Pazartesi, Ocak 26, 2026
spot_img

11 ayda 524 bin ton kırmızı mercimek ithal ettik

İTB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ercan Korkmaz, Türkiye’nin ürettiği kırmızı mercimeğin yaklaşık iki katından fazlasını ithalat yoluyla temin ettiğini söyledi

GÜLCİHAN ALTINKAYA

Türkiye’nin en önemli tarım ürünlerinden birisi olan kırmızı mercimekte ithalat yıllar içinde artarken ihracat ise düşüşe geçti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2025 yılının ilk 11 ayında ülkemize 524 bin 185 ton kırmızı mercimek ithal edilirken, aynı dönemde ihracat ise 312 bin 7 ton olarak gerçekleşti. İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ercan Korkmaz, TİCARET Gazetesi’ne yaptığı değerlendirmede, ülkemizin kırmızı mercimek ihtiyacının önemli bir bölümünü ithalat yoluyla karşılar bir konuma geldiğini ifade etti. 

Türkiye’nin Hindistan ve Bangladeş’ten sonra dünyanın en büyük 3’üncü kırmızı mercimek ithalatçısı konumunda olduğunu aktaran Korkmaz, “2025 yılında yurt içi kırmızı mercimek üretimimiz yaklaşık 250 bin ton seviyesinde kalırken, yılın ilk 11 ayında ithalat miktarı 524 bin ton olarak gerçekleşti. Başka bir ifadeyle Türkiye, ürettiği miktarın yaklaşık iki katından fazlasını ithalat yoluyla temin etti” dedi.


Mercimek üretiminde azalma

Ercan Korkmaz, kırmızı mercimek üretiminde 2025 yılında geçtiğimiz yıllara oranla yaşanan düşüşü değerlendirdi. 2025 yılında Türkiye kırmızı mercimek üretiminin, önceki yıllara kıyasla belirgin bir gerileme gösterdiğini belirten Korkmaz, “Üretim miktarı 2024 yılında 405 bin ton iken 2025’te 249 bin 905 tona düşerek yıllık bazda yaklaşık yüzde 38 oranında azaldı. Benzer şekilde 2023 yılı üretimi olan 424 bin tonla karşılaştırıldığında ise düşüş oranı yaklaşık olarak yüzde 41 seviyesine ulaştı. Bu veriler, 2022–2024 döneminde görece yüksek seyreden üretimin 2025 yılında ciddi ölçüde gerilediğini ve kırmızı mercimek üretiminde son yılların en keskin düşüşünün yaşandığını net olarak ortaya koyuyor” dedi.

Türkiye Kırmızı Mercimek Üretimi
YılÜretim Miktarı (Ton)Değişim
2022              400.000
2023              424.0006%
2024              405.000-4%
2025              249.905-38%
   Kaynak: TÜİK

“Üretimdeki düşüş dengeleri etkiledi”

Ülkemizin kırmızı mercimek ihtiyacının önemli bir bölümünü ithalat yoluyla karşılar bir konuma geldiğini ifade eden Korkmaz, “Hindistan ve Bangladeş’ten sonra dünyanın en büyük 3’üncü kırmızı mercimek ithalatçısı konumundayız. 2025 yılında yurt içi kırmızı mercimek üretimimiz yaklaşık 250 bin ton seviyesinde kalırken, yılın ilk 11 ayında ithalat miktarı 524 bin ton olarak gerçekleşti. Başka bir ifadeyle Türkiye, ürettiği miktarın yaklaşık iki katından fazlasını ithalat yoluyla temin etti. Bu durum, 2025 yılında üretimde yaşanan yüzde 38’lik sert düşüşün iç piyasa dengelerini belirgin şekilde etkilediğini de açıkça gösteriyor” diye konuştu.

Kırmızı Mercimek İthalat ve İhracat Verileri
Yılİthalat Miktarı (Ton)İthalat Değeri (Bin $)İhracat Miktarı (Ton)İhracat Değeri (Bin $)
2021461.933309.703217.455213.704
2022531.317437.354430.871463.703
2023556.532382.831396.777377.163
2024543.303357.767474.106446.113
2025*524.185299.374312.007283.667
Kaynak: TÜİK
(*) 2025 yılı verileri ilk 11 ayı kapsamaktadır.
GTİP: 71340000013, Kırmızı mercimek; kabuksuz, kuru fakat tohumluk olanlar Hariç

Ercan Korkmaz, “İthalatımızdaki ülke dağılımına bakıldığında, Kazakistan 275 bin ton ile Türkiye’nin en büyük tedarikçisi. Onu 129 bin ton ile Kanada ve 106 bin ton ile Rusya Federasyonu izliyor. İthalatın sınırlı sayıda ülkeden sağlanması, arz güvenliği açısından da kırılgan bir yapı oluşturuyor diyebiliriz” değerlendirmelerinde bulundu.

Kırmızı Mercimek İthalatı Yapılan Ülkeler
Ülke2025*2024
İthalat Miktarı (Ton)İthalat Değeri (Bin $)İthalat Miktarı (Ton)İthalat Değeri (Bin $)
Kazakistan275.617141.857142.00676.019
Kanada129.36287.185304.378217.765
Rusya Federasyonu106.33561.95454.21134.398
Avustralya27.38520.488
Diğer Ülkeler12.8718.37815.3239.097
TOPLAM524.185299.374543.303357.767
       Kaynak: TÜİK
      (*) 2025 yılı verileri ilk 11 ayı kapsamaktadır.

Üretimin yeniden artırılabilmesi için münavebe sisteminin, bakliyatın stratejik rolünün ve destekleme yapısının yeniden ele alınmasının şart olduğunu söyleyen Korkmaz, üretimde desteklerin artırılması gerektiğinin altını çizdi

Verimde yüzde 50 düşüş

Kırmızı mercimek üretiminin azalmasının nedenlerini değerlendiren Korkmaz, 2025 yılında kırmızı mercimek üretiminde yaşanan belirgin düşüşün, tek bir nedene bağlı olmayıp iklimsel, ekonomik ve piyasa kaynaklı faktörlerin eş zamanlı etkisiyle ortaya çıkan bir sonuç olduğunu belirtti. Ercan Korkmaz, şunları söyledi: “Bu faktörler arasında en belirleyici unsurlardan biri de verimde yaşanan ciddi gerileme. 2025 üretim sezonunda kırmızı mercimekte ortalama verim, bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 50 oranında düşüş gösterdi. Yapılan çalışmalar dekar başına ortalama verimin 70–80 kilogram seviyelerinde gerçekleşeceğini gösteriyor. Verimdeki bu keskin düşüşte, üretimin yoğun olarak yapıldığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşanan kuraklık koşulları ve don olayı belirleyici oldu. Özellikle bitkinin gelişim sürecinde başaklanma ve bakla bağlama döneminde meydana gelen don, ürün kayıplarını ciddi boyutlara taşıyarak verimi ciddi oranda düşürdü.”

Tarım sektörünün kronik sorunlarından biri olan yüksek girdi maliyetlerinin de üretimdeki düşüşün yapısal nedenleri arasında yer aldığını ifade eden Korkmaz, “Mazot, gübre, tohum ve işçilik maliyetlerinde son yıllarda yaşanan hızlı artış, üreticinin kârlılığını azalttı. Üretici fiyatlarında nominal artışlar görülse de bu artışlar maliyetleri telafi etmekte yetersiz kaldı. Bu durum bazı üreticilerin kırmızı mercimek ekim alanlarını daraltmasına ya da alternatif ürünlere yönelmesine yol açtı. 2024 yılında kırmızı mercimek üretici fiyatı yüzde 29,2 artarak 17,58 TL/kg’a yükselirken 2025 yılı ilk 8 ay ortalaması ise 26,65 TL/kg olarak gerçekleşti. Buna karşın aynı dönemde girdi fiyatlarındaki artış, üreticinin net kazancını sınırlayarak ekim alanlarının daralmasına neden oldu” diye konuştu.

Üretimi baskılayan bir diğer önemli unsurun ise piyasa belirsizliği olduğunu aktaran Korkmaz, “Toprak Malzeme Ofisi’nin (TMO) kırmızı mercimekte son alımını 2022 yılında gerçekleştirmesi, sonraki yıllarda düzenli bir alım politikası ve referans fiyat mekanizmasının bulunmaması, üreticinin fiyat beklentisini zayıflattı. Hasat döneminde ürününü hangi fiyattan satacağını öngöremeyen üretici, riskten kaçınarak mercimek üretiminden uzaklaşmayı tercih etti. Tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, 2025 yılında kırmızı mercimek üretiminde yaşanan düşüşün; verimdeki ciddi gerileme başta olmak üzere, iklim kaynaklı riskler, artan üretim maliyetleri, piyasa belirsizlikleri ve üretim tercihlerindeki değişimlerin ortak sonucu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz” dedi.


İklim değişikliğinin etkilerine vurgu

İklim krizinin tarımsal üretim üzerindeki baskısının her geçen yıl arttığını vurgulayan Korkmaz, şu değerlendirmelerde bulundu: “2025 yılında birçok tarım ürününde olduğu gibi kırmızı mercimek üretiminde yaşanan düşüşte de iklim koşullarındaki değişimin önemli bir etkisi oldu. Verimin ve dolayısıyla üretimimizin düşmesinde iklim değişimine bağlı kuraklık ve don olayları son derece etkiliydi. Özellikle üretimin yoğunlaştığı bölgelerde, bitkinin hassas gelişim evrelerinde görülen bu ekstrem hava olayları, ürün kayıplarını artırarak verimi düşürdü. Bunun yanı sıra son yıllarda artan sıcaklıklar ve yağış rejimindeki düzensizlikler, büyük ölçüde doğal yağışlara bağlı olarak yetiştirilen mercimek üretimini baskılayabiliyor. Özellikle çiçeklenme ve dane doldurma dönemlerinde görülen aşırı sıcaklar, ısı stresine yol açarak verimi etkiliyor. Yağışların azalması ve kuraklığın uzaması, bitkinin su ihtiyacını karşılamasını zorlaştırarak hem verim hem kalite kaybına neden oluyor. Bu süreçte iklim krizinin dolaylı etkileri de göz ardı edilmemeli. Toprak verimliliğindeki azalma, erozyon ve hastalık-zararlı baskısındaki artış, sürdürülebilir tarımsal üretim üzerindeki riskleri artırıyor. Bu çerçevede, 2025 yılında görülen yaklaşık yüzde 38’lik üretim düşüşünü tek bir nedene bağlamak mümkün olmasa da temel belirleyicinin iklim koşulları olduğunu söyleyebiliriz.”


Bakliyat ekimine destek çağrısı

Kırmızı mercimek ithalatının azaltılması ve üreticinin üretime teşvik edilmesi için neler yapılabileceğini dile getiren Korkmaz, üretimin yeniden artırılabilmesi için münavebe sisteminin, bakliyatın stratejik rolünün ve destekleme yapısının yeniden ele alınmasının şart olduğunu söyledi. Münavebe sisteminde bakliyat ekiminin teşvik edilmesinin üretimi artırmada önemli bir politika aracı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Korkmaz, “Mercimek ve nohut gibi bakliyat ürünleri, havadan azotu alarak toprağa bağlama özellikleri sayesinde toprağın besin maddesi içeriğini zenginleştirir. Bu durum bir sonraki yıl ekilecek ürünün gübre ihtiyacını azaltırken verimini de önemli ölçüde artırır. Dolayısıyla bakliyat ekimi yalnızca bir üretim tercihi değil, aynı zamanda toprak sağlığı, sürdürülebilir verimlilik ve maliyetlerin düşürülmesi açısından stratejik bir gereklilik” dedi.

Bu kadar kritik bir role sahip olan bakliyat üretiminin destekleme yapısında daha ön plana çıkmaya ihtiyacı olduğunu aktaran Korkmaz, “Bakanlığımızın hububat, bakliyat ve yağlı tohumları stratejik ürünler olarak tanımlaması ve destekleme sistemini bu çerçevede kurgulaması son derece olumlu bir yaklaşım. Ancak uygulamaya bakıldığında, bakliyat grubu stratejik ürünler arasında diğer gruplara göre daha düşük destekleme katsayısına sahip. Nitekim ana destek kapsamında dekara buğday 403 TL, yağlık ayçiçeği 365 TL destek alırken, nohut ve kırmızı mercimek yalnızca 310 TL alıyor. Bu durum, üreticinin daha yüksek destek verilen ürünlere yönelmesine neden oluyor ve bakliyat ekim alanlarının daralmasını hızlandırıyor” diye konuştu.

Ercan Korkmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun yanı sıra, üreticinin gelirini güvence altına alacak öngörülebilir bir fiyat ve alım politikasına duyulan ihtiyaç da devam ediyor. TMO’nun kırmızı mercimekte daha aktif bir rol üstlenmesi sağlanabilir. Aynı şekilde sözleşmeli üretim modellerinin yaygınlaştırılması da pazarlama ve fiyat istikrarsızlığına karşı üreticiye önemli bir güvence sağlayarak üretimi pozitif anlamda etkileyebilir. Sonuç olarak; münavebe sisteminde bakliyat ekiminin güçlendirilmesi, destekleme yapısının bakliyat lehine yeniden düzenlenmesi ve piyasa istikrarını sağlayacak mekanizmaların hayata geçirilmesi, kırmızı mercimek üretiminin yeniden artışa geçmesi açısından temel politika başlıkları. Bu adımlar birlikte uygulandığında, Türkiye’nin bakliyat üretiminde yeniden güçlü bir konuma gelmesi mümkün olacak.”


İç üretimde dalgalı seyir

Türkiye’de kırmızı mercimek ithalatının, son yıllarda miktar itibarıyla iç tüketimi karşılayabilecek düzeyde olduğunu aktaran Korkmaz, “Ülkede yıllık kırmızı mercimek tüketimi yaklaşık 400 bin ton civarında seyrederken, ithalat miktarları bu seviyenin belirgin biçimde üzerinde gerçekleşiyor. Üstelik önemli miktarda üretimimiz de söz konusu. Bu durum, ithalatın yalnızca iç talebi karşılamaya yönelik bir araç olmadığını, aynı zamanda arz güvenliğini sağlamak ve ihracat yapmak amacıyla yapıldığını da gösteriyor. Nitekim, 2024 yılında 474 bin ton, 2025 yılının ilk 11 ayında ise 312 bin tonluk ihracatıyla kırmızı mercimekte önemli bir ihracatçı konumdayız. İthal edilen ürünün kayda değer bir bölümü işlenerek veya doğrudan ihracata yönlendiriliyor. İç üretimin yıllara göre dalgalı bir seyir izlemesi, özellikle üretimin düştüğü dönemlerde ithalatı zorunlu hale getiriyor. Böylece hem iç piyasada süreklilik sağlanıyor hem de ihracatın sürdürülebilirliği güvence altına alınabiliyor. Bu çerçevede kırmızı mercimek ithalatının, Türkiye’de tüketimi karşılamanın ötesinde, ihracat amacıyla da yapıldığını söyleyebiliriz” diye konuştu.


“Hava olayları üretim miktarında belirleyici olacak”

Önümüzdeki dönemde mercimek üretimine ilişkin öngörülerini paylaşan Korkmaz, “2025 yılında üretimin düşmesine neden olan bahsettiğim mevcut faktörler devam ederse, kısa vadede üretimdeki daralma devam edebilir. Özellikle yetiştirme dönemindeki hava olayları üretim miktarında belirleyici olacak. Buna karşılık, desteklerin güçlendirilmesi, az önce saydığım münavebe sisteminin yeniden düzenlenmesi gibi tedbirler üretimdeki bu düşüşü sınırlandırabilir veya tersine çevirebilir. Özellikle çiftçilerin girdi maliyetlerini dengeleyen ve üretimi teşvik eden stratejilerin uygulanması durumunda üretimdeki dalgalanma azalabilir ve daha istikrarlı bir artış trendi yakalanabilir” ifadelerinde bulundu.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM