TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, “Ortadoğu’da savaşın ne kadar süreceğini bilmiyoruz. Savaşın uzaması durumunda dünyanın bir enerji arz şokuna ilerlediğini hesaba katmak gerekiyor” dedi
GÜLCİHAN ALTINKAYA
İzmir Ticaret Odası (İZTO) mart olağan meclis toplantısı, Meclis Başkanı Selami Özpoyraz başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıya Türkiye Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren de konuk olarak katıldı.
Toplantıda konuşan Diren, küresel ekonominin belirsizlikler ve çatışmalarla şekillendiği bir dönemden geçildiğini vurguladı. Diren, “Dünya yeni bir denge arıyor ancak o denge henüz kurulmuş değil. Biz, dengelerin yeniden şekillendiği bu dünyada; sanayi altyapımız ve Avrupa ile entegrasyon kapasitemiz sayesinde pozitif ayrışabiliriz. Ortadoğu’da savaşın ne kadar süreceğini bilmiyoruz. Savaşın uzaması durumunda dünyanın bir enerji arz şokuna ilerlediğini hesaba katmak gerekiyor. Böyle bir durum küresel ekonomide stagflasyon riskini yükseltebilir ve olumsuz etkileri olacak bir belirsizlik dönemini tetikleyebilir” ifadelerinde bulundu.
“İş dünyası kamuyla birlikte çözüm üretebilir”
Dünya ekonomi sahnesinde Çin ve Hindistan farklı dinamiklere sahip iki büyük gücün yer aldığını, iş dünyasının da karar alırken bu yeni düzene dair politikaların şeffaf bir şekilde paylaşılmasına ihtiyacı olduğunu söyleyen Diren, “Hangi sektörlerin öne çıkma potansiyeline sahip olduğu, dış ticaretimizde küresel aktörlerle ne tür ilişkiler geliştireceğimiz ve nasıl entegrasyonlar kuracağımız netleşmeli. Böylece, iş dünyası kamuyla birlikte çözüm üretebilir” dedi.
Enflasyonun alt kırılımlarına bakıldığında; gıda, kira ve eğitim harcamalarının yukarı yönlü baskı yarattığını söyleyen Diren, “Bu alanlarda gelişim adımları atılmalı. İhracat tarafında ise döviz kuru avantajı en fazla iki çeyrek boyunca destek sağlıyor, orta vadede kalıcı bir çözüm sunmuyor. İhracatta rekabetçiliği korumak için sadece kur bazlı değil, sektörel bazlı yapısal dönüşüme odaklanılmalı” diye konuştu.
Enflasyon, finansmana erişim, ihracat pazarlarında daralma ve artan rekabet sorunlarına kalıcı çözümün verimlilik artışıyla üretilebileceğini söyleyen Diren; bu nedenle, sanayide teknoloji kullanımı, dijitalleşme, yapay zeka, iş gücü becerilerinin güncellenmesi, yatırım ve yönetim kalitesinin yükseltilmesinin stratejik önemde olduğunu dile getirdi.

Ortak akıl vurgusu
Dünyada dengelerin yeniden şekillenmesiyle, Türkiye’nin sanayi altyapısı, coğrafi konumu, genç nüfus ve Avrupa ile entegrasyon kapasitesi sayesinde bu dönemde pozitif ayrışabileceğini söyleyen Diren, bunu başarmanın ilk adımının ortak akıl olduğunu belirtti. Diren, “Orta Doğu’da savaşın ne kadar süreceğini ne derece derinleşeceğini ve yayılacağını bilmiyoruz. Böyle bir durum küresel ekonomide stagflasyon riskini yükseltebilir” dedi. Petrolün, enflasyonu yukarı ittiren ve büyümeyi baskılayan bir etkisi olacağını dile getiren Diren, “Birkaç ay sürmesi durumunda daha az etkilenebiliriz. Uzaması durumunda ise küresel ölçekte kolay kolay dengeye girmeyecek bir dalgalanma yaratma ihtimali yüksek” diye konuştu.
“Türkiye-AB entegrasyonu ileri düzeye taşınmalı”
Avrupa Birliği ile ilişkileri yeni dönemin en kritik başlıklarından biri olarak gördüklerini ifade eden Diren, “AB bugün politikalarını yeniden şekillendiriyor. Yeşil dönüşüm, dijital egemenlik ve temiz sanayi gibi başlıklar üzerinden yeni bir ekonomik mimari kuruluyor. Türkiye’nin bu resmin dışında kalması düşünülemez. AB nezdindeki temaslarımızda gördüğümüz temel gerçek şu: Türkiye’nin AB değer zincirindeki yeri inkâr edilemiyor. ‘Made in EU’ yaklaşımında, Gümrük Birliği temelli entegrasyonu ve bütünleşik sanayi yapısını gözetmek kritik önemde” diye konuştu.
Türkiye-AB entegrasyonunun daha ileri düzeye taşınması gerektiğini vurgulayan Diren, “Bunun yolu Gümrük Birliği’nin güncellenmesinden ve reform çalışmalarının tekrar canlandırılmasından geçiyor. Bu ilişkiyi yalnız dış ticaret başlığı olarak okumuyoruz; hukuk devleti, öngörülebilirlik, kurumsal kapasite ve mevzuat uyumu gibi konular hem entegrasyon hem de Türkiye’nin kendi rekabet gücünü yükseltmesi açısından elzem” dedi.
