Türkiye, jeolojik yapısı ve coğrafi konumu nedeniyle deprem başta olmak üzere çok sayıda doğal afet riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Mplus Türkiye, kriz anlarında hızlı, koordineli ve insan odaklı hareket edebilen, kurumsal dayanıklılığı merkeze alan kapsamlı bir modelle hizmet verdiğini açıkladı
Afetler, insan hayatını, fiziki yapıları, hizmet sürekliliğini ve toplumsal güven duygusunu da doğrudan etkiliyor. Bu tablo kurumların krizlere hazırlıklı olmasını ve sürdürülebilir yapılar kurmasını kritik bir gereklilik haline getiriyor. Afet ve acil durum yönetimini; tüm iş süreçlerine entegre ettiğini ifade eden Mplus Türkiye, kriz anlarında hızlı, koordineli ve insan odaklı hareket edebilen, kurumsal dayanıklılığı merkeze alan kapsamlı bir modelle hizmet verdiğini açıkladı.
Türkiye’nin afet riski yüksek bir coğrafyada yer alması, şirketler açısından afet planlaması ve koordinasyonu kurumsal yönetimin öncelikli başlıkları arasına taşıyor. Hizmet sürekliliği, çalışan güvenliği ve toplumsal sorumluluğun birlikte ele alınması gereken bu çerçevede, afet ve acil durum yönetimi organizasyonel karar alma süreçlerinde belirleyici bir rol üstleniyor. Bu bilinçle Mplus Türkiye, afet ve acil durum yönetimini insan kaynakları politikalarından hizmet kalitesi standartlarına, teknolojik altyapıdan iş sürekliliği yaklaşımlarına kadar tüm iş süreçlerine entegre ederek; çalışan güvenliğinden operasyonel sürekliliğe, hizmet kalitesinden paydaşlarla geliştirilen iş birliklerine uzanan bütüncül bir model oluşturuyor. Böylece kriz anlarında hızlı, koordineli ve insan odaklı hareket edebilen bir yapının oluşmasına katkı sağlanıyor.
“Afetlere karşı hazırlıklı olmanın temelinde, bilinçli olmak yer alıyor”
Afetlere karşı hazırlıklı olmanın temelinde bireysel ve toplumsal bilincin yer aldığını belirten Mplus Türkiye İnsan Kaynakları, Hizmet Kalitesi, İdari İşler ve Satın Alma Genel Müdür Yardımcısı (CHRO) Barış Şanlıoğlu, “6 Şubat 2023’te 10 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, Malatya lokasyonumuzda yaşanan süreçte önceliğimizi çalışanlarımıza ve ailelerine verdik. İnsan hayatını ve psikolojik iyilik halini, operasyonel göstergelerin önünde konumlandırdık. İlk günden itibaren lokasyonumuzu güvenli alanlara dönüştürerek çalışanlarımızın, ailelerinin ve ihtiyaç duyanların yanında olduk. Bu süreçte temel ihtiyaçların karşılanmasının yanı sıra, çalışanlarımız ve aileleri için psikolojik destek programlarını da devreye aldık. Yaşanan zorlu dönemde dayanışmayı güçlendiren ve insan odaklı bir yaklaşımla hareket etmeyi sürdürdük” dedi.
Olası riskler önceden analiz ediliyor
Afet ve kriz yönetiminin şirketin kurumsal kültürünün temel unsurlarından biri olduğunu söyleyen Şanlıoğlu, “Olası riskleri önceden analiz ediyoruz. Çalışan güvenliğini önceliklendirerek, operasyonel sürekliliği destekleyen uygulamalarımızla kriz anlarında hızlı ve koordineli hareket edebilecek bir organizasyon yapısı kurguluyoruz. Bu nedenle afetlere hazırlıklı olmak, sürekli canlı tuttuğumuz bir refleks. Riskleri öngörerek senaryolar üzerinden çalışıyor, güçlü bir teknolojik altyapıyla süreçlerimizi destekliyoruz. Bu sayede kriz anlarında hızlı karar alabilen, koordinasyonu güçlü ve güvenli bir şekilde hareket edebilen bir yapı oluşturduk. Çalışanlarımızın güvenliğini, hizmet sürekliliğini ve paydaşlarımıza sunduğumuz değeri aynı anda gözeterek, olağanüstü durumlarda da operasyonlarımızı sağlıklı biçimde sürdürebiliyoruz” diye konuştu.

