Otizmli çocuk sahibi olmanın, aileler için hem duygusal hem de sosyal zorluklara neden olduğunu belirten uzmanlar, aile içi ilişkilerde sorunlar ortaya çıkabileceğini söylüyor.
Ebeveynlerin, çocuklarının tanımlayamadıkları davranışlarıyla başa çıkarken sıkıntılı süreçler yaşayabildiklerine dikkat çeken Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Özellikle ilk tanı konulduğu zaman aileler, otizmin nasıl bir hastalık olduğunu bilmeyebiliyor. Ebeveynler, çocuklarının durumunu ilk başlarda kaygı ve endişe ile karşılayabiliyor” dedi. Çocukların geç kazanılan öz bakım becerileri ve iletişim güçlüklerinin de aileleri zorladığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Luş, sosyal destek mekanizmalarının, ailelerin bu zorluklarla başa çıkmasında kritik rol oynadığını vurguladı.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında, otizm tanısı alan çocukların ailelerinin yaşadığı duygusal ve sosyal zorluklar ile çocuklarının bakım ve gelişim sürecinde karşılaştıkları güçlükler hakkında bilgi verdi. Otizm gibi gelişimsel bozukluğu olan çocuğa sahip ailelerde aile içi ilişkilerde sorunlar ortaya çıkabileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Anne babalar otizmli çocuklarında karşılaştıkları ve tanımlayamadıkları bir dizi davranışla baş başa kalır” ifadelerini kullandı.
İletişim kuramayan bir çocuğun gereksinimleri ve isteklerini anlamaya çalışmanın, tuhaf ve alışılmamış davranışlarıyla baş etmenin, çocuk tehlikeleri tanıyamıyorsa sürekli olarak kontrol etmeye çalışmanın aileleri yorabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Luş, bazı ailelerde suçluluk duygusunun ön plana çıkabildiğini, bazılarının ise aşırı kaygılanıp panik yaşayabildiklerini ifade etti. Özellikle ilk tanı konulduğu zaman ailelerin, otizmin nasıl bir hastalık olduğunu bilmediğine dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Luş, ebeveynlerin çocuklarının durumunu büyük bir üzüntüyle karşılayabildiğini dile getirdi. Ancak zamanla duruma alıştıklarını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Bazen diğer aile fertleri otizm konusunda bilinçli olmadıkları için anne babaları yalnız bırakabiliyor. Bazı aileler hangi eğitim kurumunun çocukları için daha iyi olacağı gibi konularda karar vermede zorlanabiliyor” dedi.
Anne babalar kendilerini çevrelerinden soyutlayabiliyor
Çocukların öz bakım becerilerini çok geç kazanmasının da aileleri çok zorlayabildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, şunları söyledi: “Çocuğun geç yaşa kadar tam anlamıyla tuvalet eğitimini tamamlayamıyor olması, bazen yemeği kendi kendine yememesi gibi durumlarda bazı anne babalar, çocuklarına bakabilmek için iş hayatlarında, kendi özel hayatlarında birçok şeyden vazgeçip kendilerini çevrelerinden soyutlayabiliyor. Bazen de ebeveynler durumu kabullenmede çok zorluk yaşayıp, depresyon gibi psikiyatrik hastalıklara yakalanabiliyor. Girdikleri ortamlarda çocuklarının sorunlu davranışlar sergilemeleri anne babaların çaresiz hissettikleri, bazen öfkelendikleri durumlardan biri. Çocuklarına farklı bir gözle bakılması ve dışlanması da aileleri oldukça üzen bir durum. Aileler çocuklarının da diğer çocuklar gibi görülmesini ister.”
