Güzellikte yeni alternatif Türkiye

Türkiye ambalaj ve ham madde segmentinde private label olarak yabancı markalar için güvenli tedarik limanı haline gelirken, global pazarda yer edinmeye çalışan kozmetik ve güzellik sektörü üreticileri yüksek hammadde ve enerji maliyetleri nedeniyle Çin ve Hindistan gibi ülkelerle fiyat rekabetinde zorlanabiliyor 

SEREN KARAŞAHİN

Kozmetik ve güzellik sektöründe küresel pazarda en çok ilgi gösterilen ürün grupları arasında cilt bakım, saç bakım, renkli kozmetik, kişisel bakım, hijyen ve temizlik ürünleri ile profesyonel güzellik ürünleri öne çıkıyor. Artan çevre bilinciyle beraber doğal içerikli ve yenilikçi ürünlere talep hızla artıyor. Dijital pazarların etkisiyle 2025’te 217 milyar TL’ye ulaşan Türkiye’deki güzellik sektöründeki üreticiler, güçlü üretim altyapısıyla dış pazarlarda önemli avantaj elde ediyor. 


Türk üreticiyi fiyat rekabeti zorluyor 

Sektör fuarları da ilgili ürün gruplarına yönelik ilgiyi artırırken, BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı Direktörü Filiz Mehmedova www.ticaretgazetesi.com.tr’nin sorularını yanıtladı. Kozmetik ve hijyen sektörünün, kişisel bakımın artık temel bir ihtiyaç olarak kabul edilmesi sayesinde ekonomik dalgalanmalara karşı dayanıklılığını koruduğunu belirten Filiz Mehmedova, Türkiye’nin özellikle ambalaj ve ham madde segmentinde private label olarak yabancı markalar için Çin’e veya Avrupa’ya alternatif güvenli bir tedarik limanı haline geldiğini dile getirdi. 

Üreticilerin sektörde tutunmaya çalışırken rekabette zorlanabildiğini söyleyen Mehmedova, “Özellikle Avrupa pazarının yakın coğrafyadan tedarik arayışında Türkiye önemli bir alternatif haline geldi. Lojistik avantajımız, esnek üretim kapasitemiz ve AB standartlarına uyumlu kaliteli üretim altyapımız, Türkiye’yi yabancı markalar için güvenilir bir iş ortağı konumuna taşıyor. Bununla birlikte sektörün karşı karşıya olduğu bazı zorluklar da bulunuyor. Üreticilerimiz global pazarda daha fazla yer edinmeye çalışırken, yüksek hammadde ve enerji maliyetleri nedeniyle özellikle Çin ve Hindistan gibi ülkelerle fiyat rekabetinde zorlanabiliyor. Global ölçekte artan ham madde ve üretim maliyetleri tüm dünyada olduğu gibi rekabeti çetin hale getirse de Türkiye; hızlı teslimat, esnek üretim yeteneği ve yüksek kalite standartlarıyla fiyattan ziyade değere odaklanan uluslararası markalar için vazgeçilmez bir partner olmaya devam ediyor” diye konuştu. 

Mehmedova, tüketicilerin zorlu dönemlerde dahi bakım rutinlerinden tamamen vazgeçmek yerine, tercihlerini daha bilinçli ve ihtiyaç odaklı şekilde yaptığını vurguladı. Doğal içerikler, inovasyon ve sürdürülebilirlik odaklı ürünlere yönelik artan talebin de sektörün büyümesini destekleyen önemli unsurlar arasında yer aldığına dikkati çeken Mehmedova, kozmetik ve hijyen sektörünün küresel ölçekte istikrarlı büyümesini sürdüren güçlü sektörlerden biri olduğunu dile getirdi.


Kozmetik trendleri sosyal medyada 

Sosyal medyanın kozmetik sektöründe trendlerin oluşma hızını ve tüketici beklentilerini büyük ölçüde değiştirdiğini ifade eden Mehmedova, “Bir ürünün kısa sürede geniş kitlelere ulaşabilmesi, üreticilerin daha hızlı inovasyon yapmasını ve pazara daha çevik çözümler sunmasını gerektiriyor. Türk üreticilerin bu dijital dönüşüme güçlü üretim altyapıları sayesinde hızlı adapte olduğunu görüyorum. Tüketici trendlerini ve global gelişmeleri yakından takip eden markalar, yeni ürünlerini daha kısa sürede geliştirerek hem iç pazarda hem de ihracatta önemli avantaj elde ediyor” dedi. 


Doğal içeriğe talepte artış 

Uluslararası alıcıların en çok ilgi gösterdiği ürün grupları arasında cilt bakım, saç bakım, renkli kozmetik, kişisel bakım, hijyen ve temizlik ürünleri ile profesyonel güzellik ürünlerinin öne çıktığını söyleyen Mehmedova, “Son yıllarda ise doğal içerikli ürünler, yenilikçi formüller ve farklı tüketici ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen kişisel bakım çözümlerine olan talebin belirgin şekilde arttığı gözlemleniyor” dedi. 


İnovatif olan kazanıyor 

Küresel düzeyde sağlıklı yaşam biçimlerine de talep artıyor. Bununla beraber tüketiciler de yalnızca etkili ürünlere değil, temiz içerikli, çevreye duyarlı ve kendi ihtiyaçlarına uygun çözümler talep ediyor. Bu değişim, markaların AR-GE ve inovasyonla beraber yenilikçi ürünler geliştirmesine yol açarken ve ürün çeşitliliğini de artırıyor. Kozmetik sektöründe yenilikçi ürünlerden bahseden Mehmedova, “Cilt bariyerini destekleyen ürünler, probiyotik ve PDRN içerikli cilt bakım çözümleri, kişiselleştirilmiş bakım ürünleri, çok amaçlı formüller ve doğal içerikli saç bakım ürünleri öne çıkıyor. Temizlik ürünlerinde ise sürdürülebilir ambalajlar, konsantre formüller ve refill sistemleri dikkat çekiyor. Genel eğilim, tüketicilerin hem kendileri hem de çevre için daha bilinçli, sürdürülebilir ve yüksek performanslı ürünleri tercih etmesi yönünde” diye konuştu. 

Aynı zamanda markaların sürdürülebilirlik alanında sadece ambalaj seçiminde değil ürün içeriğinde de dikkatli olduğunu söyleyen Mehmedova, geri dönüştürülebilir, yeniden doldurulabilir ve daha az plastik kullanılan ambalajlara olan ilginin artmasının beklendiğini ifade etti. Mehmedova, markaların da çevre dostu ham maddeler ve daha sürdürülebilir üretim çözümlerine yöneldiğini dile getirdi. 


Global pazarda sürdürülebilir ürünler ön planda 

Küresel pazardaki sürdürülebilirlik konseptine Türk kozmetik üreticilerinin de adapte olduğunu ve önemli yol kat ettiğini vurgulayan Mehmedova, üretime inovatif yaklaşanların ihracatta daha başarılı olacağını ifade etti. Türkiye’nin üretim kabiliyeti ve yeniliklere hızlı uyum sağlama gücünün önemli bir avantaj sağladığının altını çizen Mehmedova, “Özellikle ihracat yapan firmalar, artık sadece kaliteli ürün üretmenin değil; çevre dostu içerikler, geri dönüştürülebilir ambalajlar ve daha düşük karbon ayak izine sahip üretim süreçleri geliştirmenin de önemini görüyor. Bugün Avrupa başta olmak üzere birçok pazarda sürdürülebilirlik, satın alma kararlarında önemli bir kriter haline geldi. Bu nedenle Türk üreticiler için sürdürülebilir çözümler yalnızca bir zorunluluk değil, aynı zamanda önemli bir ihracat fırsatı sunuyor. Örneğin bitkisel içerikli ürünler, plastik kullanımını azaltan ambalajlar, refill sistemleri ve izlenebilir ham madde kullanımı geliştiren markalar global pazarda daha güçlü bir konuma ulaşabilir” dedi. 

Öte yandan dönüşümün önemli buluşma noktalarının fuarlar olduğunu söyleyen Mehmedova, Türk üreticilerin yanı sıra Kore ve Çin gibi pazarlardan gelen yenilikçi markaların, özellikle K-Beauty ve yeni nesil güzellik trendleriyle dikkati çektiğini ifade etti.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM