Bir bayram daha geliyor. Eski bayramlar başkaydı diyenler var, onlar geçmişte kaldı diyenler de. Yıllar içinde asgari ücret, emekli maaşı artışı ile ne kadar altın almak bir yana, ne kadar baklava alınabileceği hesabını yaptım. Öyle ya, Ramazan Bayramı aynı zamanda şeker bayramı olarak da anılır. Gelen çocuklara şeker, çikolata, eve gelen konuklara da iki*üç adet baklava sunulurdu. Onlar da bir veya iki adet yer tabakta en az bir baklavayı bırakırdı. Konu tabaktaki baklavaları yiyememeleri değil, nezaketen tabağı temizlememekti.
Baklava hesabını ticaret odaları listelerinden bakınca şok oluyoruz. Ankara Ticaret Odasının (ATO) “Lüks ve 1. Sınıf Pastacılar ve Tatlıcılar Azami Fiyat Tarifesine” göre 2020 yılında birinci sınıf fıstıklı baklavanın kilosu 69 lira idi. 2026 Yılında fıstıklı baklavanın 120 gramının fiyatı 700 lira. Kilo bazında fiyat 6 yolda 85 misli artmış. Tüketiciyi mi düşünüyorlar yoksa tatlıcılar ATO’yu eline mi geçirdi?
Eskiden kurumlar halkı korumak için elinden gelen çabayı gösterir, gıda denetimlerini yapar, halka sahip çıkardı. Şimdi bir gıdanın fiyatı yükselince merdiven altında taklit ve tağşiş dediğimiz sahte ürünler hazırlanıp piyasaya sürülüyor, üstelik bir kısmı da sağlığa aykırı.
Bayrama giderken kime ne ikram edebileceğiz, yoksa edebilecek miyiz? Yine de halkımızın çoğunluğunun elinden geleni yapmaya çalışacağına inanıyoruz. İstiklal savaşımızın ertesinde özgülük ve bağımsızlığımıza kavuştuk. Kurtuluş savaşında süvari subayı olarak çarpışan dedemlere konuk geldiği zaman, evde kalan tek soğan ve yarım ekmek çıkarılırmış. Konuğa “biz şimdi yedik” derlermiş. O gece aç yatarlamış.
O günlerden bugünlere geldik. Halkımıza daha sıcak yaklaşmalıyız. Torunlarına harçlık veremeyen anneanneler, dedeler üzülmesin. Çocuklarına bakamayan anneler, babalar çocuklarını öldürüp ardından kendi canlarını almasın.
Bu tür üzücü olayların yaygın olmadığının bilincindeyiz. Ancak ailelerimizin ve arkadaşlarımızın birbirine destek olduğu bir ortamda sayısı sınırlı da olsa böyle olayların olması toplum için uyarıcı olmaktadır.
Bayram demek barış ve sevgi demektir. Karşılaştığımız dostlarımıza sevgi ile yaklaşır bayramını kutlarız. Bu dönemde üzüldüğümüz bir durum var. O da Trump’ın İran’ yönelik saldırısı. Bir günde teslim alacağım diye başladı saldırılara. Bugün yarın diye diye üç haftaya yaklaşıyoruz.
Trump’ın psikopat bir havası var. Becermediği bir savaşı kazanma hedefi onu gittikçe daha çok vahşete itiyor. Bir dediğini diğerin tutmuyor. Petro 100 doları aştı, yakında düşecek diyor sonra ekliyor: “petrol fiyatı yükselince biz daha çok kazanıyoruz”. Bu arada Netanyahu’nun önerisi ile İran’a karşı nükleer bomba kullanabileceğini söylemeye başladı. İran için daha önce Irak için söyledikleri nükleer silah yapıyorlar yalanını gündeme taşıdı.. Ancak dünyada birçok ülke artık bu yalanlara inanmadığını savaşa katıl davetini reddederek gösteriyor. Trump’ın İsrail ile İran’la yaptığı savaşı şimdi bölgesel savaşa döndürmüş durumda. Buradan üçüncü dünya savaşının ipuçlarını görmek de olası. Olayın içine Çin’i de çekmeye çalışıyor. Savaş sahnesinde yalnız kalan Trump ne yapacağını şaşırdı, katliamlarını büyütüyor. İran’a ilk saldırısında 168 kız öğrenciyi öldürdüğünü unutmadık.
Ne diyelim! Allah Trump’ı bu bayram döneminde ıslah etsin.
Halkımıza ve inançlı insanlara huzurlu bir bayram diliyorum.