“İzmir’in alternatif su kaynaklarına ihtiyacı var”

22 Mart Dünya Su Günü kapsamında TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından yapılan açıklamada, İzmir’in su ihtiyacını karşılayan kaynakların miktar ve kalite olarak sürdürülebilirliğinin sağlanması ve korunmasının büyük öneme sahip olduğu belirtildi

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla yazılı açıklama yayımladı. Ülkemizde kişi başına tüketilebilir su potansiyelinin çeşitli resmi kaynaklarda 2025 yılı için bin 305 metreküp olduğu ifade edilen açıklamada, “Bu değer ‘su stresi’ yaşanan bir ülke olduğumuzu gösteriyor” denildi. İzmir için kişi başı bin metreküpün altında kalan su miktarının su kıtlığını işaret ettiği aktarılan açıklamada, “2025 yılında yaşanan kuraklık ve su sıkıntısı, geçici çözümlere değil, uzun vadeli planlamaya ihtiyaç olduğunu bir kez daha gösterdi.  İzmir için mevcut su kaynaklarının miktar ve kalite açısından korunması, suyun verimli kullanılması ile birlikte alternatif kaynaklara da ihtiyaç var” ifadelerine yer verildi.


“Yeraltı sularının kullanımı arttı”

2024 yılı nüfusu 4 milyon 493 bin 242’ye ulaşan İzmir’de, İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde gerekli içme ve kullanma suyunun, barajlar ve yeraltı suyu kuyularından sağlandığı aktarılan açıklamada, “İZSU Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2024 yılında temin edilen suyun yaklaşık yüzde 48’i yeraltı, yaklaşık yüzde 52 si yüzeysel su kaynaklarından sağlandı. 2025 yılında yağışların azalması ve barajlardaki su seviyesinin düşmesiyle birlikte rezerv olarak korunması gereken yeraltı sularının kullanımının arttığı görülüyor. Ocak-Kasım 2025 döneminde temin edilen suyun yaklaşık yüzde 59’u yeraltı, yaklaşık yüzde 41’i yüzeysel su kaynaklarından sağlandı” denildi.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Yeterli suya sahip olamadığı için kilometrelerce ötedeki Gördes Barajı’ndan yüksek maliyet ve işgücü harcanarak su temin etmeye çalışan İzmir; gelecekteki su kaynağı olan Çamlı Baraj Havzasında altın madenciliğinin getirdiği kirlilik riski ile karşı karşıya. Efemçukuru maden işletmesinin mevcut hali ile yarattığı kirlilik mahkeme kararları ve bilirkişi raporları ile ortaya konmasına rağmen kapasitesini arttırarak çalışmaya devam ediyor. Bölgemizde Çukuralan Altın Madenin Balıkesir’in su kaynağı olan Madra Barajı Havzasında, Gördes Nikel Madeni İzmir ve Manisa’nın su kaynağı olan Gördes Havzasında, Çaldağ’da Nikel Madeni Gediz Havzasında, Kışladağ Altın Madeni Uşak’ta çevresel riskler yaratıyor. Verimli tarım arazilerimiz, su havzalarımız, ormanlarımız, korunması gereken doğal alanlarımız; mevcut ve açılması planlanan çevresel riski son derece yüksek olan tesislerin baskısı altında.” 


“İklim değişikliğinin getireceği yüklere kentin hazır olması gerekiyor”

İzmir’in su ihtiyacını karşılayan kaynakların miktar ve kalite olarak sürdürülebilirliğinin sağlanması ve korunmasının büyük öneme sahip olduğu belirtilen açıklamada, “Yüzeysel ve yeraltı su kaynaklarımızın bulunduğu bölgelerde alan kullanımına yönelik baskılar ve kirlilik tehdidinin yanında iklim değişikliğinin getireceği ek yüklere de kentin hazır olması gerekiyor. İZSU Genel Müdürlüğü tarafından atıksu arıtma hizmetleri kapsamında 2024 yılında 34 tanesi biyolojik, 6 tanesi doğal ve 25 tanesi ileri biyolojik atıksu arıtma yöntemi ile arıtım yapan ve günlük toplam kapasitesi 965 bin 161,30 metreküp olan toplam 65 atıksu arıtma tesisi faaliyet gösterdi. Atıksu arıtma tesislerinde arıtılan atık suyun yüzde 97’si ise Avrupa standartlarında arıtım yapan ileri biyolojik atıksu arıtma tesislerinde arıtılmış, kalan yaklaşık yüzde 3’ü biyolojik ve doğal arıtma tesislerinde arıtıldı” ifadeleri kullanıldı. 


“Çevresel altyapı yatırımları tamamlanmalı”

TÜİK 2024 istatistiklerine göre, kentimizde içme ve kullanma suyu şebekesi ve atıksu şebekesi ile hizmet verilen nüfusun yüzde 100, içme suyu arıtma tesisi ile hizmet verilen nüfusun yüzde 78,6, atıksu arıtma tesisi ile hizmet verilen nüfusun ise yüzde 100 oranında olduğu belirtilen açıklamada, “Bununla beraber bir kıyı kenti olan İzmir’de kent merkezinde kıyı alanlarındaki doğal yapının bozulması, ulaşım altyapısı ve yapılar nedeni ile deniz ve kıyı alanları kentlinin yıl boyu faydalanabileceği yaşam alanı olmaktan çıktı.  Yeterince arıtılmamış evsel ve endüstriyel atıksu deşarjları, taşınan kirleticiler, körfezdeki gemi trafiği, gemi söküm tesisleri, endüstriyel tesisler, balık çiftlikleri gibi kirletici kaynaklar deniz suyu kalitesini olumsuz etkileyen faktörler. Kirletici kaynakların etkin kontrol ve denetimi sağlanmalı, çevresel altyapı yatırımları tamamlanmalı” denildi.


14 maddede çözüm önerileri 

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından yayımlanan açıklamada, su kaynaklarının korunması ve doğru yönetilmesi için yapılması gerekenler şöyle sıralandı:

Tüm kurumlarda; Çevre Mühendisliği mesleği başta olmak üzere ilgili diğer meslek disiplinlerinden oluşan liyakatli kadrolar ile bilim ve mühendislik temelinde proje ve uygulamalar geliştirilmeli.

  • Su, tüm canlıların yaşamı için vazgeçilmez doğal bir hak olduğu unutulmamalı.
  • Temiz suya erişim özünde bir eşitlik ve insan hakkı meselesidir.
  • Suyu “doğal hak” olmaktan çıkarıp, “ticari bir mal” haline getirerek sermayeye, küresel piyasaya açan politikalardan vazgeçilmeli.
  • Betona ve ranta dayalı kentleşme ve büyüme politikaları terk edilmeli.
  • Kentlerimiz doğayla ve iklimle uyumlu, afetlere dirençli hale dönüştürülmelidir.
  • Su havzalarının korunması sürecinde kentleşme, sanayi, tarım, madencilik ve diğer faaliyetlerde alan kullanımlarının değişmesi, ormansızlaşma ve bu faaliyetlerin getirdiği çevresel risklerin de yönetilmesi gerekiyor. 
  • Kentleşme, sanayi, madencilik ve diğer faaliyetlerin alan seçimi planlanması ve denetim süreçleri de en önemli bileşenlerdendir. Planlama, yönetim ve denetim sürecine ilave olarak, suyu en çok kullanan tarım ve sanayi sektöründe de kontrolsüz tüketimin önüne geçilmesi, ürün ve üretim deseninin su ihtiyacına göre planlanması, suyun yeniden kullanımı, proseste dönüşüm, arıtılmış atıksuların geri kazanım/yeniden kullanım ile değerlendirilmesine yönelik süreçlerin göz önüne alınması, yapılar ve planlamalar ölçeğinde su tüketimini azaltacak tedbirler ile birlikte, yağmur suyu hasadı gibi yöntemler ile suyun verimli kullanımına yönelik çalışmalar geliştirilmeli.
  • Kamu mülkiyeti temelinde örgütlenmiş, ulusal planlama çerçevesinde yerel kalkınmayı hedefleyen, her bireyin suya erişimine olanak sağlayan, eşitsizlikleri de ortadan kaldırarak, doğayla barışık yatırımı önemseyen ulusal su politikaları hayata geçirilmeli.
  • İçme suyu, kanalizasyon, yağmur suyu şebekelerinin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar tamamlanmalı.
  • Atıksu arıtma tesislerinin revizyonları, kapasite artışları ve yeni tesislerle ilgili çalışmalar tamamlanmalı.
  • Deniz suyu kalitesinin izlenmesi ve iyileştirilmesine yönelik çalışmalar geliştirilmeli.
  • Sahil ilçelerinde plajların ve kıyıların halk tarafından kullanımını engelleyen kıyı işgalleri, özel tahsisler yolu ile yapılaşmanın önünü açan uygulamalara son verilmeli, etkin denetim sağlanmalı.
  • Suyun yönetiminden sorumlu kurumlar koordinasyon ve iş birliği içerisinde çalışmalı.
İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM