Yapay zekâ, siber risklerin hızını ve etki alanını yeniden tanımlıyor

EY Küresel Siber Güvenlik Araştırması’na göre, şirketlerin karşı karşıya olduğu en büyük risk artık yalnızca dış tehditler değil; şirketlerin görünürlük ve izleme sağlayamadığı “kör noktalar” olarak öne çıkıyor

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY tarafından dünya genelinde farklı sektörlerden 800’ü aşkın siber güvenlik yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirilen Küresel Siber Güvenlik Araştırması, gelişmiş yapay zekâ (Frontier AI) teknolojilerinin siber tehdit ortamını köklü biçimde değiştirdiğini ortaya koyuyor. Yapay zekâ destekli siber saldırılar, sistemlerdeki zafiyetlerin tespit edilmesi ve bunlara etki edilmesi için gereken süreyi saniyelere indirirken, birçok şirketin mevcut güvenlik yaklaşımları bu hız ve ölçek karşısında yetersiz kalabiliyor. Araştırma sonuçları, siber güvenliğin artık yalnızca bilgi teknolojileri alanının değil; operasyonel dayanıklılığın, iş sürekliliğinin ve kurumsal güvenin temel unsurlarından biri haline geldiğini gösteriyor. Özellikle operasyonel teknoloji (OT) ve fiziksel varlıklar (yüzde 57), üçüncü taraf ekosistemleri (yüzde 49), yapay zekâ sistemleri ve araçlar (yüzde 47) şirketlerin en çok güvenlik açığıyla karşı karşıya kaldığı alanlar olarak öne çıkarken; bu alanlara yönelik gerçek zamanlı görünürlük ve sürekli izleme mekanizmalarının güçlendirilmesi şirketlerin öncelikli gündem maddeleri arasında yer alıyor.


Kritik iş varlıklarının yüzde 64’ü güvenlik açığı bölgesinde

Araştırmaya göre küresel çapta en fazla zafiyet oranına sahip olan sektör altyapı endüstrisi olarak öne çıkıyor. Demiryolu sistemleri, trafik altyapıları ve yapısal izleme sensörleri gibi kritik varlıklar giderek daha çok ağa bağlanırken, bu sistemlerin kapsamlı bir şekilde izlenmesi önem kazanıyor. 

Araştırmanın dikkat çektiği bir diğer sektör ise yaşam bilimleri oluyor. Bu sektördeki kritik iş varlıklarının yüzde 64’ü güvenlik açığı bölgesinde yer alıyor. Araştırma, klinik operasyonlardan ilaç keşfi süreçlerine, üretimden laboratuvar otomasyonuna kadar yapay zekâ kullanımının hızla yaygınlaştığını gösterirken, buna paralel olarak siber güvenliğin de stratejik öneminin arttığına işaret ediyor. 

Madencilik ve metal sektöründe zafiyet oranı yüzde 67’ye ulaşırken, perakende sektöründe bu oran yüzde 43, endüstriyel ürünlerde yüzde 46 ve tüketici ürünlerinde yüzde 36 olarak ölçülüyor. Bulgular, yapay zekâ destekli dijital dönüşüm hız kazanırken, siber güvenlik uygulamalarının bu dönüşüme aynı hızda eşlik edemediğini ortaya koyuyor.

Özellikle enerji ve sanayi gibi operasyonel teknolojilerin yoğun kullanıldığı sektörlerde siber risklerin fiziksel üretim süreçlerine kadar ulaşması, bilgi teknolojileri (BT) ve operasyonel teknoloji (OT) ekipleri arasındaki koordinasyonu her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Araştırmaya göre şirketlerin yüzde 59’u ortak risk değerlendirmeleri yürütürken, yüzde 56’sı fonksiyonlar arası ekipler oluşturuyor ve yüzde 51’i ortak görünürlük sağlayan izleme teknolojilerden yararlanıyor. Buna karşın, kurumsal risklerin tek bir çatı altında izlenmesini sağlayan “ortak risk kayıt envanteri” kullanan işletmelerin oranı yalnızca yüzde 27 seviyesinde kalıyor. Bu durum, şirketlerin teknoloji yatırımlarını artırırken entegre risk yönetişimi alanında önemli gelişim fırsatları bulunduğunu ortaya koyuyor.


Siber risk yönetimi yeniden şekillendiriyor

Araştırma sonuçları, yapay zekânın yeni fırsatların yanı sıra, yeni siber risk alanları da oluşturduğunu gösteriyor. Teknoloji şirketleri siber güvenlik bütçelerinin ortalama yüzde 20’sini yapay zekâ entegrasyonlarına ayırırken, diğer sektörlerde bu oran yüzde 14 seviyesinde kalıyor. Aynı zamanda teknoloji yöneticilerinin yüzde 83’ü, kuantum bilişim destekli siber tehditlerin önümüzdeki beş yıl içinde iş dünyası üzerinde önemli etkiler oluşturacağını öngörüyor.

Araştırmaya göre, şirketlerin siber dayanıklılıklarını artırmak için odaklanması gereken 6 temel alan şu şekilde sıralanıyor:

Dayanıklılık stratejisinde ağ ve ortam güvenliği önceliklendirilmeli

Şirket genelindeki kritik varlıklar için sürekli görünürlük ve gerçek zamanlı izleme sağlanmalı

Siber saldırı olasılığındaki temel güvenlik açıkları kapatılmalı

Kurumsal dayanıklılığı güçlendirmek için kritik iş varlıkları belirlenerek korunmalı

Modern siber güvenlik teknolojilerine yatırım hızlandırılmalı

Üçüncü taraf risk yönetiminde sürekli ve kimlik odaklı bir yaklaşım benimsenmeli


“Siber güvenlik stratejik bir yönetim konusu haline geliyor”

EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı ve Siber Güvenlik Hizmetleri Lideri Ulvi Cemal Bucak konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Günümüzde siber saldırılar yalnızca daha karmaşık hale gelmekle kalmıyor; aynı zamanda yapay zekânın hızla benimsenmesiyle birlikte, siber olaylar insan ölçeğinin çok ötesinde bir hızda gerçekleşiyor. Bu nedenle şirketlerin karşılaştığı en büyük zorluk, yalnızca mevcut riskler değil, siber tehdit ortamının dönüşüm hızı olarak da öne çıkıyor. Geleneksel güvenlik yaklaşımları belirli siber riskleri engellemeye odaklanırken, günümüzün ihtiyaçları görünmeyen risk alanlarını yönetebilen, sürekli öğrenebilen ve operasyonel dayanıklılığı merkeze alan bir yaklaşımı zorunlu kılıyor. Araştırmamıza göre; siber güvenlik artık bilgi teknolojileri ekiplerinin sorumluluğunun ötesinde; şirketlerin büyümesini, itibarını ve iş sürekliliğini doğrudan etkileyen stratejik bir yönetim konusu haline geliyor. Geleceğin başarılı şirketlerı, yalnızca en güçlü güvenlik teknolojilerine sahip olanlar değil; yapay zekânın hızına uyum sağlayabilen, kritik süreçlerini koruyabilen ve herhangi bir kriz anında operasyonlarını kesintisiz şekilde sürdürebilecek kurumsal dayanıklılığı bugünden inşa edenler olacaktır.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM