Cumartesi, Mart 7, 2026

EY: Hurda, Hindistan’ın düşük emisyonlu çelik üretiminde stratejik hammadde haline geliyor

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) demir çelik sektörüyle ilgili Türkiye’den ve dünyadan haberlerin olduğu bir bülten yayınladı. Bu bültende Ernst & Young (EY) şirketinin Hindistan’daki çelik üretimiyle ilgili raporu yer aldı. Buna göre, Hindistan’ın net sıfır hedeflerine ilerlemesiyle birlikte çelik sektöründe önemli bir dönüşümün beklendiği ve hurdanın, gelecekte en kritik hammaddelerden biri haline geleceği belirtildi. EY Hindistan tarafından yayımlanan bir rapora göre, hurda kullanımının artırılmasının yalnızca çevresel bir adım olmadığı, aynı zamanda ithalat bağımlılığını azaltarak tedarik zincirlerini güçlendirdiği ve karbonsuzlaşan küresel çelik piyasasında rekabet avantajı sağladığı ifade edildi.

Raporda demir hurdasının; hâlihazırda indüksiyon ocakları, elektrik ark ocakları ve dökümhanelerde kullanıldığı, ancak Hindistan’da hurdanın ham çelik üretimindeki payının yaklaşık yüzde 23 seviyesinde kaldığı belirtiliyor. Bu oranın yüzde 32 olan küresel ortalamanın altında olduğu aktarılıyor. Demir cevheri bazlı yüksek fırın–bazik oksijen fırını (BF-BOF) üretim rotasının, ülkede hâlen baskın olduğu ve hurdanın yerel olarak toplanması, işlenmesi ve kalite kontrolünde yapısal sınırlamalar bulunduğu ifade edildi.

Küresel ölçekte düşük emisyonlu çelik üretiminin büyük ölçüde hurdaya dayandığı belirtilirken, Hindistan’ın elektrik ark ocağı kapasitesini artırdığı ancak birçok tesisin hâlen daha ucuz ve kolay temin edilebilir olması nedeniyle doğrudan indirgenmiş demire (DRI) bağımlı olduğu kaydedildi.

Hindistan’ın mevcut kurulu ham çelik kapasitesinin, yaklaşık 200 milyon ton/yıl seviyesinde bulunduğu ifade edildi. Çoğunlukla DRI veya hurda ile çalışan elektrik ark ocaklı tesislerin, toplam kapasitenin yaklaşık yüzde 30’unu, yani yaklaşık 60 milyon tonunu oluşturduğu vurgulandı. Ulusal Çelik Politikası kapsamında Hindistan’ın ham çelik kapasitesinin yaklaşık 300 milyon ton/yıl seviyesine ulaşmasının beklendiği ifade ediliyor. Bu kapasitenin yüzde 35’inin elektrik ark ocakları ve indüksiyon ocaklarından oluşmasının, yani yaklaşık 105 milyon ton seviyesine karşılık gelmesinin öngörüldüğü aktarıldı. Halihazırda elektrik ark ve indüksiyon ocaklarında kullanılan temel metalik girdinin DRI olduğu belirtilirken, Hindistan’da düşük emisyonlu çelik üretiminin geliştirilmesi açısından hurda arzının artırılması ve kalite istikrarının sağlanmasının kritik olduğu vurgulanıyor.

Raporda hurda kullanımındaki sınırlı artışların dahi yeni teknoloji gerektirmeden enerji tüketimi ve emisyonların azaltılmasına katkı sağlayabileceği ifade edildi. Entegre tesislerin de bazik oksijen fırını operasyonlarında hurda kullanımını artırarak emisyonları hızlı şekilde düşürebileceği belirtildi.


Önemli bir soruna dikkat çekildi

Bununla birlikte hurda arzının hâlen önemli bir sorun olduğu kaydediliyor. Hindistan’ın yılda yaklaşık 8 milyon ton hurda ithal ettiği ve bu durumun üreticileri fiyat dalgalanmaları ile jeopolitik risklere açık hale getirdiği ifade edildi. Öte yandan araç geri dönüşümü, gemi söküm faaliyetleri ve resmi hurda işleme sistemlerinin yerel arzı artırmaya başladığı aktarıldı. Dijital araçlar, yapay zekâ destekli ayıklama sistemleri, blokzincir tabanlı izlenebilirlik çözümleri ve hurda kayıt sistemlerinin kaliteyi ve şeffaflığı artırarak geri dönüştürülmüş içerik doğrulamasını güçlendirebileceği belirtildi.

Raporda ileriye dönük olarak hurdanın, Hindistan’da yeşil çelik üretiminin temel unsurlarından biri olacağı ifade edildi. Hurda tedarik zincirine dikey entegrasyon sağlayan çelik üreticilerinin izlenebilirliği artırabileceği, maliyetleri istikrara kavuşturabileceği ve ek değer yaratabileceği belirtildi. Ayrıca hurda stratejilerinin emisyon raporlaması, yeşil finansman ve ürün bazlı karbon açıklamalarıyla ilişkilendirilmesinin, karbon yoğunluğuna göre farklılaşan küresel çelik piyasalarında kritik önem taşıyacağı ifade edildi.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM