Enerjide depolama alarmı

“Türkiye PHES için bugün harekete geçmeli”

Hidroelektrik Santralleri Sanayi İş İnsanları Derneği (HESİAD) Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, Türkiye’nin artan yenilenebilir enerji kapasitesini güvenli şekilde sisteme entegre edebilmesi için pompaj depolamalı hidroelektrik santrallere (PHES) yönelik yatırımların hızla başlaması gerektiğini söyledi. Güven, ön fizibiliteden işletmeye geçişin 8-10 yılı bulabildiğine dikkat çekerek, “2030’ların başında PHES’leri devreye almak istiyorsak bugün harekete geçmemiz gerekiyor” dedi.

Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesi büyüdükçe, elektrik sisteminin de bu değişime uyum sağlayacak şekilde dönüşmesi gerektiğini belirten Güven, güneş ve rüzgâr enerjisindeki artışın beraberinde önemli bir depolama ve sistem esnekliği ihtiyacı getirdiğini söyledi. Güven, Türkiye Ulusal Enerji Planı’nda 2035 yılına kadar güneş ve rüzgâr enerjisinin toplam kurulu gücünün 120 bin megavata çıkarılmasının hedeflendiğini hatırlatarak, bu kapasitenin sisteme güvenli şekilde entegre edilmesi için depolamanın artık ertelenemeyecek bir konu olduğunu ifade etti. Özellikle güneş enerjisinin yüksek üretim yaptığı gündüz saatlerinde elektrik arzında fazlalık, akşam saatlerinde ise hızlı net yük artışı yaşandığını belirten Güven, “Artık yalnızca daha fazla elektrik üretmek yeterli değil. Ürettiğimiz elektriği ihtiyaç duyulan zamana taşıyabilmemiz ve şebekenin değişken üretime uyum sağlayabilmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.


“2040’ta üretimin yüzde 26,5’i kullanılamayabilir”

HESİAD tarafından hazırlatılan ve Elektrik Elektronik Yüksek Mühendisi Nurhan Ozan tarafından hazırlanan Pompaj Depolamalı Hidroelektrik Santraller Teknik Raporunun sonuçlarına dikkat çeken Güven, depolama kapasitesinin oluşturulmaması halinde ciddi miktarda yenilenebilir enerjinin sistem tarafından kullanılamayabileceğini söyledi.

Güven, rapordaki projeksiyonlara göre herhangi bir batarya veya PHES kapasitesinin bulunmaması durumunda güneş ve rüzgâr üretiminin 2030’da yüzde 7,8’inin, 2035’te yüzde 16,2’sinin ve 2040’ta yüzde 26,5’inin sistem tarafından doğrudan kullanılamayabileceğini belirtti. 2040 yılı için bu kaybın yaklaşık 57,38 TWh seviyesine ulaşabileceğini ifade eden Güven, “Bu rakamlar bize depolamanın artık yenilenebilir enerji yatırımlarının yanında ikincil bir unsur olarak görülemeyeceğini gösteriyor. Depolama, enerji dönüşümünün temel altyapılarından biri haline geliyor” dedi.


“Batarya ve PHES birbirinin alternatifi değil”

Türkiye’nin depolama stratejisinin yalnızca bataryalar üzerinden oluşturulmasının yeterli olmayacağını vurgulayan Güven, batarya ve PHES teknolojilerinin birbirinin alternatifi olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Bataryaların hızlı tepki, frekans kontrolü, kısa süreli rampalama ve 1-4 saatlik enerji kaydırma ihtiyacında önemli bir işlev üstlendiğini belirten Güven, PHES’lerin ise özellikle 8-12 saat ve üzerindeki uzun süreli depolama ihtiyacında öne çıktığını ifade etti.

Güven, Türkiye için hazırlanan projeksiyonlarda 2030 yılında 15 bin MW bir saatlik batarya kapasitesinin yanı sıra 4 bin MW sekiz saatlik PHES kapasitesine ihtiyaç duyulduğunu söyledi. PHES ihtiyacının 2035’te 10 bin 400 MW’a, 2040’ta ise 16 bin MW’a ulaşabileceğini belirtti.


“PHES sadece depolama yapmıyor”

Pompaj depolamalı HES’lerin yalnızca fazla elektriği depolayıp daha sonra sisteme vermediğini de vurgulayan Güven, bu tesislerin şebekenin genel işleyişine çok sayıda katkı sağlayabileceğini söyledi. PHES’lerin akşam puantının karşılanması, yenilenebilir enerji kesintilerinin azaltılması, frekans kontrolü, rezerv sağlanması, hızlı rampalama, gerilim desteği, sistem ataleti, black-start ve iletim sistemi kararlılığı gibi hizmetler sunabildiğini belirten Güven, “Bu özellikleriyle PHES’leri klasik bir elektrik üretim tesisi olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bunlar, yenilenebilir enerji kapasitemizin güvenli şekilde sisteme entegre edilmesini sağlayacak stratejik enerji altyapılarıdır” dedi.

Türkiye’nin hidroelektrik sektöründe önemli bir birikime sahip olduğunu da hatırlatan Güven, 32 GW’ı aşan hidroelektrik kurulu gücüyle Türkiye’nin Avrupa’da ikinci, dünyada dokuzuncu sırada bulunduğunu belirterek, bu deneyimin pompaj depolamalı HES yatırımlarına da yansıtılması gerektiğini söyledi.


“Yatırım modeli olmadan projeler zor”

PHES yatırımlarının önündeki en önemli konulardan birinin de ekonomik model olduğunu dile getiren Güven, projelerin yalnızca elektriğin düşük fiyatlı saatlerde alınarak yüksek fiyatlı saatlerde satılması esasına dayanan piyasa arbitrajıyla finanse edilmesinin güç olduğunu söyledi. Güven, PHES’lerin sisteme sağladığı depolama, esneklik, kapasite ve yan hizmet değerlerinin gelir mekanizmalarına yansıtılması gerektiğini belirterek, özel tarife mekanizmaları, sistem kullanım bedellerinin yeniden düzenlenmesi ve uzun dönemli kapasite veya sistem hizmeti sözleşmelerinin değerlendirilmesini önerdi.

Türkiye’de bugün itibarıyla işletmede bir PHES bulunmadığını hatırlatan Güven, projelerin ön fizibiliteden ticari işletmeye geçişinin ortalama 8-10 yıl sürebildiğini yineledi. “2035 için oldukça iddialı ulusal hedeflerimiz var. PHES’leri 2030’ların başında devreye almak istiyorsak hemen bugün harekete geçmemiz gerekiyor” diyen Güven, uygun sahaların belirlenmesi, fizibilite çalışmalarının başlatılması, şebeke bağlantı noktalarının planlanması ve yatırımcı açısından öngörülebilir bir gelir ve destek modelinin oluşturulması gerektiğini söyledi.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM