Cumartesi, Haziran 22, 2024

Ege Bölgesi limancılıkta merkez olacak

İMEAK Deniz Ticaret Odası (DTO) İzmir Şubesi tarafından yayımlanan ‘Denizden Merhaba’ dergisinin 39’uncu sayısında Türkiye Liman İşletmecileri Derneği (TÜRKLİM) Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Erdemir, 2050 vizyonunda Türkiye ve Ege Bölgesi limanlarının geleceğini değerlendirdi.

Ege Bölgesi son 25 yılda limancılık açısından son derece önemli yatırımlara ev sahipliği yaparak en hızlı büyüyen bölgelerden birisi haline geldiğini aktaran Erdemir, hizmete gireceği öngörülen Çandarlı Limanı’yla birlikte Ege Bölgesi’nin limancılıkta çok önemli bir merkez olacağını öngördüğünü belirtti. TÜRKLİM’in Vizyon 2050 Raporunu değerlendiren Erdemir, “Ege Bölgesi’nde 2022 yılında toplam yükte elleçlenen yaklaşık 100 milyon tonun 238,4 milyon tona, yine 2022 yılında elleçlenen 1,7 milyon TEU’nun 7,5 milyon TEU’ya çıkacağını öngörebiliriz” dedi.


“Dünyada malların %90’dan fazlası denizyolu ile taşınıyor”

Denizyolu taşımacılığının önemini ve ulaştırma sektöründeki payını değerlendiren Erdemir, “Küresel lojistik sektöründeki denizyolu, karayolu, havayolu, demiryolu ve boru hatları olmak üzere beş ana ulaştırma türüne baktığımızda denizyolu taşımacılığı tüm diğer ulaştırma türleri içinde özel ve ayrıcalıklı bir yere sahip. Dünya ticaretine konu olan malların yaklaşık yüzde 90’dan fazlası halihazırda denizyolu ile taşınıyor. Ekonomik ve çevresel açıdan denizyolunun sürdürülebilir bir taşıma şekli olması yanında tarih boyunca insanlığın yaşadığı bütün zorlukların aşılmasında da uygarlığın önünü açan bir ulaştırma şekli oldu. İnsanlık yeni kıtalara denizyoluyla ulaştı. Bu duruma en yeni örnek 2020 ve 2021 yıllarında küresel ölçekte yaşanan pandemide görüldü. Pandemi döneminde ülkeler arasındaki mobilizasyonun en aza indirilmesi hedefinden dolayı sınırlar kontrollü olarak kapatıldı, karayolu ve demiryolu ulaştırması durdu, yine havayolu ulaştırması da uzun süreli olarak durduruldu. Bu taşıma türlerindeki duruşlara karşın küresel ölçekte denizyolu ulaştırması hem insani ve hem de ticari açıdan kesintisiz olarak çalışarak hem Asya-AfrikaAvrupa-Amerika arasındaki uzak yol hatlarında hem aynı coğrafi bölgelerde taşımaları sağladı. Bu yönüyle denizyolu ulaştırması sadece en çevreci ve en ekonomik bir ulaştırma şekli değil aynı zamanda en sürdürülebilir ulaşım modu. Ayrıca aynı anda çok büyük ölçekte taşımalar yapılabilmesi açısından da en stratejik bir ulaşım şekli” diye konuştu.


“Denizyolunun ulaşımdaki payı olağanüstü derecede önemli”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayınladığı istatistiklere göre, 2022 yılında dış ticaretin değer olarak ortalama yüzde 60’ı, tonaj olarak da yüzde 95’inin denizyoluyla taşındığını hatırlatan Erdemir, “Diğer ulaşım türlerine göre denizyolunun payı olağanüstü derecede önemli hale geldiğinden ülkeler için denizyolu taşımacılığı ve limanlar en stratejik lojistik merkezler konumuna geldi. Bu açıdan denizyolunun başlangıç ve bitiş noktası olan limanlarımız sadece ülkemizin dış ticaretteki ana üsleri konumunda değil, yaşanan ya da gelecekte yaşanabilecek büyük afetlerde de bir hayat ve can kapısı konumunda.  1995 yılında yaşanan Kobe Depremi’nden sonra limanların büyük afetlerdeki rolü daha iyi anlaşılmaya başlandı. Köprüler ve viyadüklerin çökmesi, karayolu ve demiryollarının kullanılamaz hale gelmesi buna karşılık denizyolu ulaşımının devam etmesi, limanlardaki hasarlara rağmen gemi ve yük operasyonlarının sürdürülebilmesi afet lojistiğinde denizyolu ulaşımını ön plana çıkardı. 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra ülkemizde de denizyolu imkanları son derece etkin bir şekilde kullanılmaya çalışıldı. İskenderun Körfezi’ndeki limanlarımız depremin yaralarının en hızlı şekilde sarılmasında organize edilerek başarılı bir afet lojistiği deneyimi sundu” ifadelerinde bulundu.


“Türkiye’de elleçlenen yükün %98’i özel sektör tarafından işletiliyor”

Türk limanlarındaki gelişmeleri aktaran Erdemir, “Türkiye’de limancılık sektöründeki mevcut duruma baktığımızda; TCDD tarafından işletilen İzmir Alsancak ve Haydarpaşa limanları dışında halihazırda özelleştirildi TCDD ve TDİ limanları da dahil olmak üzere toplam elleçlenen yükün yüzde 98’i özel sektör kuruluşları ve liman operatörleri tarafından işletiliyor. Limanlara kapasiteleri açısından dikkate aldığımızda; Yap-İşlet-Devret (YİD) modeli çerçevesinde özel yatırımcılar tarafından inşa edilerek işletilen limanlarımızla kamu tarafından inşa edilmesine karşın işletme devri modeliyle özelleştirilen limanlarımız Türkiye’de toplam kurulu kapasitenin yaklaşık yüzde 15’ini oluştururken, faaliyette olan liman kapasitesinin yüzde 85’i ise bütünüyle özel yatırımcılar ve liman operatörleri tarafından inşa edilmiş, yine aynı özel liman şirketleri tarafından işletiliyor.  Limanlarımızda ellenen tonajlara baktığımızda hem toplam yükte hem de konteynerde geçtiğimiz 25 yıl içinde ülke limanlarımızın küresel ölçekteki büyümenin çok üstünde bir büyüme oranına sahip olduğu görülüyor. Toplam yükteki büyüme içerisinde transit yüklerin katkısı azımsanmayacak kadar büyük. Ülkemizin coğrafi konumundan kaynaklanan avantajın göstergesi olan transit yükler ülkemiz ekonomisine katkı sağlıyor. Malın alıcısı ve satıcısının başka ülkelerde olduğu sadece limanlarımızda aktarıldığı transit yükler işin niteliği göz önüne alındığında hizmet ihracatı” diye konuştu.


“Limanlarımız küresel ortalamanın üstünde büyüdü”

Erdemir, “Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından yapılan bir çalışmada; 2011-2021 yılları arasında toplam yükteki ortalama küresel artış oranı yüzde 2,3 iken Türk limanlardaki bu artış yüzde 3,8 oranında oldu. CLARKSON tarafından yapılan çalışmada ise; aynı dönem içinde konteynerde ortalama küresel artış oranı yüzde 3,8 iken Türkiye’deki limanlardaki artış yüzde 6,6 oranında oldu. Küresel ortalamanın üstünde büyüyen limanlarımızın bu başarısı özellikle son 25 yılda özel sektör yatırımlarıyla hayata geçirilen liman yatırımlarının sonucu. Sanayinin gelişmesinin ve ekonomik büyümenin yolunu açan veya benzer şekilde yolunu kapatan liman kapasitesi. Bir bölgede yeterli liman kapasitesinin bulunmaması diş ticareti olumsuz etkiler. Kapasite yetersizliği nedeniyle deniz navlunlarının yükselmesi, gemilerin uyguladığı bekleme zamları dış ticaretteki rekabet gücümüzü azaltacak. Yetersiz kapasite nedeniyle gemilerin uzun bekleme süreleri hatların sıkışıklık olan limanlara olan seferlerini iptal etmeleri ile sonuçlanacak. Limanlarda yaşanacak darboğazlar ülkeye ilave bir maliyet olarak dönecek, sonuçta dış ticaretteki rekabet gücünü de olumsuz şekilde etkileyebilecek. Bu gelişme aynı zamanda ülkenin yatırım çekme cazibesini de ortadan kaldırabilecek. Bu nedenle başta gelişmiş ekonomiler olmak üzere dış ticarette rekabet edebilmek ve yatırım çekebilmek adına başta limanlar olmak üzere lojistik altyapılara çok büyük yatırımlar planlamışlar” sözlerine yer verdi.


“Ege Bölgesi elleçlenen yükte üçüncü sırada”

2022 yılı sonunda bölgesel olarak limanlarımızda elleçlenen yükün yüzde 39’u olan 211,7 milyon tonun Marmara Bölgesi’nde elleçlendiğini dile getiren Erdemir, “Akdeniz Bölgesi yüzde 34 oran olan 186,6 milyon ton ile ikinci sırada, Ege Bölgesi yüzde 18,4 oran olan 99,8 milyon ton ile üçüncü sırada ve Karadeniz Bölgesi ise yüzde 8 oran olan 44,6 milyon ton ile dördüncü sırada yer aldı. Toplam yük hacmi açısından Marmara ve Akdeniz bölgelerinde yüksek miktarda elleçlenen sıvı dökme yükler bölgesel yük dağılım oranlarında belirleyici bir rol oynuyor. Örneğin İskenderun Körfezi’nde yer alan BOTAŞ Terminali küresel ölçekte bir sıvı dökme yük merkezi konumunda” dedi.

Ege Bölgesi’nin son 25 yılda limancılık açısından son derece önemli yatırımlara ev sahipliği yaparak en hızlı büyüyen bölgelerden birisi haline geldiğini aktaran Erdemir, “Limanlar açısından Ege Bölgesi Kuzey ve Güney Ege’ye ayrılıyor. İzmir ve Aydın Kuzey Ege’de yer alırken, Muğla ise Güney Ege’de bulunuyor. Kuzey Ege’de TCDD Alsancak ve Aliağa’daki limanlarla yeni bir proje olarak geliştirilen Çandarlı Limanı yer alırken, kruvaziyer liman olarak Kuşadası ile hem kruvaziyer hem de RoRo limanı olarak faaliyette olan Çeşme bulunuyor. Güney Ege’de Güllük Limanı ve kruvaziyere hizmet eden Marmaris, Bodrum ve Fethiye limanları yer alıyor. Kuzey Ege Bölgesi’nin en önemli liman başkanlıkları olan Aliağa ve İzmir’e baktığımızda son 25 yılda yapılan liman yatırımlarıyla sürekli büyüyen Aliağa’da yüksek artışlar yaşanırken özellikle konteynerde yük kaybeden TCDD Alsancak’ın 2010 yılından bu yana küçüldüğü görülüyor. Kuzey Ege Bölgesi’nde özellikle Aliağa konteynerde Türkiye’de en hızlı büyüyen bölge iken, TCDD Alsancak Limanı’nın yük kaybetmesi konteynerdeki büyüme oranlarını sürekli düşürüyor. Güney Ege Bölgesi’nde kuru yük elleçleyen Güllük limanı özellikle bölgede maden cevherleri ve endüstriyel mineral ihracatında Türkiye’nin en önemli ihracat limanı haline geldi” ifadelerinde bulundu.


“Ege Bölgesi limancılıkta önemli bir merkez olacak”

Ege Bölgesi’nde özellikle konteynerde Aliağa Körfezi’nde yeni yapılan liman yatırımlarıyla beraber önemli bir büyüme sağlandığını söyleyen Erdemir, “Toplam yük açısından bölgeye baktığımızda TÜPRAŞ ve PETKİM’e ilave olarak faaliyete geçen STAR Rafinerisi ile son yıllarda yoğun bir şekilde faaliyette olan LNG depolama tesisleri ve limanlarının da etkisiyle sıvı dökme yüklerde çok büyük artışlar yaşandı. Aliağa, Bergama, Kınık, Manisa ve İzmir ölçeğinde bölgeye baktığımızda, son yıllarda faaliyete geçen veya projelendirilen OSB’ler, Serbest Bölgeler, Endüstri Bölgeleri gibi sanayi yatırım alanlarının üreteceği yüklerle beraber mega ölçekte hizmete gireceği öngörülen Çandarlı Limanı’yla birlikte Ege Bölgesi’nin limancılıkta çok önemli bir merkez olacağı da bekleniyor” dedi.


“Mevcut liman kapasitesinin 2050’ye kadar 2,5-3 katına çıkması bekleniyor”

Erdemir, “TÜRKLİM tarafından yayınlanan Türk Limancılık Sektörü Raporu’nun geçen yıl yayınlanan yayınının içinde bulunan Vizyon 2023 bölümünde geçmiş 25 yıllık veriler çerçevesinde Türk limanlarının 2050 yılında elleçleyeceği yük tonajlarıyla ilgili önemli bir tahmin veya öngörü çalışması yapıldı. Bu çalışmaya göre, 2022 yılı sonunda elleçlenen toplam yük rakamı olan 542,6 milyon tonun 2050 yılında yüzde 150 oranındaki büyümeyle tahmini olarak 1,3 milyar tona ulaşacağı,  2022 yılı sonunda elleçlenen 12,4 milyon TEU konteyner adedinin de 2050 yılında yüzde 235 oranındaki büyümeyle tahmini olarak 41,5 milyon TEU’ya ulaşacağı bekleniypr. Bu çalışmada yerel konteyner adetleri ile transit konteyner adetleri ayrı olarak tahmin edildi. Referans senaryo çerçevesinde yapılan bu çalışmada mevcut liman kapasitesinin 2050 yılına kadar kademeli olarak 2,5-3 katına çıkmasının beklendiği, bu durumda hem mevcut limanların yeni kapasite artışı yapmalarının, hem de yeni liman projelerinin hayata geçirilmesi gerekli olduğu belirtiliyor. Vizyon 2050 raporuna göre, Ege Bölgesi’nde 2022 yılında toplam yükte elleçlenen yaklaşık 100 milyon tonun 238,4 milyon tona, yine 2022 yılında elleçlenen 1,7 milyon TEU’nun 7,5 milyon TEU’ya çıkacağını öngörebiliriz” diye konuştu.


“Yeni liman yatırımlarına olan ilgi giderek azalıyor”

Liman yatırımlarının gerek izin onay gerek etüt, plan proje gerekse inşaat açısından uzun zaman alan ve pahalı yatırımlar olduğunu dile getiren Erdemir, “Bu nedenle yeni liman yatırımlarına olan ilgi giderek azalıyor. Yeni bir liman yapmak için uygun yer bulunması neredeyse imkansız hale geldi. Liman yatırımlarının pahalı olması bir yandan ihtiyaç duyulan finansa erişimi zorlaştırırken diğer yandan uzun geri dönüş süreleri ve yatırım sürecindeki özellikle izin onay sürecindeki belirsizlikler yeni liman yatırımlarındaki yatırımcı iştahını azalttı. Bu nedenle mevcut limanların etkin ve verimli kullanılması, kapasite artışlarının önünün açılması gelecekte yaşanacak darboğazın aşılmasında katkı sağlayacak” ifadelerinde bulundu.


“Limanların sorunlarının çözülmesi kamunun öncelikli hedefi olmalı

Limanların gelecekte yaşayabilecekleri darboğazlarının bugünden çözülmesi, gelişme ve büyümelerinin önündeki engellerin bugünden kaldırılması gerektiğini belirten Erdemir, “Limanların hızlı, etkin ve verimli çalışmalarının sağlanması, limanların üzerlerindeki ekonomik yüklerin mümkün olduğunca ortadan kaldırılması sonuçta dış ticaret başta olmak üzere ülke ekonomisine, büyümesine ve gelir artışına fayda sağlayacak. Genel olarak hizmeti verenin kim olduğuna bakılmaksızın limancılık hizmeti temel niteliği ile ‘kamusal’ bir hizmet. Limancılık faaliyetinden asıl faydayı sağlayan ülkenin temel ekonomik ve sosyal dinamikleri. Bu nedenle limanların sorunlarının bugünden çözülmesi kamunun öncelikli hedefi ve stratejisi olmalı. Ülkemizin hızlı büyüyen dış ticareti limanlarımızda elleçlenen yük miktarlarını TÜRKLİM tarafından hazırlanan “Vizyon 2050” raporundan da görüldüğü gibi olağanüstü şekilde artırıyor. Bu yük artışına karşın limanlarımızın zamanında yatırımlarla büyüyememesi gelecekte ciddi darboğazlar yaratabilecek. Bugün birçok gelişmiş ülke limanlarında yaşanan darboğazlar beraberinde milyarlarca dolarlık kayıplara neden olacağı gibi ülkemizin gelişmesine ve büyümesinin de önüne engel olacak. Bunun örnekleri yakın zamanda Amerika’da Avrupa’da yaşandı. Bu nedenle limanlarımızın gelişimi evrensel sürdürülebilirlik standartları çerçevesinde bir sürekliliğe sahip olmalı” diye konuştu.


“Liman yatırımlarına özel vergi indirimleri sağlanmalı”

Tüm limanlarının, özel olarak Ege Bölgesi limanlarının çözüm bekleyen konularını sıralayan Erdemir, “Limancılık mevzuatı sadeleştirilmeli ve güncellenmeli, limanlar stratejik yatırım olarak belirlenmeli, liman yatırımlarına özel nitelikte teşvik ve destekler ile vergi indirimleri sağlanmalı, liman hizmeti ‘hizmet ihracatı’ kapsamına alınmalı,  dolgu alanları inşası ve üzerlerinde inşa edilecek liman yatırımları kolaylaştırılmalı, limanlarda yeşil dönüşüm ve yenilenebilir enerji yatırımlarına teşvik ve destek sağlanmalı, liman yatırımların önünün bugünden açılması için limanların kullanım sözleşmelerinin süreleri uzatılmalı, liman hizmetleri ve liman tarifeleri piyasa mekanizması içinde bizzat liman tesisleri tarafından düzenlenmeli, liman yönetim modeliyle ilgili yasal çerçeve hazırlanmalı,  Aliağa Liman Bölgesi geri sahaları gelecekte limanların büyümelerine ve gelişmesine uygun şekilde bugünden projelendirilmeli ve kamulaştırılmalı,  Aliağa limanları başta olmak üzere limanları karayolu bağlantıları günümüz ihtiyaçlarını karşılayacak seviyeye ve ölçeğe getirilmeli, bölgelerde ihtisas gümrükleri kurulmalı, liman geri sahalarında intermodal taşımacılığı geliştirecek lojistik merkezleri, yük aktarma merkezleri  kurulmalı, Aliağa limanlarına demiryolu bağlantıları yapılmalı,  TCDD Alsancak Limanı’nın yatırımlarla geliştirilmeli ve gerekli olan taramaların yapılarak liman modernize edilmeli, Çandarlı Liman Projesi geliştirilmeli ve faal hale getirilmesiyle ilgili olarak liman geri sahalarında sanayi ve endüstri alanları projelendirilmeli, böylelikle liman sanayi kümelenmesi modeliyle bölge ve liman geleceğe dönük olarak geliştirilmeli” ifadelerine yer verdi

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM