8 Mart Emekçi Kadınlar Günü Mü? Güldürmeyin Beni… “Çok fazla düş kurmanın büyük bir mutsuzluk yaratacağına gerçekten inanıyorum.” Antonio Gramsci Mart 2026’nın ilk haftasının son gününde TÜİK tarafından 2025 yılı kadın istatistikleri yayınlandı…
Buna göre “Sağlıklı Yaşam Süresi;” 2022-2024 döneminde sıfır yaşında bulunan bir kişi için, Türkiye genelinde 57.6 yıl iken kadınlarda 56.3 yıl, erkeklerde 58.9 yıl olarak bildirilmiş… Erkeklerin doğuştan itibaren sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2.6 yıl daha uzun olduğu görülüyor…
Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresinin yıllara göre belirgin arttığı rapor edilmiş… Türkiye geneli için 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi; 2011 yılında 7.3 yıl, kadınlarda 6.4 yıl, erkeklerde 8.3 yıl iken, 2024 yılında Türkiye genelinde 9.5 yıl, kadınlarda 8.8 yıl, erkeklerde 10.2 yıl olmuş…
Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre; en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranının, 2008-2024 yılları arasında arttığı görülüyor… En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki bireylerin toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında %75.1 iken, 2024 yılında %92,6 olmuş…
Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranının %67.5, erkeklerin oranı %82.8 iken, bu oran 2024 yılında kadınlarda %88.3, erkeklerde ise %97.0 olduğunu görüyoruz…
Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre; yüksekokul, fakülte, yüksek lisans ve doktora mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında %9.1 iken 2024 yılında %25.2 olmuş. Nicelik artmış ama nitelik hak getire!.. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde; 2008 yılında yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı %7.1, erkeklerin oranı %11.2 iken, bu oran 2024 yılında kadınlarda %23.6, erkeklerde ise %26,8 olmuş…
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2024 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun işgücüne katılma oranının %54.2 olduğu görülüyor… Bu oran kadınlarda %36.8, erkeklerde ise %72.0 olmuş… İşgücüne katılma oranı eğitim durumuna göre incelendiğinde; kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe, işgücüne daha fazla katıldıklarını anlıyoruz…
Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılma oranı %14.6, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılma oranı %27.5, lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı %38.5, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı %43.8 iken, yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılma oranı %68.7 olduğu belirtilmiş…
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 2024 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının %49.5 olduğu görülüyor… Bu oran kadınlarda %32.5, erkeklerde ise %66.9 olmuş.. Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranının 2024 yılında %12.1 olduğu görülüyor… Bu oran kadınlarda %18.3, erkeklerde ise %9.0 olmuş…
ADNKS sonuçlarına göre resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde; 2024 yılında kadınların %38.3’ünün kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu görülüyor… Eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranının %17.0, eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranının ise %43.3 olduğu görülmekte… Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistiklerine göre; yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2024 yılında %2.0 olmuş… Bu oran kadınlarda %1.6 iken, erkeklerde %2,4 olmuş…
Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri incelenerek, yaş gruplarına göre araştırma yapılmış… Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranı; 2025 yılında toplam nüfusun %27.9’unun risk altında olduğu, bu oranın kadınlarda %30.1, erkeklerde %25.6 olduğu rapor edilmiş… Aynı oranlara 18-64 yaş grubu için bakıldığında; yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunan kadınların oranı %28.4, erkeklerin oranı %21.8 olarak görülmüş…
“Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması” sonuçlarına göre; yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların %28.2’sinin psikolojik şiddete, %18.3’ünün ekonomik şiddete, %12.8’inin fiziksel şiddete, %10.9’unun ısrarlı takibe, %8.3’ünün dijital şiddete, %5.4’ünün cinsel şiddete uğradığı görülmüş… Tamamlanan eğitim seviyesi ve şiddet türünde, şiddete maruz kalmış kadınların oranı incelendiğinde; eğitim seviyesi yükseldikçe ekonomik şiddet azalırken, ısrarlı takip ve dijital şiddetin arttığı görülmekte…
Ekonomik şiddet; herhangi bir okul bitirmeyen kadınlar için %31.8 iken, yükseköğretim mezunlarında %8.9 olduğu rapor edilmiş… Israrlı takip ise yükseköğretim mezunu kadınlar için %16.1 iken, bir okul bitirmeyen kadınlar için %5.3 olmuş…
Dijital şiddet; yükseköğretim mezunu kadınlar için %13.4 iken, bir okul bitirmeyen kadınlar için %2.2 olmuş… Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların %39.5 ile en fazla eş/eski eş/ve birlikte olduğu kişiler tarafından şiddete uğradığı görülmüş… Fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kalmış kadınların sırasıyla; %56.0, %42.0 ve %38.3 oranları ile en fazla eş/eski eş/birlikte olduğu kişiler tarafından şiddete uğradığı görüldüğü belirtilmiş…
Ekonomik şiddete maruz kalmış kadınların; %66,5 ile en fazla ailelerinden biri tarafından şiddete uğradığı vurgulanmış… Israrlı takip ve dijital şiddete maruz kalmış kadınların sırasıyla %39.6 ve %62.3 oranları ile en fazla yabancı biri tarafından şiddete uğradığı belirtilmiş…
Ülkemizdeki Kadınlar, çocuklar ve yoksullara; gelecek için olumlu düşler kurmak, beni gerçekten üzmeye başladı. Ne dersiniz?.. MAALESEF ÜLKEMİZDE; *KADININ ADI YOK!.. *KADININ ÖRGÜTLÜ MÜCADELESİ YOK!.. *BAŞKA SÖZE DE GEREK YOK! Çözüm; ezilen kadınların örgütlü ve birleşik mücadelesiyle mümkündür. Bu olmazsa gerisi hayaldir…
Sevgilerimle…