Kolay İK CEO’su Çağlar Yalı, “Meslekle erken tanışmak diploma-kariyer uyumunu artırabilir” dedi
2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) tercih dönemi 10 Ağustos’ta sona erdi. Üniversite adayları yerleştirme sonuçlarını beklerken tercih ettikleri bölümlerin staj, mezuniyet sonrası iş olanakları, kariyer gelişimi ve ücret düzeyini de şimdiden değerlendiriyor. TÜİK’in 2025 yılı Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri ise alınan eğitim ile yapılan iş arasındaki uyumun sınırlı kaldığını gösteriyor. Buna göre ücretli çalışan (SGK 4/A) lisans mezunlarının yüzde 43,3’ü, ön lisans mezunlarının ise yüzde 49,2’si öğrenim gördükleri alanın dışında bir işte çalışıyor.
Eurostat’ın açıkladığı 2024 verilerinde ise Avrupa Birliği’nde (AB) yükseköğretim mezunu olan 34 yaş altı grupta bu oran yüzde 31,9 seviyesinde. Öte yandan yine TÜİK verilerine göre diploma-kariyer uyumunun en yüksek olduğu üç alan sağlık ve refah, iş, yönetim ve hukuk ve eğitim olarak sıralanırken en düşük olduğu alan yüzde 7,8 ile sosyal bilimler, gazetecilik ve enformasyon.
“Şirketlerin gençlerden beklediği yetkinlikler dönüşüyor”
İşe alımdan başlayarak tüm insan kaynakları süreçlerini uçtan uca yönetmeyi sağlayan Kolay İK’nın CEO’su Çağlar Yalı, diploma-kariyer uyumuna yönelik olarak gençlere ve şirketlere önerilerde bulundu. Gençlerin mezun olmayı beklemeden meslekleriyle tanışması gerektiğini söyleyen Yalı, “Günümüzde meslekler çok hızlı değişiyor. Yapay zeka bunun en görünür örneği ama değişim yalnızca bununla sınırlı değil. Şirketler artık alan bilgisinin yanında veriyi okuyabilen, yeni araçları kullanabilen, problem çözebilen, farklı ekiplerle çalışabilen ve öğrenmeye açık profiller arıyor. Bu nedenle üniversite yılları boyunca alan bilgisi edinirken staj, proje ve iş deneyimiyle mesleğin günlük pratiğini görmek çok değerli. Eğitim güçlü bir temel sunuyor ancak diploma-kariyer uyumunu artırmak için bu temeli deneyim ve sürekli gelişimle beslemek gerekiyor” dedi.
“Şirketler gençlere ‘gerçek’ işi göstermeli”
Şirketlerin bu süreçteki rolüne de değinen Yalı, “Genç yetenekle ilişkiyi yalnızca işe alım döneminde kurmak artık geç kalmak anlamına geliyor. Bu ilişkiyi üniversite yıllarında kurmanın en etkili yolu ise staj programları. Ancak bir staj programının değeri, süresinden çok stajyere ne kadar gerçek deneyim kazandırdığıyla ölçülmeli. Bir projeye dahil olmak, sorumluluk almak, ekip içinde çalışmak ve yaptığı iş hakkında geri bildirim almak öğrencinin mesleği çok daha doğru tanımasını sağlıyor. Şirketler açısından da bu dönem, gençlerin güçlü yönlerini ve çalışma biçimlerini yakından görmek, gelecekte ihtiyaç duyacakları yetenekleri daha erken tanımak ve bu yeteneklerin gelişimine katkı sağlamak için önemli bir fırsat” ifadelerini kullandı.

