Türkiye-Suriye-Ürdün arasında ulaştırmada ortak adım

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ürdün’ün ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye-Suriye-Ürdün Bakanlar Toplantısı’nda konuştu. Bakan Uraloğlu, Ürdünlü ve Suriyeli mevkidaşlarıyla üçlü ulaştırma iş birliği mutabakatı imzaladı

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ürdünlü ve Suriyeli mevkidaşlarıyla üçlü ulaştırma iş birliği mutabakatı imzaladı. Mutabakat Zaptı kapsamında üç ülke arasında bölgesel bağlantısallığın güçlendirilmesi, ulaştırma sistemlerinin entegrasyonu ve sınır ötesi taşımacılığın kolaylaştırılması amacıyla kapsamlı bir iş birliği çerçevesi oluşturuldu. Belge ile karayolu, demiryolu, denizyolu, havayolu ve multimodal taşımacılık dâhil tüm ulaştırma modlarında altyapı geliştirme, teknik standartların uyumlaştırılması, dijitalleşme, kapasite geliştirme, özel sektör katılımı ve ulaştırma koridorlarının koordinasyonu gibi alanlarda iş birliği öngörülüyor.


Kuzey ve güney yönünde uzanan karayolu ve demiryolu hatları önem arz ediyor”


Bakan Uraloğlu, Ürdün’ün ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye-Suriye-Ürdün Bakanlar Toplantısı’nda konuştu. Toplantıya Suriye Ulaştırma Bakanı Yarub Bedr ve Ürdün Ulaştırma Bakanı Nedal Al-Qatamine de katıldı. 

Türkiye, Suriye ve Ürdün’ün; sadece coğrafi olarak değil, ticaret yollarının tarihi serüveni bakımından da birbirine kopmaz bağlarla bağlı olduğunu dile getiren Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: “Bizim bir araya gelmemiz, sadece teknik bir ulaştırma toplantısı değil; aynı zamanda bölge halklarının refahı ve bölgesel kalkınma için güçlü bir irade beyanı. Bölgemizin içinden geçtiği hassas süreç, bizlere tek bir gerçeği hatırlatıyor. Siyasi ve ekonomik istikrar ile düzgün işleyen lojistik birbiri için vazgeçilmezdir. Bölgemizde, kuzey ve güney yönünde uzanan, düzenli ve verimli bir şekilde çalışan karayolu ve demiryolu hatları büyük önem arz ediyor. Türkiye-Suriye-Ürdün ekseninde kuzey-güney hattının tam kapasiteyle işler hale gelmesi, her üç ülkenin de ihracat potansiyelini ve transit gelirlerini katlayacak bir güç çarpanı.”


“Bölgemizi bir refah havzası haline getirme niyetindeyiz”


Uraloğlu, üzerinde anlaştıkları her bir maddenin tır şoförlerinin yolunu açacağını, demiryolunun sunacağı fırsatları artıracağını, limanları canlandıracağını ve pazarları büyüteceğini kaydetti. Uraloğlu, “Bu çerçevede, bugün kurduğumuz üçlü mekanizmanın; bölgemizin ulaştırma ve lojistik geleceğini birlikte inşa edeceğine, düzenli işleyen ve çözüm odaklı bir platforma dönüşeceğine inancımız tam. Bu tarihi sorumluluğu birlikte omuzlama ve bölgemizi bir refah havzası haline getirme niyetinde olduğumuzu söylemek istiyorum” dedi.

Burada tesis ettikleri iş birliğini daha ileriye taşımak adına, teknik heyetin haftaya da Sudi Arabistan ziyareti olacağını ifade eden Uraloğlu, “Bugünkü girişimimiz ile yarımadanın her bölgesine kadar erişimi sağlayacak bir planlama içerisinde olmayı ve bu yarımadanın Orta Asya ve Avrupa başta olmak üzere diğer coğrafyalara bağlanmasında köprü olmayı arzu ediyoruz” ifadelerini kullandı.


Sınır kapılarında fiziki ve idari süreçlerin senkronizasyonu


Uraloğlu, kuzey-güney aksında ortaya koydukları bu güzergahın işlerlik kazanmasıyla Basra Körfezi ve Kızıldeniz’de eş zamanlı yaşanabilecek zor şartlarda bölge için okyanusa erişmekte hayati önem taşıyacağını dile getirdi. Bakan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: “Karayolu taşımacılığında verimliliği artırmak adına, öncelikle sınır kapılarımızdaki fiziki ve idari süreçlerin senkronizasyonu üzerinde durmamız gerektiğini düşünüyorum. Türkiye olarak biz, bu konuda ilgili tüm kurumlarımızla istişareler gerçekleştirdik. Operasyonel faaliyetlerin herhangi bir engelle karşılaşmaması adına elimizden geleni yapmaya gayret gösteriyoruz. Memnuniyetle ifade etmek isterim ki son aylarda 331 Suriyeli şoför kardeşimize sürücü vizesi verildi ve bu sayı gün geçtikçe artıyor.” 

Uraloğlu, taşımacılardan alınan geçiş ücretlerin, vergilerin ve ek maliyetlerin asgari düzeye indirilmesi veya karşılıklı olarak kaldırılmasının, taşımacılığın önündeki engelleri kaldıracağını ve ticaret hacmine doğrudan çarpan etkisi yapacağını değerlendirdi. 

Uraloğlu, “Bunun mümkün olmaması halinde ise, üç ülke arasında mutabık kalınacak ortak ve öngörülebilir bir tarife yapısının oluşturulması, güzergahın rekabetçiliğini artıracak ve taşımaların sürdürülebilirliğine katkı sağlayacaktır. Bu hususun, üçlü mekanizmamız kapsamında öncelikli başlıklar arasında ele alınmasının faydalı olacağı kanaatindeyiz. Mevcut bölgesel dinamikler karayoluna olan talebi bu denli artırmışken; taşımacılarımıza gerekli kolaylıkların sağlanması ve bu hattın altyapısının modernizasyonu, güzergahın en hızlı ve ekonomik bir ticaret yolu haline gelmesini sağlayacaktır” diye konuştu.


“Hicaz Demiryolu mirasını yeniden ayağa kaldırmak anlamlı olacak”


Demiryollarının ise üç ülkenin bulunduğu coğrafyanın sadece ekonomik değil, tarihi ve kültürel bağlarını da temsil eden bir ulaşım modu olduğunu dile getiren Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Ancak bugün bu hatların işler durumda olmaması, bölgemizin ulaştırma potansiyelinin önündeki büyük bir eksiklik. Bu noktada, tarihi Hicaz Demiryolu mirasını günün şartlarına uygun şekilde yeniden ayağa kaldırmanın anlamlı olacağına inanıyorum. Bununla birlikte, ülkelerimizi birbirine bağlayacak, modern ve standart hat kriterlerine uygun yeni bir demiryolu inşasını stratejik bir hedef olarak belirlememiz gerekiyor. Yüksek kapasiteli ve kesintisiz bir raylı sistem altyapısı, karayolu üzerindeki yükü hafifletecek ve ticaret hacmimizi bir üst boyuta taşıyacaktır.” 

Demiryolu ağlarının fiziksel inşası kadar, işletmecilik standartlarının da uyumlu hale getirilmesinin kritik önem taşıdığını dile getiren Uraloğlu, “Türkiye olarak, modern demiryolu inşası ve raylı sistemler konusundaki tecrübemizi, bu hattın yeniden canlandırılması için paylaşmaya ve teknik eş güdüm sağlamaya hazırız” diye konuştu.


“Üçlü platform önemli bir potansiyele sahip”


Denizcilik sektörü hakkında da konuşan Uraloğlu, “Denizcilik sektörü karayolu ve demiryolu hatlarımızın dünyaya açılan kapıları. Türkiye’nin ve Suriye’nin Akdeniz’deki liman kapasitesi ile Ürdün’ün Akabe Körfezi üzerinden Kızıldeniz’e açılan stratejik kapısını bir bütün olarak değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Güncel küresel konjonktürde, limanların birbirini tamamlayan lojistik merkezler olarak çalışmasının hayati önemde olduğunu söyleyen Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: “Akabe Limanı’nın, kuzeyden gelen karayolu ve demiryolu yüklerini Kızıldeniz ve ötesine taşıyacak bir ‘deniz-kara köprüsü’ görevi göreceğine inanıyorum. Deniz yolu ve kara yolu modlarımızın güçlü bir eş güdümle birleşmesi de bölge genelindeki ulaştırma maliyetlerini düşürecek ve koridorumuzun cazibesini artıracaktır.” 

Uraloğlu, üçlü platformun kardeşlik, iyi komşuluk ve kazan-kazan ilkeleri çerçevesinde önemli bir potansiyele sahip olduğunu dile getirdi.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM