Çarşamba, Şubat 18, 2026
spot_img

Yavan Habercilik…

Televizyonda haber programlarında sunucunun rolü önemli. Genelde sunucunun eline, önüne haberler yazılı olarak verilir, onlar da kendi üsluplarıyla haberleri seyirciye ulaştırır. Birçok TV’de bu haberleri hazırlayan bir ekip vardır, onlara haber masası denir.  Televizyonların bir kısmı ajanslardan gelen görüntüler ve metinler arasından seçim yapar. Bir kısmı da özel ajanslardan seçilip paket haline getirilmiş haber sunuşlarını zahmete girmeden aktarırlar. İzleyici haberi izlerken aklına bazı sorular gelir ama haberde bu soruların yanıtı genelde verilmez maalesef. 

Bir örnek vereyim; Pazar sabahı Sözcü TV’yi seyrediyordum. Sabah Kahvesi programında Ceylin Çağatay haberleri veriyordu. Haberlerden birisi Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesindeki öğrenci yurdu açılışında hazır bulunan öğrencilerle konuşması idi. Bir kız öğrenci Erdoğan’a biz birçok 28 şubat yaşadık dedi. Erdoğan’ın ziyareti sırasında öğrencilerin kampusa girişinin engellendiği, eğitimin uzaktan yapıldığı, öğrenci diye seçilen birkaç kişinin kimliği konusuna girmiyorum. Verilen sahnede Erdoğan’ın çevresinde birkaç kişi var, ikisi de konuşan öğrenciler. Ceylin Çağatay haberi sundu geçti.

Aklıma hemen şu soru geldi, bu kız öğrenci neden 28 Şubat dedi.  Okuyan bir öğrenci 18 – 22 yaş aralığında olabilir.  22 Yaşında olsa doğumu 2004. Oysa 28 Şubat 1997’de Tansu Çiller’in başbakanlığı döneminde yaşandı. Muhtemelen bu kız öğrencinin anne babası tanışmamıştı bile. Peki, bu çocuk 15 yaşına geldiği zaman 2019 yılında 28 Şubat’ı öğrenebilecek durumda olabilir mi?  1997’lerde İstanbul Üniversitesinde eğitime başörtü ile girmeme baskısı vardı. Boğaziçi üniversitesinde böyle bir baskı hiç olmadı. 1968’de ODTÜ’de iken bizde de sınırlama yoktu. Öğrenciler arasında bizim başörtülü arkadaşlarımız vardı. 

Haber masası bu haberi gözden geçirip sunucu Ceylin’e verirken iki dakika zaman ayırsalar, belki haberin bu kısmını vermeyecekler veya o dönemde Boğaziçi’nde kılık kıyafet serbestisi olduğunu söyleyeceklerdi. 28 Şubat’ı yaşadık diyen kız öğrenciye bu konuşma metninin “genel merkez propaganda takımı” tarafından verildiği açık. Zaten eline soru verilmeyen hiçbir programda Erdoğan’a sorulamıyor ne TV’de, ne uçaktaki basınla konuşmada ne de özel toplantılarda.

Başörtüsü konusu zaman içinde türbana evrildi. Birçok yerde tartışıldı. Sanırım bu konu artık rafa kalktı. CHP Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı döneminde hak, hukuk, adalet eylemleri yaptı. Birçok kesimle helalleşmeye çalıştı. Bir dönem CHP ‘de bu konuda tepkili olanlar konunun giyim değil fikir olduğunu öğrenmiş oldular.

Erdoğan bu konuyu 2002’de başlayan seçim dönemlerinde ortaya attığı zaman bazı kesimlerden destek aldı. Bugün her partide her türlü giysiyi taşıyan partililer ve seçmenler var. 

Önceleri ayrıştırma ile kendi seçmenini “kilitlemek” için bu tür söylemler kullanılırdı.   Bugün de farklı konularda farklı üsluplar kullanılıyor. Ancak karşı partiler de konu kendilerine karşı kullanılmasın diye benzer üslupları da kullanabiliyorlar. Gerçek olan şu ki halkın hafızası kısa süreli olduğu için, bugün söylediğinizin tersini bir süre sonra söylediğinizde yandaşlarınızdan alkış almaya devam ediyorsunuz.

Haber masasından yani editörden sunucuya “geldiği gibi oku haberi” diye yollamak yerine ayırdığımız zamana saygı duyularak bilgilendirici haberler düzenlemelerini bekliyoruz.

Önceki İçerik

İskender Odabaşoğlu

Diğer Yazarlar