Kahve festivalleri artık sıradan kültürel etkinlikler olarak görülmezken, ekonomik kalkınma aracı haline geliyor
Türkiye’de hızla büyüyen kahve kültürü yeni bir ekonomik alanı da beraberinde getiriyor: festival ekonomisi. Binlerce ziyaretçiyi bir araya getiren kahve festivalleri artık yalnızca sektör profesyonellerinin buluştuğu organizasyonlar olarak değil, şehir ekonomilerini canlandıran çok katmanlı ekonomik platformlar olarak değerlendiriliyor. Festival ziyaretçileri yalnızca etkinlik alanında harcama yapmıyor; konaklama, ulaşım, restoran, alışveriş ve şehir içi tüketim kalemleri sayesinde yerel ekonomiye önemli katkı sağlıyor.
Dream Sales Machine Başkanı Alper Sesli, festivallerin yarattığı ekonomik etkinin çoğu zaman görünenden çok daha büyük olduğunu ifade etti. Sesli, festivallerin ekonomik etkisinin geniş bir alana yayıldığını belirtirken, “Festival ekonomisi artık başlı başına bir sektör haline geldi. Bir ziyaretçinin harcaması yalnızca etkinlik alanında kalmıyor. Otellere, restoranlara, ulaşım şirketlerine, perakendeye ve çok sayıda hizmet sektörüne yayılıyor. Sponsor yatırımları, belediye harcamaları, sanatçı ücretleri, teknik ekipman kiralamaları ve organizasyon giderleri de bu ekonomik hareketin önemli parçalarını oluşturuyor. Festival alanında harcanan para yalnızca orada kalmıyor; tedarik zinciri boyunca yüzlerce işletmeye yayılıyor. Ekonomide buna ‘çarpan etkisi’ deniyor” dedi.
Yaklaşık 60 sektör doğrudan hareketleniyor
Bir kahve festivalinin kurulumu sırasında onlarca farklı iş kolunun devreye girdiğini belirten Sesli, etkinliklerin yarattığı ekonomik etkinin sanıldığından çok daha büyük olduğunu söyleyerek, “Festival organizasyonu, sahne ve prodüksiyon, ses ve ışık sistemleri, LED ekran teknolojileri, elektrik altyapısı, jeneratör hizmetleri, çadır sistemleri, stand üretimi, fuar ekipmanları, güvenlik, sağlık ekipleri, ambulans, temizlik, geri dönüşüm, ulaşım, oteller, restoranlar, kafeler, catering, içecek üreticileri, bankalar, ödeme sistemleri, telekomünikasyon, reklam ajansları, dijital pazarlama, basın, sosyal medya, fotoğraf ve video prodüksiyon ekipleri, sponsorluk yönetimi, marka aktivasyonları, baskı, lojistik, depolama, kargo, sigorta, yazılım ve biletleme sistemleri, veri analitiği ile insan kaynakları gibi yaklaşık 60 farklı sektör doğrudan sürecin içinde yer alıyor” ifadelerini kullandı.
Sesli, bu sektörlerin arkasında çok daha büyük bir tedarik zinciri bulunduğunu dile getirdi. Stand üreticisinin çeşitli üreticilerden pay aldığını ifade eden Sesli, “Üreticiler; boya, vernik, vida ve hırdavat tedarikçisinden, mobilya kiralama firmalarına; tekstilden çiçekçiliğe, yakıt ve enerji sektöründen yerel üreticilere, turizm acentelerinden eğlence sektörüne kadar 100’ün üzerinde alt sektör de bu organizasyonlardan pay alıyor. Dolayısıyla kahve festivalleri yalnızca etkinlik sektörünü değil, toplamda yaklaşık 160 sektörlük dev bir ekonomik ağı harekete geçiriyor” diye konuştu.

Festival ekonomisinin çarpan etkisi şehir geneline yayılıyor
Büyük ölçekli bir kahve festivali yalnızca etkinlik alanında değil, şehir genelinde ekonomik canlılık oluştururken, Sesli; “Örneğin on binlerce hatta yüz binlerce ziyaretçiyi ağırlayan büyük organizasyonlarda ziyaretçilerin ulaşım, konaklama, yeme-içme, alışveriş ve festival içi harcamaları; sponsor yatırımları, belediye harcamaları, marka tanıtım bütçeleri, sanatçı ücretleri, teknik ekipman kiralamaları ve personel giderleriyle birleştiğinde yüz milyonlarca liralık ekonomik hareket oluşabiliyor. Bu ekonomik değer yalnızca festival alanında kalmıyor; şehir ekonomisinin tamamına yayılıyor” dedi.
Kahveden çok daha fazlası
Türkiye’de de kahve festivallerinin şehirler de kültür ve etkinlik yatırımlarını ekonomik kalkınma stratejisinin bir parçası olarak değerlendirmeye başladığını ifade eden Sesli, özellikle genç nüfusun yoğun olduğu şehirlerde bu etkinliklerin ekonomik hareketlilik yarattığını dile getirdi. Etkinliklerin başarısının yalnızca ziyaretçi sayısıyla ölçülmemesi gerektiğini sözlerine ekleyen Sesli, “Oluşturulan istihdam, desteklenen sektörler, yaratılan ticaret hacmi ve şehir ekonomisine sağlanan katkı da değerlendirme kriterleri arasında yer almalı. Festival artık sadece kültürel bir etkinlik değil; turizmi, ticareti, teknolojiyi ve yaratıcı endüstrileri aynı potada buluşturan güçlü bir ekonomik platform. Yaklaşık 60 sektörü doğrudan, 100’ün üzerinde alt sektörü dolaylı olarak etkileyen bu yapı şehirlerin rekabet gücünü artıran önemli bir kalkınma modeli haline geliyor. Önümüzdeki dönemde festival ekonomisinin şehir ekonomileri üzerindeki etkisinin çok daha belirleyici olacağını düşünüyorum” diye konuştu.

