Gıda dünyasında bir devrin kapanışına, yeni bir normun doğuşuna şahitlik ediyoruz. Bitki bazlı gıdalar, niş bir tüketim alanı olmaktan çıkarak hızla ana akım bir kategoriye dönüşüyor. Mintel verilerine göre pazarın 2030 yılına kadar 160 milyar dolara ulaşması bekleniyor
Mintel Global New Products Database verilerine göre, bitki bazlı beyanı taşıyan yeni ambalajlı ürünlerin sayısı 2018-2022 yılları arasında 4 kat artış gösterdi. Bu gıda endüstrisinin, tüketici beklentileri doğrultusunda rotasını kalıcı olarak bitki bazlı bir geleceğe kırdığının en net kanıtı.
Bitki Bazlı Gıdalar Derneği (BİTKİDEN) Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akdağ’a göre, tüketicilerin tercihleri gıda endüstrisinin yönünü belirlemede her zamankinden daha etkili hale geldi ve tüketiciler artık seçimlerini ürünün sağlığa ve hayata kattığı değere göre tayin ediyor. Akdağ “Bugün konuştuğumuz şey yeni bir ürün kategorisi değil, değişen bir tüketim kültürü” dedi.
Tüketim kültürü ve alışkanlıklar değişiyor
Bitki bazlı ürünlere yönelik ilgi, yalnızca belirli beslenme biçimlerini benimseyen tüketicilerle sınırlı kalmıyor. Günümüzde daha dengeli, çeşitli ve esnek bir beslenme yaklaşımını benimseyen tüketiciler de bu kategoriye yöneliyor. Özellikle esnek beslenme yaklaşımının yaygınlaşması, bitki bazlı ürünlerin günlük tüketim içinde daha görünür ve ulaşılabilir hale geldiğini ortaya koyuyor.
Bu dönüşümün üç sacayağı olduğuna değinen Ebru Akdağ, “Birincisi bitki bazlı ürünler artık yalnızca belirli kitlelerin değil; herkesin sepetinde. İkincisi gençlerin ilgisi tüketim kodlarının yeniden yazılmasını sağlıyor; örneğin Almanya’da 16-24 yaş grubundaki gençlerin dörtte üçünden fazlasının düzenli olarak bitki bazlı seçenekler tüketiyor. Üçüncüsü ise zamanla ekonomik erişilebilirlik de kolaylaşıyor. Pazarın 160 milyar dolara yürümesi için artık sadece “talep” yetmiyor; fiyat ve erişilebilirlik de anahtar rol oynuyor” ifadelerinde bulundu.
Sürdürülebilirlik ve yerel inovasyon odak noktası
Sektördeki bu ivmenin kalıcı olması için inovasyonun yerel dinamiklerle birleşmesi gerektiğini vurgulayan Akdağ, “Geleceğin gıda sistemini inşa ederken sadece küresel trendleri takip etmekle kalmayıp, aynı zamanda Anadolu’nun kadim ve zengin bitki çeşitliliğini teknolojiyle harmanlamak gerekiyor. Protein dönüşümü artık sadece çevresel bir zorunluluk değil; aynı zamanda ekonomik kalkınma ve gıda güvenliği için stratejik bir fırsat kapısı. Yerel üreticilerimizin inovasyon kapasitesini artırarak Türkiye’yi bu küresel devrimin önemli bir oyuncusu haline getirmeyi hedeflemeliyiz” diye konuştu.
Geleceğe davet: Birlikte inşa edilen bir gıda sistemi
Akdağ, sözlerini şu çağrıyla tamamladı: “BİTKİDEN olarak temel misyonumuz, bu dönüşümün her aşamasında şeffaf, bilimsel ve güvenilir bir köprü kurmak. Bugün bitki bazlı gıdaları sadece bir ürün grubu olarak değil, gezegenimizin geleceğine yapılan bir yatırım olarak görmeliyiz. Üreticiden tüketiciye, akademiden kamuya kadar tüm paydaşlarımızı; daha sürdürülebilir, etik ve besleyici bir gıda geleceğini birlikte tasarlamaya davet ediyoruz. Unutmayalım ki; tabağımızdaki değişim, dünyadaki değişimin başlangıcı.”
