GÜLCİHAN ALTINKAYA
Ege Sigorta Acenteleri Derneği Başkanı Ersoy Kocamanoğlu, yağışın oluşturduğu hasarın Menderes, Bayındır, Torbalı ve Menemen gibi derelerin olduğu ve denize yakın yerlerde daha da yoğunlaştığını belirtti
Son günlerde artan yoğun yağışlar nedeniyle İzmir’de denize yakın yerlerde tarla ve bahçeler su içinde kaldı. Oluşan tahribat nedeniyle sigorta şirketlerine de hasar ihbarları arttı. Ege Sigorta Acenteleri Derneği Başkanı Ersoy Kocamanoğlu, Ticaret Gazetesi’ne konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sorularımızı yanıtlayan Kocamanoğlu, yüksek yağışlar nedeniyle Menderes, Gümüldür, Kuşadası ve çevresinde dere yatağına yakın riskli sel bölgelerinden yoğun konut ve araç hasar ihbarı geldiğini ifade etti.
Son günlerde İzmir ve çevresinde yaşanan yoğun yağışları sigortacılık açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
İzmir merkez başta olmak üzere Menderes, Gümüldür, Kemalpaşa, Torbalı, Bayındır, Menemen ve Kuşadası çevresinde yaşanan yoğun yağışlar artık geçici bir hava olayı değil, tekrar eden bir risk haline geldi. Özellikle dere yataklarına yakın bölgelerde ve denize yakın alanlarda su baskınları daha yoğun yaşanıyor. Bu durum sigorta şirketlerine gelen hasar ihbarlarını artırmış durumda. Hem konut hem iş yeri hem de araç hasarlarında artış var. Tarım alanlarında ise tarlaların ve seraların su altında kalması nedeniyle ciddi zararlar oluşuyor.

Hasarlar en çok hangi bölgelerde yoğunlaşıyor?
Hasarlar özellikle Menderes ve Gümüldür hattında, Torbalı ve Menemen ovalarında, Bayındır ve Kemalpaşa kırsalında yoğunlaşıyor. Kuşadası kıyı şeridinde ise fırtına ile birlikte su baskınları daha etkili oluyor. Bu bölgelerin ortak özelliği dere yataklarına yakın olmaları, tarım faaliyetlerinin yoğun olması ve bazı yerleşimlerin deniz seviyesine yakın konumda bulunması. Toprak suya doyduğu için hem su baskını hem de zemin kaymaları görülebiliyor.
Sigorta yaptıranlarla yaptırmayanlar arasında nasıl bir fark oluşuyor?
Fark çok net ve belirgin. Sigorta yaptıran kişi hasar sonrası süreci daha kontrollü yönetir. Hasar ihbarı yapılır, eksper inceleme yapar ve zarar belirlenir. Ortalama bir ay içinde ödeme gerçekleştirilir. Kişi mal varlığını ve işini koruma altına almış olur. Sigorta yaptırmayan kişi ise zararı kendi imkanlarıyla karşılamak zorunda kalır. Birikimini kaybedebilir, borçlanabilir, iş yerini kapatma riskiyle karşı karşıya kalabilir. Özellikle sel gibi büyük zarar veren olaylarda maddi yıkım çok ağır olur. Afetin kendisi birkaç saat sürer ama ekonomik etkisi yıllarca devam edebilir.

Bazı sigorta şirketlerinin belirli bölgelerde poliçe düzenlemeyi durdurduğu doğru mu?
Riskin çok yükseldiği bazı lokasyonlarda şirketler geçici olarak teminat sınırlandırmasına gidebiliyor. Özellikle dere yatağına çok yakın bölgelerde, hasar ihtimali arttığında daha temkinli davranılabiliyor. Bu durum aslında riskin ciddiyetini gösteriyor. Yağışın yoğun olduğu ve hasar ihtimalinin yükseldiği bölgelerde sigorta şirketleri daha dikkatli hareket etmek zorunda kalıyor.
Tarım alanlarında durum nasıl? Çiftçiler açısından tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
İzmir ve Aydın hattı önemli bir tarım bölgesidir. Torbalı ovası, Menemen Gediz deltası, Bayındır üretim alanları, Menderes ve Gümüldür seracılık bölgeleri ile Kuşadası kırsalı yoğun üretim yapılan alanlardır.
Aşırı yağış; ürün kaybına, çürümeye, toprak kaymasına, seraların zarar görmesine, hasadın gecikmesine neden olabiliyor. Türkiye’de tarım sigortaları devlet destekli sistem olan TARSİM kapsamında yapılıyor. Devlet primin bir kısmını karşılıyor ve çiftçinin sigortaya erişimini kolaylaştırıyor. Sigortalı çiftçi zarar gördüğünde üretime devam edebiliyor. Sigortasız çiftçi ise sezon gelirini tamamen kaybedebiliyor. Bu da hem çiftçiyi hem de ülkenin gıda üretimini etkiliyor. Tarım sigortası sadece çiftçiyi değil, üretim zincirini koruyan bir güvence sistemidir.

Toplumda risk algısı değişiyor mu?
Evet, risk algısı olaylara bağlı olarak değişiyor. Deprem olduğunda deprem sigortası konuşuluyor, kuraklık olduğunda tarım sigortası gündeme geliyor, şimdi ise aşırı yağış ve sel riskini konuşuyoruz. Ancak sigorta, risk ortaya çıktıktan sonra değil, ortaya çıkmadan önce yapılması gereken bir güvencedir. Yaz aylarında sel konuşulmayabilir ama risk ortadan kalkmaz, sadece şekil değiştirir. Sigorta bir gider değildir. Sigorta, varlıkları koruyan bir güvence sistemidir.
Son olarak vatandaşlara ne söylemek istersiniz?
İzmir, Menderes, Kemalpaşa, Torbalı, Bayındır, Menemen ve Kuşadası hattı artık yoğun yağış ve sel riski taşıyan bölgeler arasında yer alıyor. Afetleri engellemek mümkün olmayabilir. Ama maddi yıkımı önlemek mümkündür. Sigorta yaptırmak bir tercih değil, bilinçli bir sorumluluktur. Risk gerçekleşmeden önce alınan önlem, sonradan yaşanacak kayıpları engeller.

