Pazar, Ağustos 31, 2025

TEPAV: Politika faizinde değişikliğe gerek yok

Faiz indirimlerinin enflasyon beklentilerini çıpalayamadığı belirtilen TEPAV Para Politikası Değerlendirme Notu’nda, bu durumun enflasyonla mücadeleyi zorlaştırdığı ifade edildi

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Para Politikası Değerlendirme Notu’nun 18’incisi yayımlandı. TEPAV’ın değerlendirme notunda, son altı ay içinde yıl sonu enflasyon tahminlerinin üç kez yukarı yönlü revize edildiği vurgulanırken özellikle, faiz indirimlerinin enflasyon beklentilerini çıpalayamadığı, bu durumun da enflasyonla mücadeleyi zorlaştırdığı ifade edildi. Enflasyon tahminindeki son yukarı yönlü güncellemenin, politika faizinin düşürüldüğü toplantının hemen ardından yapılmış olmasının, para politikasına olan güveni zedeleyebileceğinin de altı çizildi. Söz konusu değerlendirmeler ışığında, TEPAV Para Politikası Çalışma Grubu ağırlıklı olarak politika faizinde bir değişikliğe gerek olmadığı yönünde görüş bildirdi.


“Risk priminin daha düşük düzeylere inmesi gerekiyor”

Türkiye’nin Ocak 2025’te yüzde 5,03 ve Şubat 2025’te yüzde 2,27 olan aylık tüketici enflasyonunun G20 ülkelerine göre yüksek olduğu ifade edilen notta, “Öte yandan 82 ay sonra aylık ortalaması Şubat 2025’te 250 baz puanın altına düşen ve 3 Mart 2025 itibarıyla 252 baz puan olan risk priminin daha düşük düzeylere inmesi gerekiyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2025 yıl sonu enflasyon tahmininin üst sınırına ulaşılması zor görülmekle beraber yıllık enflasyonun azalış eğilimini sürdüreceği bekleniyor. Ancak, uygulanan makroekonomik programın önünde önemli riskler bulunduğu da unutulmamalı” denildi.


“Enflasyon tahminleri üç kez yukarı doğru güncellendi”

Son altı ay içinde yıl sonu enflasyon tahminlerinin üç kez yukarıya doğru güncellendiği aktarılan notta, “2025 sonu tahmini, 8 Ağustos 2024’te yayımlanan Enflasyon Raporu’nda yüzde 14 iken, 5 Eylül 2024 tarihli OVP’de yüzde 17,5’e, 8 Kasım 2024’te yüzde 21’e, 7 Şubat 2025’te ise yüzde 24’e yükseltildi. Hem enflasyon tahmininde bu kadar kısa sürede yapılan değişiklikler hem de tahmin aralığının genişlemesi ekonomik aktörlerin bekleyişlerini bozuyor” ifadeleri kullanıldı.

TEPAV tarafından hazırlanan notta, zorlama faiz indirim kararlarının doğal bir neticesi olarak enflasyon bekleyişlerinin çıpalanamaması riskine dikkat çekilerek, enflasyon tahmininde yukarı yönlü son güncellemenin politika faizinin düşürüldüğü toplantının karar metninin mürekkebi kurumadan yapılmış olmasının enflasyonla mücadeleye sekte vurduğu aktarıldı. 

Enflasyon bekleyişleri düzelmedikçe özellikle rekabetçi piyasalarda faaliyet göstermeyen şirketlerin kâr oranlarının belli bir düzeyde tutmaya yönelik fiyatlama davranışlarının devam etmesinin risk taşıdığı ifade edilen notta, enflasyonda atalet yaratan bu tür fiyatlama davranışlarının enflasyonla mücadelede önemli bir sorun yarattığı vurgulandı.


“Mal ve hizmet fiyatlarının sonradan düşürülmesi eşgüdüm sorununa işaret ediyor”

Kamunun belirlediği mal ve hizmet fiyatlarında tek seferlik çok yüksek artışlar yapılmasına dikkat çekilen notta, “Söz konusu mal ve hizmetlerin bir kısmı önemli üretim girdileri olduğu için bu artışlar dinamik bir maliyet yükselişi sürecine yol açıyor. Önemli ölçüde yükseltilen bazı mal ve hizmet fiyatlarının sonradan düşürülmesi, hem yeni fiyatların muhtemel sonuçlarının iyi düşünülmeden belirlendiğine hem de kurumlar arasında önemli bir eşgüdüm sorunu olduğuna işaret ediyor. Bu durum enflasyon bekleyişlerinin hedeflerle uyumlu hale gelmesinin ertelenmesine neden olabilir” diye belirtildi. 


“OVP hedefine ulaşmak için ilave tedbirler alınmalı”

Ekonominin 2024 yılında olduğu gibi yüksek bütçe açığı yaratma potansiyeli riskine vurgu yapılan notta, “2025 yılına ilişkin Orta Vadeli Program (OVP) hedefine ulaşmak için ilave tedbirler alınması gerekiyor. Mayıs 2023 seçimlerinden sonra başlayan ekonomide rasyonele dönüş süreci kapsamlı bir programa dönüştürülüp, bu programın sosyal kesimler tarafından desteklenmesi sağlanmadıkça enflasyonla mücadelenin ne kadar süreceği sorusu hep zihinlerde asılı kalmakta ve uygulanmakta olan programın etkinliğini azaltıyor.  Programın bu önemli eksikliği nedeniyle, enflasyon, sürekli yukarıya doğru güncellenen enflasyon tahminlerine doğru yönelmezken, ücretli kesimin önemli bir kısmının geliri kabul edilemez düzeyde kalıyor ve üreticiler ile ihracatçılardan gelen şikâyetler artıyor” denildi. 


“Yeni bir kalkınma stratejisine ihtiyaç var”

Tek sorunun enflasyon olduğu, ekonomi programının da bu sorunu çözmeyi amaçladığı algısının yaygın olduğuna değinilen değerlendirme notunda, “Dahası, bizzat programı tasarlayanların ve uygulayanların açıklamaları bu algıyı güçlendiriyor. Oysa geniş kesimlerce benimsenecek ve “ülkede önemli değişiklikler oluyor” heyecanını uyandıracak yeni bir kalkınma stratejisine ihtiyaç var. Bu stratejiye dayalı yapısal tedbirlerle güçlendirilecek bir program şüphesiz enflasyonla mücadeleyi de kolaylaştıracak. Öncelikle maliye politikasının enflasyonla mücadeleyi desteklemesi önemli. Bu bağlamda kapsamlı bir vergi reformu yapılması, kayıt dışılıkla etkin mücadele edilmesi, kamu harcamalarının etkinlik ve verimlilik gözetilerek yeniden yapılandırılması ile koşullu gelir garantilerinin gözden geçirilmesi gibi bütçe açığını azaltıcı önlemlerin hayata geçirilmesi zorunlu. İlaveten, hükümetin yönetilen ve yönlendirilen fiyatlara ilişkin aldığı kararlar enflasyonla mücadeleyi destekleyici yönde olmalı. Enflasyonda atalet yaratan fiyatlama davranışları konusunda yapısal sorunların giderilmesi, rekabet ortamının iyileştirilmesi ve şirketler kesimiyle uzlaşma çabalarına girişilmesi gerekiyor” diye ifade edildi.


“Finansal istikrarsızlık unsurları takip edilmeli”

Makroekonomik istikrarı sağlayıcı politikaların yanı sıra politik baskı altında kalmaları halinde makroekonomik dengelerin bozulmasına yol açan TCMB, TÜİK ve BDDK gibi kurumları bağımsız kılacak, verimliliği artıracak, yeşil dönüşüm sürecini hızlandıracak, eğitimin niteliğini yükseltecek, adil ve hızlı çalışan bir hukuk sistemini oluşturacak yapısal düzenlemelerin hayata geçirilmesinin önem taşıdığına değinilen notta, “Bu değerlendirmeler ışığında, TEPAV Para Politikası Çalışma Grubunun ağırlıklı görüşü politika faizinde bir değişikliğe gerek olmadığı yönünde. Bu süreçte Türk Lirası cinsinden finansmana erişimi zorlaştıran düzenlemelerin olumsuz etkileri, Türk Lirası’nın reel değerlenme düzeyi ve olası finansal istikrarsızlık unsurları dikkatle takip edilmeli. MB’nin bekleyişlerin ve fiyatlama davranışlarının kontrol altına alınabilmesi amacıyla ekonomik aktörlerin tamamıyla güçlü ve etkin iletişim halinde olması gerekiyor. Bu çerçevede MB’nin, yıllık enflasyon hedeflerini hükümetle birlikte açıklaması önemli bir ilk adım olabilir.  Uygulanmakta olan programın ekonomide tam anlamıyla rasyonele dönüşü sağlayacak bir programa dönüştürülmesine yönelik olarak yukarıda ana başlıkları verilen güçlendirici adımlar bir an önce atılmalı” ifadeleri kullanıldı.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM