Cuma, Mart 6, 2026

“Gümrük Birliği için lobi şart” 

Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, “İster Amerika’da olsun ister Avrupa’da olsun, karar vericiler emekli olunca lobi şirketleri kuruyorlar. Onlar sorunların nasıl çözüleceğini bizden daha iyi biliyorlar. Türk iş dünyası ve STK’lar bu bütçeyi ayırmalı” dedi

Sosyal medya platformu YouTube’da yayın hayatına başlayan Kayra TV’de, Meliha Okur’un hazırlayıp sunduğu “Meliha Okur ile Anlat Bana” programına Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu konuk oldu. Programda Türk tekstil ve hazır giyim sektörünün küresel rekabeti, üretimin yurtdışına kayma eğilimi, markalaşma stratejileri ve Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği ilişkisi masaya yatırıldı. Orakçıoğlu, Türkiye’nin küresel değer zincirinde düşük fiyatlı üretim yerine yüksek katma değerli ürünlerle var olması gerektiğini vurgularken, Avrupa Birliği ile ticari ilişkilerde yaşanan eşitsizliklere dikkati çekti. 

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği ilişkisi, programın önemli başlıklarından birini oluşturdu. Orakçıoğlu, Avrupa Birliği’nin bugüne kadar 76 ülke ile serbest ticaret anlaşması imzaladığını hatırlatarak Türkiye’nin bu durumdan kaynaklanan önemli bir dezavantaj yaşadığını söyledi. Orakçıoğlu, “Türkiye bu ülkelerin sadece 24’üyle karşılıklı eşit ticaret yapabiliyor. Geri kalan 52 ülke bize gümrük bariyerleri koyabiliyor. Ama biz Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği içinde olduğumuz için bu ülkelere aynı şekilde karşılık veremiyoruz. Bu durum ticarette ciddi bir eşitsizlik yaratıyor” dedi.


“Gümrük Birliği güncellenmeli, lobi şart”

Gümrük Birliği kararının dönemin şartlarında önemli bir adım olduğunu belirten Orakçıoğlu, ancak günümüz koşullarında mutlaka güncellenmesi gerektiğini söyledi. Orakçıoğlu, “Bugün siyaset, bürokrasi ve sivil toplum kuruluşlarının ortak bir şekilde bu konuyu Türkiye’nin ana gündem maddesi haline getirmesi gerekiyor. Bu haliyle sürdürülebilir bir ticaret yapısı değil” diye konuştu. Türkiye’nin uluslararası ticarette daha güçlü bir pozisyon elde edebilmesi için profesyonel lobi faaliyetlerinin önemine dikkati çeken Orakçıoğlu, “Bizim şu anda mesela savunma sanayinde olsun farklı sektörlerdeki gücümüz giderek artıyor. Avrupa’nın bize ihtiyacı var. Ama tekrar tekrar söylüyorum birçok şey aslında lobi şirketlerinin elinde. Neden? İster Amerika’da olsun ister Avrupa’da olsun karar vericiler emekli olunca lobi şirketleri kuruyorlar. Onlar o sorunların nasıl çözüleceğini bizden daha iyi biliyorlar. Diyelim ki 5 yıl önce 10 yıl önce bu konuda karar verici olanlar sorunların nasıl çözüleceğini aslında bizden daha iyi biliyorlar. O fonu o bütçeyi de ayırmak gerekiyor. Bunu da iş dünyasının ve sivil toplum örgütlerinin yapması gerekir. Geçmişte benzer sorunlar yaşadığımızda bir ayağımız Washington’da, bir ayağımız Brüksel’de, bir ayağımız da Dünya Ticaret Örgütü’nün bulunduğu Cenevre’de olurdu. Profesyonel lobi şirketleriyle çalışır, sorunları çözmek için aktif bir diplomasi yürütürdük. Türkiye’nin yeniden böyle bir stratejiye ihtiyacı var” dedi. 

Bu sürecin yalnızca devlet tarafından yürütülemeyeceğini belirten Orakçıoğlu, iş dünyası örgütlerinin de sorumluluk alması gerektiğini ifade etti. Orakçıoğlu, “TOBB, TİM, DEİK, TÜSİAD, MÜSİAD gibi kurumlar deneyimli kadrolarıyla bir araya gelmeli ve bu konuyu ortak bir proje haline getirmeli. Ticaret Bakanlığı’nın güçlü bir teknik altyapısı var. Ama sivil toplumun da aktif olması gerekiyor” ifadelerini kullandı. 


“2 dolara tişört satmak bizim işimiz olmasın”

Tekstil ve hazır giyim sektörünün üretim için yatırımlarını yurt dışına kaydırması konusuna değinen Orakçıoğlu, “Biz burada aslında ne yapılması gerektiğini biliyoruz da nasıl yapılması gerektiği konusunda biraz ders çalışmamız gerekiyor. Yani Mısır’a niye gidiyorlar tartışmasını bırakalım. Ölçek için gidiyorlar. O segment artık bizim segmentimiz değil. Dünya değerler ekonomisine gidiyor. Değerler ekonomisine giden bir dünyada 2 dolara tişört satmak, 5 dolara pantolon satmak bizim işimiz olmasın zaten. Geçti gitti o. Biz 2 dolara tişörtü bırakalım” ifadelerini kullandı. 

Orakçıoğlu, Türk hazır giyim ve tekstil sektörünün küresel rekabette güçlü bir konumda olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Bugün tartışmamız gereken konu üretimin başka ülkelere kayması değil. Dünya değer ekonomisine geçiyor. Türkiye de bu dönüşümde katma değerli üretim ve güçlü markalarla yerini sağlamlaştırmalı.”


“Türk markaları artık küresel rekabette eşit konumda”

Orakçıoğlu, Türk markalarının küresel moda sahnesinde giderek daha görünür hale geldiğini ifade etti. Uluslararası iş ortaklarıyla ilişkilerin geçmişe kıyasla tamamen değiştiğini belirten Orakçıoğlu, “Eskiden Avrupa’daki büyük şirketlerden randevu almak bile zordu. Kapılarda bekletildiğimiz dönemler oldu. Ama bugün artık aynı masada eşit bir iş ortağı olarak oturabiliyoruz. Bu değişim Türkiye’nin üretim gücünün ve markalaşma çabasının bir sonucudur” ifadesini kullandı. 

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM