Yaklaşık 500 bin kişilik istihdamı, 14 milyar dolar değerindeki üretim hacmi ve 5 milyar dolara yaklaşan ihracatıyla Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olan mobilya sanayinin en büyük sorunlarından biri nitelikli insan kaynağı olarak öne çıkıyor
Üretim kapasitesi, tasarım gücü, lojistik altyapısı ve markalaşma yatırımlarıyla dünyanın en büyük 10 mobilya üreticisi ve ihracatçısı arasında yer alan Türkiye mobilya sektörü, küresel pazarlardaki büyümesini sürdürürken en kritik sorunlarından biri olan nitelikli insan kaynağı eksikliğiyle karşı karşıya bulunuyor. 14 milyar dolarlık üretim hacmi, 5 milyar dolara yaklaşan ihracatı ve doğrudan ile dolaylı yaklaşık 500 bin kişilik istihdamıyla Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olan mobilya sanayi; bugün yalnızca üretim yapan değil, tasarım geliştiren, teknoloji kullanan ve entelektüel sermaye üreten stratejik bir endüstri olarak dönüşümünü sürdürüyor.
Küresel talepte yaşanan daralma, maliyet baskısı ve finansmana erişimde yaşanan güçlüklere rağmen Türkiye mobilya sektörü üretim gücünü ve ihracat kapasitesini korumayı sürdürüyor ancak sektörün önündeki en büyük yapısal sorunlardan biri; üretim yapacak, tasarım geliştirecek, sürdürülebilirlik regülasyonlarını yönetecek, teknoloji geliştirecek ve marka değeri oluşturacak nitelikli insan kaynağına erişim.
Yeni rekabet dönemi katma değerli üretimle şekilleniyor
Türkiye’nin son çeyrek asırda üretim, tasarım, lojistik ve markalaşma alanlarında önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini ifade eden Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç, artık yeni dönemin odağında katma değerli büyümenin bulunduğunu söyledi. Güleç, konuya ilişkin görüşlerini açıkladı. Güleç, “Dünya mobilya ihracatından aldığımız payı binde 3 seviyesinden yaklaşık yüzde 2 seviyesine taşıdık. Bugün artık stratejimizi yalnızca yeni pazar arayışı üzerine değil; pazar çeşitliliği, katma değer artışı, özgün tasarım, markalaşma ve güçlü tedarik zinciri üzerine kuruyoruz. Çünkü küresel rekabette önemli olan yalnızca üretmek değil; doğru pazarda, doğru ürün, güçlü tasarım dili ve doğru marka algısıyla konumlanabilmektir” dedi.

Emek yoğun üretimin geleceğini bilgi ve beceri belirleyecek
Mobilya sektörünün bugün yalnızca daha fazla üretim yapacak değil; tasarım geliştirecek, dijital üretim teknolojilerini kullanacak ve markalaşma süreçlerini yönetecek nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyduğunu belirten Güleç, sektörün rekabet gücünün artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil, üretime değer katan bilgi ve yetkinliklerle ölçüldüğünü ifade etti. Güleç, “Bugün sektörümüzde marangozdan ahşap işleme ustasına, oymacıdan döşemeciye, kaplama ve dikiş ustasından boya ve cila uzmanına, CNC operatöründen CAD/CAM teknisyenine, robotik üretim operatöründen kalite kontrol uzmanına kadar üretimin her halkasında yetişmiş insan kaynağına ihtiyaç duyuyoruz. Sektörümüzün sürdürülebilir büyümesi ve ihracat hedeflerine ulaşması bu açığın kapatılmasına bağlı” diye konuştu.

