
SEDA GÖK / TİCARET SOHBETLERİ
Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Yönetim Kurulu Başkanı Şener Gençer: Üretmekten başka çıkış yolumuz yok
Üretim politikasızlığı, yerli hammadde üretiminin çok yetersiz olması ve ithalata olan yüzde 90’ın üzerindeki bağımlılık ve dağınık geri dönüşüm yapısı Türk plastik sektörünü kırılgan bir noktaya taşıdı.
Avrupa kapıyı sınırda karbon düzenlemeleriyle kapatırken, tüm evsel ve endüstriyel artıklar paha biçilmez değerde bir hammaddeye dönüşmüşken; İstanbul merkezli yapıdan çıkıp bölgesel güçlenmeye, kümelenmeye ve katma değerli üretime geçilmezse sektör rekabet gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya. Kuralların eşit uygulanmadığı, planlamanın yapılmadığı bir ortamda sürdürülebilir büyüme mümkün olmadığına dikkat çekiliyor.
Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdikleri Olağan Genel Kurul’da güven tazeleyen Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Yönetim Kurulu Başkanı Şener Gençer, TİCARET Sohbetleri köşemin bu hafta konuğu oldu. Gençer, plastik sektöründe geri dönüşüm için ulusal seferberlik çağrısı yaptı. “Türkiye’nin üretmekten başka çaresi yok” diyen Gençer ile sektörde yaşanan gelişmeleri, yaşanan sorunları ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri üzerine konuştuk.
▶︎ Plastik sektörünün en büyük yapısal sorunu nedir? Ege Bölgesi özelinde nasıl bir tablo görüyorsunuz?
Plastik sektörü üretim kapasitesi açısından güçlü bir sektör. Avrupa’da Almanya’dan sonra ikinciyiz, dünyada yedinci büyük üreticiyiz. Ancak bu tabloya rağmen en büyük yapısal sorunumuz hammadde bağımlılığı.
Ürettiğimiz mamullerin yaklaşık yüzde 70’inin hammaddesi ithal. İhtiyacımızın yalnızca küçük bir bölümünü yerli üretimle karşılayabiliyoruz. Bu da bizi döviz dalgalanmalarına karşı savunmasız bırakıyor. Kur politikası, euro-dolar dengesi ve enerji maliyetleri birleşince ihracatçının rekabet gücü ciddi biçimde zayıflıyor.
Ege özelinde ise ayrı bir konu var. Bölge üretimde güçlü olmasına rağmen ihracatta İstanbul merkezli yapıya bağlı. Bu da potansiyelimizi sınırlayan bir durum.
▶︎ Ege’de Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde ayrı bir Kimya İhracatçı Birliği kurulmasını yıllardır konuşuyoruz. Bu neden önemli ve neden bu konuda süreç ağır ilerliyor?
Ege, Kimya ve Plastik sektörlerinde Türkiye’nin en güçlü ikinci bölgesi. Liman altyapısı, büyük sanayi kuruluşları ve üretim kapasitesi ortada. Buna rağmen tüm ihracat kayıtlarımız İstanbul’dan geçiyor.
Bu sadece sektörel değil, stratejik bir mesele. Türkiye’nin dengeli kalkınması için üretim merkezlerinin kendi bölgelerinde temsil edilmesi gerekir. Her şeyin İstanbul’a bağlı olması hem ekonomik hem sosyal açıdan riskli. Bölgesel ihracatçı birlikleri, karar alma süreçlerini hızlandırır ve üretim gücünü daha görünür kılar. Bu konuda geçmişte girişimlerimiz oldu. Destek bulamadık. Ancak bu konuyu gündemde tutmaya devam edeceğiz.
▶︎ Hammadde bağımlılığını azaltmak için ne yapılmalı? Sektörden “Beş yeni petrokimya tesisine ihtiyaç var” değerlendirmelerini okuyoruz. Bu talep gerçeği ne ölçüde yansıtıyor?
Petrol ve doğalgaz zengini bir ülke değiliz ama bu kadar yüksek ölçekte dışa bağımlı olmak da doğru değil. En az beş yeni petrokimya tesisi demek, ihtiyacın yüzde 35–40’ını yerli üretimle karşılamak demek. Avrupa’daki pek çok ülkenin de petrol kaynakları yok ama çok güçlü petrokimya tesisleri var. Çünkü stratejik planlama yapıyorlar. Biz de planlama yapmak zorundayız. Geçmişte bu yatırımlar yapıldıysa bugün de yapılabilir. Bu mesele sadece sektörün değil, ülkenin ekonomik güvenliğiyle ilgili.

▶︎ Geri dönüşüm konusunda nasıl bir karnemiz var?
Geri dönüşüm artık çevresel değil, ekonomik bir zorunluluk. Avrupa kaynağında temiz şekilde ayrıştırdığı plastik atığını artık ihraç etmiyor; kendi işliyor. Çünkü atık değerli bir kaynak haline geldi. Türkiye’de geri dönüşüm sanayisi var ancak kalite sorunu ciddi. Küçük, dağınık ve çoğu zaman ruhsatsız tesislerde üretim yapılıyor. Kaynağında ayrıştırma yeterli değil. Atıklar karışık toplanınca değerini kaybediyor. Bu alanda ulusal bir seferberlik gerekiyor. Geri dönüşüm siyaset üstü ele alınmalı. Depozito sistemi ülke genelinde uygulanmalı. Kaynağında ayrıştırma zorunlu olmalı. Cezai yaptırımlar net uygulanmalı. Atık bir hazine. Biz hâlâ bunu çöp gibi görüyoruz.
▶︎ Geri dönüşüm özelinde Plastik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi önerinizin amacı nedir?
Dağınık yapı kaliteyi düşürüyor ve çevresel risk yaratıyor. Plastik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulursa; geri dönüşüm teknik altyapıyla yapılır. Kalite standardı yükselir. Denetim kolaylaşır. Çevre zarar görmez. Düşük kaliteli plastikler park-bahçe mobilyası, yer döşemesi gibi ürünlere dönüştürülerek ekonomiye kazandırılır. Biz hammaddede döviz ödüyoruz. Sonra atığı yakarak yok ediyoruz. Bu ekonomik olarak da mantıklı değil.
▶︎ Karbon ayak izi ve Avrupa düzenlemeleri konusunda firmalar hazır mı?
Hazır olmak zorundayız. İhracatımızın önemli kısmı Avrupa’ya gidiyor. Bu kurallar uygulanacak. Dernek olarak karbon ayak izi hesaplamaları konusunda ciddi projeler yürüttük. Ancak sektör genelinde hâlâ “son günü bekleme” yaklaşımı var. Bu riskli. En önemli konu şu; kurallar herkese eşit uygulanmalı. Aksi halde kurallara uyan firmalar dezavantajlı hale gelir.

▶︎ Nitelikli ara eleman sorunu ne durumda?
Ciddi bir sorun var. Meslek liselerinde ve üniversitelerde plastik bölümleri mevcut ama bilinçli tercih yapılmıyor. Laboratuvar ve ekipman eksiklikleri var. Mesleki eğitim güçlenmeden sanayi güçlenemez. Japonya, Almanya ve Güney Kore bunu yaptı. Biz de yapabiliriz. Erken yaşta teknik eğitime önem vermeliyiz.
▶︎ Önümüzdeki beş yılda Ege plastik sanayi, büyüme hikâyesini nasıl yazacak?
Son iki yılda KOBİ’ler ciddi yara aldı. Yatırım iştahı düştü. Artık küçük ve dağınık yapı ile ilerlemek zor. Kümelenme modeli önemli. Orta ve büyük ölçekli yapıya geçmemiz gerekiyor. Katma değerli üretim şart. Sektörümüzün kilogram başı ihracat değeri 1,5–2 dolar seviyesinde. Türkiye ortalamasının üzerindeyiz ama yeterli değil. Küresel rekabet için birlikte hareket etmeyi öğrenmeliyiz.
▶︎ Finansman ve yatırım ortamı hakkında ne söylemek istersiniz?
Yüksek faiz ortamında yatırım yapmak çok zor. Sanayinin büyük bölümü ayakta kalma mücadelesi veriyor. Bu yaralar kısa sürede kapanmaz. Türkiye’nin tek çıkışı üretimdir. Rantla, mevduatla ya da spekülasyonla kalkınma olmaz. Üretim politikamız net olmalı ve uzun vadeli planlama yapılmalı.
Plastik atıklar kent mobilyasına dönüşecek: İzmir’den Türkiye’ye model proje
▶︎ İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte kent mobilyaları üretimine yönelik bir çalışma yürütmek istediğinizi ifade etmiştiniz. Bu projeyi biraz açar mısınız?
Yaklaşık üç yıl önce Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın açtığı Kümelenme çağrısına başvurarak bu çalışmayı başlattık. Amacımız; küçük ve dağınık çalışan geri dönüşüm işletmelerini daha organize bir yapıya taşımak ve geri dönüştürülemeyecek seviyeye gelmiş plastik atıkları ekonomiye yeniden kazandıracak bir model geliştirmekti. Projeyi üniversite iş birliğiyle hazırladık. Bakanlık nezdinde sunum yaptık ve oldukça olumlu geri dönüş aldık. Ancak o dönemde ekonomik koşullar ağırlaştı ve proje uygulamaya geçemedi. Yerel seçimlerin ardından Yönetim Kurulu olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nı ziyaret ettik. Bu projeyi kendisine özetledik. İlgi gösterdi ve ilgili birimlere yönlendirdi. Belediye teknik ekipleriyle detaylı görüşmeler yaptık. Şu anda İBB bu modeli uygulamaya alma yönünde karar vermiş durumda. Bu bizim için çok önemli çünkü Türkiye’de ilk kez İzmir’de uygulanabilecek bir modelden söz ediyoruz.

▶︎ Projenin teknik içeriği nedir? Tam olarak ne üretilecek?
Mekanik geri dönüşümle tekrar granül kalitesine getirilemeyen, yani klasik yöntemle hammaddeye dönüştürülemeyen plastikler var. Bugün bunların önemli bir kısmı yakma tesislerine gönderiliyor. Biz diyoruz ki: Bu malzemeler tamamen değersiz değil.
Belirli gruplar halinde ayrıştırılıp teknik olarak eritilip bloklanarak; park ve bahçe mobilyaları, kent mobilyaları, yer döşemeleri, inşaat alt yapı malzemeleri ve çit sistemleri ve hatta bazı ülkelerde görüldüğü gibi elektrik direkleri üretilebilir. Avrupa’da bu model başarıyla uygulanıyor. Almanya, İngiltere, Belçika gibi ülkelerde düşük kaliteli plastik atıklar kereste veya beton alternatifi olarak kullanılıyor. Eğer bu düşük kaliteli plastikleri tekrar ürün haline getirirsek döviz tasarrufu sağlarız. Yerli üretimi artırırız. Belediyeler kendi kent mobilyasını kendi atığından üretmiş olur. Çevresel yük azalır. Bu hem ekonomik hem çevresel bir kazanım.
Plastik sektörünün öncelikli talepleri…
- Ege ihracatçı Birlikleri bünyesinde ayrı bir Kimyevi Madde ve Mamulleri İhracatçı Birliği kurulması
- Yeni petrokimya yatırımlarının yapılması
- Ulusal geri dönüşüm seferberliği
- Plastik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi
- Katma değerli üretim ve kümelenme destekleri
- Karbon düzenlemelerinde net ve eşit uygulama
- Uygun finansman ve öngörülebilir ekonomi politikası
- Mesleki eğitime güçlü yatırım

