Mevcut endüstriyel kirliliğin yüzde 70’inin arıtılmadan Marmara Denizi’ne akıtıldığını söyleyen Prof. Dr. Mustafa Sarı, “Marmara Denizi’ne arıtılmamış 1 litre atık bile akıp gitmemeli. Aksi halde gelecek yıl müsilaj bizim artık günlük ya da yıllık rutinimiz haline gelebilir” dedi
SEREN KARAŞAHİN
Marmara Denizi’nin 2021 yılında müsilajla kaplanmasından sonra Marmara Denizi Eylem Planı hayata geçirildi. Bununla beraber sürdürülen çalışmalarla Marmara’daki müsilajın diğer adıyla deniz salyasının deniz tabanı ve kıyılardaki varlığı azaldı. Uzmanlar, geçmişte yapılan uygulamalardan olan atık suların arıtılmadan denize aktarılması ve kontrolsüz avcılığın devamı halinde müsilajın bir döngü olarak her yıl rutin haline gelebileceğini söylüyor. TİCARET Gazetesi’ne açıklamalarda bulunan Akademisyen Prof. Dr. Mustafa Sarı, denizdeki azot ve fosfor oranının fazla olmasının ekosistemi kısır bir döngüye soktuğunu ve tabanda yer alan yosun olarak adlandırılan makro alglerin çoğalmasına sebebiyet verdiğini belirtti. Marmara Denizi’ndeki azot ve fosfor yükünün yüksek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sarı, “Hala mevcut endüstriyel kirliliğin yüzde 30’unu arıtıyoruz. Geri kalan yüzde 70’ini hiç arıtmadan Marmara Denizi’ne gönderiyoruz. Evsel atık suların yüzde 51’ini arıtıyoruz. Yani her iki kişiden bir tanesinin Marmara’nın çevresinde evsel atık suyu arıtılmadan denize boca oluyor. Denizcilik atıkları ve tarımsal atıkların hepsini beraber düşündüğümüzde Marmara’nın çevresinde çok yüksek bir atık yükü var” dedi.

“Müsilaj rutin hale gelebilir”
Marmara Denizi’ne arıtılmamış su atılmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Sarı, “Marmara Denizi’ne bir damla bile atığı vermemeliyiz, arıtılmamış bir damla 1 litre bile akıp gitmemeli. Bunları yaparsak deniz ekosistemi sağlıklı hale gelmeye başlar. Aksi halde müsilaj bizim kör döngümüz haline gelir. Önümüzdeki yıl müsilaj bizim artık günlük ya da yıllık rutinimiz haline gelebilir” ifadelerini kullandı.
