla arz açığı vermeye başlamasına ve açığın önümüzdeki yıllarda da devam etmesine yol açabilecek bir risk oluşturuyor. Uzun vadede ise en kritik sorun, mevcut maden sahalarının giderek tükenmesi nedeniyle madencilik kapasitesinin genişletilmesinde yaşanacak zorluklar olarak öne çıkıyor; bu durum tüm değer zinciri için yapısal bir kırılganlık yaratıyor” dedi. 

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM