Cuma, Şubat 6, 2026
spot_img

Türkiye İMSAD’dan depremlerin 3. yılında kalıcı çözüm vurgusu

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD), 6 Şubat depremlerin üçüncü yılında gerçeğiyle yaşamaya yönelik kalıcı ve bilim temelli adımların önemine bir kez daha dikkati çekti

6 Şubat 2023’te yaşanan ve 11 ili derinden etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıl dönümünde Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD), deprem gerçeğiyle yaşamaya yönelik kalıcı ve bilim temelli adımların önemine bir kez daha vurguladı. Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, depremlerin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen acının ve sorumluluğun hala çok taze olduğunu belirterek, “6 Şubat depremleri, yalnızca yaşadığımız büyük bir felaket değil; aynı zamanda ülke olarak almamız gereken dersleri çok net biçimde önümüze koyan bir kırılma noktasıdır. Kaybettiğimiz on binlerce canın hatırasını yaşatmanın en anlamlı yolu, benzer acıların bir daha yaşanmaması için kararlılıkla harekete geçmektir” dedi.


“Deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmek zorundayız”

Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu vurgulayan Küçükoğlu, deprem riskinin dönemsel değil, sürekli bir gündem olması gerektiğini dile getirdi. Türkiye nüfusunun en az yüzde 90’ının fay hattı üzerinde yaşadığını belirten Küçükoğlu, “Depremler geçmişte kaldı ya da yalnızca belirli bölgelerin sorunu gibi düşünülemez. 2025 yılı verilerine baktığımızda Türkiye’de 53 bin 262 deprem kaydedildiğini görüyoruz. Bu depremlerin 437’si 4 büyüklüğünün üzerinde gerçekleşti. Bu tablo, ülkemizde ortalama olarak her gün 4 büyüklüğünde bir deprem, yaklaşık 15 günde bir 5 ve üzeri, 73 günde bir ise 6 ve üzeri büyüklükte bir deprem yaşandığını gösteriyor. Bu veriler doğrultusunda Türkiye’nin saatte ortalama 6, günde ise 146 depremle sarsıldığını söyleyebiliyoruz. Nüfusumuzun en az yüzde 90’ı fay hatlarının doğrudan etki alanında yaşamını sürdürüyor. Bu coğrafyada yaşıyorsak, depremle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bunun yolu da güçlü bir deprem bilinci, nitelikli yapılaşma ve sürdürülebilir kentsel politikalar geliştirmekten geçiyor” ifadelerini kullandı. 


“Şehirlerimizi ve toplumumuzu dirençli hale getirmeliyiz” 

Depreme dirençli şehirlerin yalnızca sağlam binalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Küçükoğlu, “Şehirlerimizi dönüştürürken geleceği de düşünmeliyiz. Dolayısıyla planlama, altyapı, çevre düzenlemesi, enerji verimliliği ve sosyal yaşamı bir bütün olarak ele almalıyız. Çevre dostu, kaynakları verimli kullanan ve iklim krizini de gözeten yapılaşma anlayışı artık bir tercih değil, zorunluluktur. Hem şehirlerimizi hem de toplumumuzu depreme karşı dirençli hale getirmeliyiz.”


Farkındalık ve bilinç çalışmalarının sistematiği

Küçükoğlu, deprem bilincinin ve depreme hazırlığın toplumsal bir kültür haline gelmesi gerektiğine dikkati çekti. Kamu kurumları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının ortak sorumluluğuna işaret eden Küçükoğlu, “Depremin yerini ve zamanını önceden bilme şansımız yok. Bu nedenle yaşamsal faaliyetlerimizi her an deprem olacakmış gibi düzenlemeliyiz. Tatbikatlar, eğitimler, bilgilendirme çalışmaları ve yerel düzeyde yürütülen hazırlık programları sistemli ve sürekli hale gelmelidir. Deprem farkındalığı sadece afet sonrası hatırlanan bir konu olmaktan çıkarılmalı; günlük yaşamın doğal bir parçası haline getirilmelidir. Bu kültürü çocukluktan başlayarak toplumun geneline yaymak zorundayız” dedi. 


“Sorumluluk almaya devam edeceğiz”

Türkiye İMSAD’ın güvenli ve sürdürülebilir şehirler için uzun yıllardır çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Küçükoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “İnşaat malzemesi sanayisi, güvenli ve dayanıklı yapılaşmanın temel taşıdır. Bizler sektörümüzün bilgi birikimi ve üretim gücüyle daha güvenli, daha sürdürülebilir şehirler için üzerimize düşen sorumluluğu almaya devam edeceğiz” diye konuştu. 

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM