Salı, Haziran 25, 2024

Üç altın’ üründe hedef büyüttüler


Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Işık
Dünya genelinde 150’nin üzerinde ülkeye Türk kuru meyve ve mamullerini sevdiren sektör, ihracat performansını yüzde 10 artırmayı ve üretimde verimliliği hedefliyor.

Türkiye, kuru meyve ve mamulleri üretim ve ihracatında dünya lideri. Son beş yılın ortalama üretim verilerine göre Türkiye çekirdeksiz kuru üzümde dünya üretiminin yüzde 22’si’ni, kuru kayısıda yüzde 53’ünü, kuru incirde yüzde 55’ini gerçekleştirdi.150’nin üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiren sektör, 2023 yılında da ürünlerin arz-talep dengesini ve mevcut pazarları korumayı, ihracat performansını yüzde 10 artırmayı hedefliyor. Çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incirin üretim kalitesi ve gıda güvenliğinin arttırılması için uzun yıllardır çalışmalarını titizlikle sürdüren sektör, 2022/23 sezonunda kuru üzümde 440 milyon dolar kazandırırken, kuru incirde ise 250 milyon doları Türkiye’ye kazandırmayı planlıyor.

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Işık, Türkiye’nin üretim ve ihracatta dünya lideri olduğu “üç altın” ürüne odaklanması gerektiğini vurguluyor. Toprak varlığımızı “dünya mirası” olarak değerlendiren ve bunu korumaya yönelik politikalara odaklanılması çağrısında bulunan Işık, atılması gereken adımları şöyle sıralıyor: “Genç nüfusun tarıma dönüşünün yollarını aramalıyız. Kırsal kalkınma desteklerinin yanında çiftçi gelirlerinin diğer sektörlere yaklaştırılması, tarımın gençlere özendirilmesi gerekmektedir. Arazilerin küçülmesinin önüne geçilmesi ve modern tarımın desteklenmesi gerekiyor. Devletin su ve küresel ısınmaya yönelik politikaları belirlemeli. Sular boşa akmamalı. Acilen tedbir alınması gerekiyor. Yoksa büyük bir mirasımız olan toprağı kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyayız. Küresel ısınma özelinde gerekli tedbirlerin alınması ve aile işletmelerimizin buna hazır hale getirilmesi gerekiyor. Aile işletmeleri, tarımın temeli… Topraklarımıza dünya mirası olarak bakmalıyız, toprak koruma politikasına odaklanılması gerekiyor.”


Sektörün 2023 yılı performansı hakkında bilgi verir misiniz?

Kuru meyve sektörü tamamına yakını yerli girdilere dayalı ilk ihracatçı sektörlerimizden biri olup, 2022 yılı itibariyle 498 bin ton ihracat karşılığında, 1,6 milyar dolar gelir elde edildi. Sektörümüzün başlıca ürünleri; kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı olup, ülkemiz bu ürünlerin üretim ve ihracatında dünya lideridir. Sektörümüz 200 yılı aşkın ihracat deneyimi ve tecrübesi ile başta AB ülkeleri ve ABD olmak üzere 150’nin üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiriyor.

Kuru meyve ve mamulleri sektörünün, Türkiye geneli 2023 yılı Ocak-Ağustos dönemi ihracatına bakıldığında geçen yılın aynı dönemine göre kıyasla miktarda %1 artışla 299 bin ton, değerde de %1 artışla 941 milyon dolar olarak gerçekleşti. 2023 yılının ilk 8 aylık döneminde en fazla ihraç geliri elde edilen ürünlerimiz miktarda yüzde 54 payla, değerde 29 payla çekirdeksiz kuru üzüm, miktarda yüzde 15, değerde yüzde 26 payla kuru kayısı ve miktarda yüzde 13, değerde yüzde 15 payla kuru incir oldu.

2023 Ocak-Ağustos döneminde önceki yılın aynı dönemine göre kıyasladığımızda ihracatımız çekirdeksiz kuru üzümde miktarda yüzde 4 artış ile 161 bin 965 ton, değerde yüzde 4 oranında artış ile 277 milyon dolar, kuru kayısıda miktarda yüzde 12 artış ile 44 bin 408 ton, değerde yüzde 19 oranında artış ile 247 milyon dolar ve kuru incirde miktarda yüzde 14 artış ile 38 bin 958 ton, değerde yüzde 14 oranında artış ile 136 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu sezondaki ihracat hedefiniz nedir?

Bu sene geçen seneki rakamı en az yüzde 10 arttırmayı hedefliyoruz. Ana hedefimiz; ürünün arz-talep dengesini ve mevcut pazarlarımızı korumak.


Türk kuru meyve sektörü

Muhteşem üçlü; kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı… Bu üç üründe nasıl bir sezon öngörüyorsunuz? Geçen sene 1 milyar dolar sınırı aşılmıştı. Bu sezona yönelik hedef nedir?

Çekirdeksiz kuru üzüm ihraç ettiğimiz ürünler arasında lider konumda. Dünya üzüm ihracatının üçte birini Türkiye gerçekleştiriyor. Türkiye’nin sağlıklı ve prestijli ürünlerinden bir diğeri olan kuru incirde de Ege Bölgesi birinci sırada. Türkiye’nin üzüm ihracatının da yüzde 90’dan fazlasını Ege Bölgesi’nden yapıyoruz. Kuru kayısı üretimi Malatya’da olsa da ihracatında Ege Bölgesi olarak lider durumdayız.
Türkiye, 2022-23 sezonunda en çok kayısıyı Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’ye gönderdi. ABD’ye kuru kayısı ihracatımız yüzde 26’lık artışla 72 milyon dolara yükseldi. Fransa yüzde 13 artışla 40 milyon dolarlık kuru kayısı ihracatıyla ikinci sırada yer alırken, Almanya yüzde 14 artışla 33 milyon dolarlık Türk kayısısı talep etti. Çekirdeksiz kuru üzüm ihracatında Birleşik Krallık 104 milyon dolarlık ihracatla zirvedeki yerini korurken, Almanya’ya 55 milyon dolarlık kuru üzüm ihraç edildi. Hollanda yüzde 25 artışla 50 milyon dolarlık kuru üzüm talebiyle üçüncü sırada yer buldu. ABD yüzde 23 artışla 38 milyon dolarlık kuru incir talebiyle öne çıkarken, Fransa’ya 28 milyon dolar, Almanya 27 milyon dolar kuru incir ihraç ettik. Kuru meyve sektöründeki başarının arkasında 35-40 yıldır devam eden sürdürülebilirlik eksenli çalışmalar yatıyor. Organikte de dünyada lideriz. Çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incirin üretim kalitesi ve gıda güvenliğinin arttırılması için uzun yıllardır çalışmalarımızı titizlikle sürdürüyoruz. 2022/23 sezonunda kuru üzümde 440 milyon dolar kazandırırken, kuru incirde ise 250 milyon doları Türkiye’ye kazandırmayı hedefliyoruz.

Tonaj bazında çekirdeksiz kuru üzümde geçen yıl 340 bin ton ürünümüz oldu. Bunun 251 bin tonu ihraç edildi, başarılı bir yıldı. 50 bin tonu iç pazara satıldı. 60 bin tonu da bu yıla stok kalacak. Biz bu stok müessesesini önemsiyoruz. Çünkü bu sene gördük ki 2023 mahsulü eksik geliyor. 250 bin ton ürün bekliyoruz. Yüzde 30 civarında bir ürün kaybı var.

İhtiyacımızı geçen seneden kalan stoğumuz ile karşılayacağız. Tonajlardaki büyük dalgalanmalar bizim pazar kaybımıza neden olabiliyor. Arz talebi dengelemek zorundayız. Çekirdeksiz kuru üzüm aynı zaman da endüstriyel ürün durumunda. O yüzden fiyat dalgalanmalarının sağlıklı yönetmek zorundayız. Kayısı özelinde rekolte geçen sene 90 bin ton idi. Bu yıl yüzde 25 rekolte kaybı var. Rekoltede hem kalite hem miktar olarak düşüş var. İncirde kurutma devam ediyor, kalite ve mahsul iyi görünüyor. Tonaj olarak geçen seneki miktarlara ulaşacağımızı düşünüyoruz.


İç pazardaki tüketimi artırmak için yapılması gerekenler neler? Özellikle okul sezonunun açıldığı bu günlerde çocuklara yönelik tüketim kültürüne bu ürünleri yerleştirmek için neler yapılmalı? Sizin birlik olarak yürüteceğiniz özel çalışmalar olacak mı?

Bu çerçevede, geçmiş yıllarda olduğu gibi okul üzümü projesinin tekrar gündeme alınması, askerlerimize kuru üzüm dağıtılması ve yemek öğünlerine dahil edilmesi, ülkemiz veya uluslararası örgütler tarafından organize edilen sosyal ve insani yardımların içinde üzüme de yer verilmesi, üzüm tüketiminin arttırılmasına ve sektörümüzün daha da güçlenmesine katkıda bulunacak.


Mehmet Ali Işık

Ur-Ge projeleri konusunda yürüteceğiniz çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?

“Turkish Dried Fruits” isimli UR-GE projemiz ile hedef pazarlarımıza yönelerek danışmanlık ve tanıtım faaliyetleri ile ihracatımızı sürdürülebilir bir şekilde arttırmayı hedefliyoruz.

Sektör ve birlik olarak son dönemde odaklandığınız pazarlar hakkında bilgi verir misiniz? Son dönemde Japonya pazarına yönelik etkinlikler yaptınız bu etkinliklerin geri dönüşleri nasıl oldu?

150’ye yakın ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere en çok ihracat gerçekleştirilen ilk 5 ülke ise sırasıyla Almanya, İngiltere, ABD, Fransa ve Hollanda. Yeni dönemde hedef ülkelerimiz olan ABD, Çin, Japonya, Brezilya’ya ihracatımızı arttırmayı
hedefliyoruz. Dünya’nın en büyük gıda tüketicisi Amerika Birleşik Devletleri’nin yıllık 150 milyar dolarlık gıda ithalatından 1 milyar dolarlık pay alan Türk gıda sektörünün, ABD pazarına yönelik gıda ihracatını arttırmak için birliğimizce yürütülen Turquality ABD projesi ile tadım etkinlikleri, şef yarışmaları, sosyal medya tanıtımları, fuar katılımları ile pazarda tanınırlığımız arttırılırken Las Vegas Üniversitesi ile imzalanan protokol sayesinde hem müstakbel şefleri yetiştiren bölümün müfredatına girmiş hem de Türk ve Batılı tarifleri içinde barındıran yemek kitabımızla Türk gıda ürünlerinin dünyada daha fazla tercih edilir olması yönünde çalışmalar yapmış bulunmaktayız.

İlk 8 ayda Ege Bölgesi’nden Japonya’ya toplamda 76 milyon dolarlık ihracatımız var, 64 milyon dolarlık kısmını tarım ürünleri üzerinden yapıyoruz. Ticaret Bakanlığı’nın desteğiyle birliğimizce 20 yılı aşkın süredir Japonya’nın en büyük gıda fuarı Foodex Japan Gıda Fuarı’nın milli katılım organize ediyoruz. 7 yıldır Uzak Doğu ülkeleri Güney Kore, Japonya, Çin’i kapsayan Turquality Projemizi yürütüyoruz. Ticaret Bakanlığı’nın Uzak Pazarlarda Büyüme Stratejisi doğrultusunda Japonya ile bağlarımızı daha da kuvvetlendirmek istiyoruz.

Türkiye’nin yıllık 1,6 milyon ton organik gıda üretimi var. Japonya’nın yıllık 65 milyar dolar gıda ithalatı yapıyor olması ve kaliteli- sağlıklı gıda talebi Türk organik sektörümüz için çok önemli. Türkiye’deki organik ürünlerin üretim ve ihracatında Ege Bölgesi lider konumda. 2018’den bu yana Türkiye geneli Japonya’ya gıda ihracatımızı yüzde 58, EİB olarak Japonya’ya gıda ihracatımızı yüzde 20 artırdık. Japonya’ya gıda ihracatımızı kısa vadede 500 milyon dolar, uzun vadede 1 milyar dolara çıkarabilecek potansiyele sahibiz.


Dünya sürdürülebilirlik kavramına odaklandı. Sizin de bu konuda birlik özelinde yürüttüğünüz görev var. Bu bağlamda yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?

Sürdürülebilirlik gündemde olan en öncelikli konulardan olup, kuru meyve sektörü olarak hem üretim hem de ticaretimizin sürdürülebilir şekilde devam etmesi için çok yoğun çalışmalar yürütülmekte. Birlik olarak uzun yıllardır yürütülen insan sağlığı ve çevre açısından risk teşkil eden Aflatoksinli kuru incirlerin biyogaz tesislerinde bertaraf edilmesi projelerimize ilave olarak işletmelerde kullanılan suyun yeniden kazanımı projesi, Kuru Üzüm, Kuru İncir ve Kuru Kayısıda Kalite ve Gıda Güvenliği Arttırılması projesi, İyi Tarım Uygulamaları Projesi, Boş Zirai İlaç Atıklarının Geri Dönüşümü Projesi, Su Ürünleri Sektöründe Karbon Ayak İzi Projesi gibi çeşitli projeler ve faaliyetler gerçekleştirilmekte.

Dünyadaki liderliğimizin nedeni doğru uyguladığımız politikalardır. Bu politikaları devam ettirmeliyiz. Su sıkıntıları bütün tarım ürünlerini tehdit ediyor. Sektörümüzde olan diğer ülkeler bize göre daha sıkıntılı bir süreç yaşıyor.

Bizler stratejik ürünlerimizi koruma amaçlı politikalar oluşturmalıyız. Küresel ısınmaya bağlı olarak ürünlerin dikiminin yapılmasını istiyoruz. Aynı bölgelerde rakım farklılıkları var. Biz bu ürünlerde segmentasyona gitmek istiyoruz.

Katma değerli üretim için endüstrinin şartlarına uygun çalışmaların yapılması gerekiyor.

Seda Gök

Diğer Yazarlar