TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Dr. Çakıcı, bu sene İzmir’in yeraltı suyunda da sıkıntısı yaşayabileceğini söyledi
ESLEM TÜRKOĞLU
İklim krizinin etkileri artarak görülmeye devam ediyor. İnsanların yaşam şekli başta olmak üzere sektörleri de etkileyen iklim krizi, tarım sektörü için tehlike çanlarını çalıyor. İZSU’nun 26 Mart 2025 tarihinde yayımladığı barajlardaki su oranlarına dair veriler, İzmir ili için kuraklığın bu sene kendisini göstereceğinin işareti olarak yorumlanıyor. Aydın Valiliği’nin su sorunu nedeniyle Büyük Menderes Havzası’ndaki tarım alanlarının sadece yüzde 50’sine su verileceğini açıklaması su sorununun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Yazın yeraltı suyu konusunda dahi sıkıntı yaşanabileceğini söyleyen TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Dr. Hakan Çakıcı, çözüm olarak bölgesel ürün desenlerinin oluşturulması gerektiğini belirtti.
Bu yılın kurak geçtiğini söyleyen Çakıcı, “Her ne kadar metodoloji yağış gösterse de yağış miktarı çok az oldu. Zaten bunu barajlardan da görüyorsunuz. İçme suyu için kullandığımız Tahtalı Barajı’nda su oranı yüzde 15’lere düşmüş durumda. O yüzden mecburen yazın büyük sıkıntı yaşayacağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı kuyular var. Kuyulardan takviye yapılıyor ama onların da yer altı suyunun seviyesi de yaz boyunca düşecek. Böyle bir tehlike var. Rezerv su dahil bütün bölgemize düşen suyun en azından yüzde 70-75’ini tarımda sulama amacıyla kullanıyoruz. O yüzden yaz döneminde sulanabilir arazilerdeki ürünlerle ilgili büyük ihtimalle sıkıntılar olacak” diye konuştu.

“Kuru tarıma geçme zorunluluğumuz olabilir”
Avrupa’nın yapılması gerekenlerle ilgili bir takım projeksiyonlarda, geleceğe dönük öngörülerde bulunduğu ifade eden Çakıcı, “Bizim Tarım Bakanlığı’nın da yapılması gerekenlerle ilgili öngörüleri var. Su kısıtlılığı nedeniyle ürün desenlerinin değişmesi, bazı ürünlerin artık ekilemeyeceği konusu mevcut. Bazı bölgelerde kuru tarıma geçme zorunluluğumuz olabilir. Ek olarak mevcut suyu ekonomik kullanma koşulu gerekiyor. Modern sulama sistemleri geliştirmemiz, bunları uygulamaya sokmamız lazım. En önemlisi devletin de sulama yatırımları yapması lazım. Yeraltı suyuna yüklenmememiz; yüzey suları, barajlar, göletlerdeki suları ekonomik olarak kullanmamız gerek. Bunun için devlet yatırımları gerekiyor” diye konuştu.
“Kışlık sebzelerde sıkıntı var”
Su sıkıntısı yaşanabileceği ile ilgili Devlet Su İşleri (DSİ) ve Tarım Bakanlığı’nın uyarılarda bulunduğunu hatırlatan Çakıcı, “Sulanabilir alanlara çok kısa süreli hatta bazı bölgelerde yaz boyu sadece 35-40 gün su verilebileceği uyarıları yapılıyor. Tabii bu öngörüyle bazı ürünlerin yetiştirilmesi mümkün olmayacak. Şu anda ürünler anlamında kışlık sebzelerde sıkıntı var. Üretici, kış döneminde bile sulama yapmak zorunda kalıyor” dedi.
Buğdayın olgunlaşma döneminde suya ihtiyacı olduğunu kaydeden Çakıcı, “Kışın çok fazla yağış olmadı. O yüzden arpa, buğday gibi tahılların gelişimlerinde sıkıntıların ortaya çıkma ihtimali yüksek. Meteoroloji yağış veriyor ama pek yağış göremedik açıkçası. İklim değişikliğinin etkisiyle maalesef yağış yok. Yağış olsa da istediğimiz zaman yağmur yağmıyor ya da çok kuvvetli yağıyor. Böyle bir iklim düzensizliği var. Maalesef bölgemiz iklim değişikliğinden en fazla etkilenen bölgelerden biri” dedi.
Türkiye’deki sulama sistemlerinin eskidiğini aktaran Çakıcı, “Yüzeyden suyun taşınması ekonomik değil. Hem buharlaşmayla kayıplar da var. Yeraltından suyu aktarmak lazım. Çiftçinin damla sulama gibi yeraltı sulaması, toprak altı sulama sistemlerine geçmesi lazım. Türkiye artık su fakiri bir ülke şeklinde değerlendirilebilir. Çünkü gün geçtikçe su miktarımız azalıyor. O nedenle hem ürün hem de var olan suyun ekonomik kullanımı konusunda tedbirler alınması lazım. Bunlarla ilgili uyarılar yapılıyor. Burada Tarım Bakanlığı’na çok görev düşüyor” ifadelerini kullandı.
“Modern sulama sistemlerine geçmeliyiz”
Çakıcı, devletin ürün seçimi ve sulama sistemleriyle ilgili çiftçiyi maddi olarak desteklemesi, basınçlı sulama sistemleri konusunda yönlendirmesi gerektiğinin altını çizerek, “Klasik sulamayla vereceğimiz suyun yarısı, üçte biriyle bir araziyi, bahçeyi, tarlayı sulama imkanına sahibiz. O yüzden bu modern sulama sistemlerine geçmemiz lazım” dedi.
Çakıcı, herkesin kendi başına bir şeyler yapmaya çalıştığını söyleyerek, “Bizim temel düşüncemiz; gıda güvenliğimiz, kendi ülkemizde vatandaşımız, besleyecek gıdayı üretebilmek olmalı. Bunun için de kendi üretim planlamamızı yapmamız lazım. Belli temel ürünler var. Bunlar; buğday, yem bitkisi, yağlı tohumlar, baklagiller. Bunların üretimini garantiye almamız lazım. O yüzden bölgesel ürün desenleri oluşturmalıyız. Artık bir ürünü burada ekemediysek su azaldıysa su rezervi olan bölgelere onları kaydıracağız. Burada da başka ürünlerin ekilmesini sağlayacağız. Bunun dinamik olması lazım. Çünkü öngörüler var ve yıllara göre de değişiklik gösteriyor. Hemen bir sonraki üretim sezonunun planlamasını yapmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“Eksik su bitkiyi kurutur”
Aydın Valiliği’nin sulama ile ilgili aldığı kararı değerlendiren Çakıcı, “Bu karar, bahçeleri ekemeyeceğimizi gösteriyor. Örneğin, bir bitkiyi siz 90 gün yetiştiriyorsunuz, haftada bir suladığınızı düşünün. Valilik size 35-40 gün su vereceğiz, diyor. O kadar suyla demek ki yarı yolda kalacaksınız. Çünkü eksik su, bitkiyi kurutmanız demek. Demek ki daha az su isteyen bir ürün dikeceksiniz artık. Daha az su tüketen bitkilere yönelme de başladı. Mecburen yeni ürünler ikame edeceğiz. Doğa ancak buna izin veriyor” diye konuştu.
Aydın Valiliği’nin aldığı kararın Gediz’de alınabileceğini söyleyen Çakıcı, “Gediz’de sıkıntı var. Menemen ve Küçük Menderes Havzası’nda da böyle bir karar alınabilir. DSİ’nin sisteminden değil de kendisi sondaj açarak sulama yapan çiftçiler var. Yapılan bu uyarılar onları kapsamıyor tabi ki. Valiliğin yaptığı uyarı normal, devletin sulama sisteminden verilecek ya da sulama kooperatiflerinin vereceği su miktarını kapsıyor. Herkes kuyulara yükleniyor. Orada da mecburen su düşüyor. Belki yaz sonuna doğru ya da yazın ortasında kuyuda su kalmayacak” ifadelerini kullandı.
“Yer altı su seviyesi aşağıya düşüyor”
Çakıcı, Küçük Menderes Havzası’nın yıllık su toplama havzasında belli bir miktarı su olduğunu belirterek, “Buna baktığımızda su seviyesi ekside. Bölge havzasından gelen sudan fazla su çekiliyor. Bu da, rezerv suyun aşağıya doğru inmesi demek. Kuyu derinlikleri artık 100 metreden 300-400 metrelere indi. Oralarda su bulabiliyoruz, rezerv suyu tüketiyoruz. Her sene gelenden çok su tükettiğimiz için, yer altı su seviyesi aşağıya düşüyor” dedi.
Buğday üzerinden örnek veren Çakıcı, “Geçen sene kötü değildi ama bir önceki yıllarda 2022’de kuraklık vardı. O dönemde Türkiye’nin 20 milyon ton civarı buğday üretmesi gerekiyordu. Ama buğday üretimi 17-18 milyon tonlara düştü ve mecburen dışarıdan kendi vatandaşımızı beslemek için gerekli buğdayı ithal etmek zorunda kaldık. Türkiye her zaman buğday ithal ve ihraç ediyor bir denge var ama biz kendi ülkemizi besleyebilmemiz için 20 milyon ton civarı bir buğday üretmemiz lazım. Verim kaybı ortaya çıkınca mecburen o kısmı da ithal etmemiz gerekiyor” diye konuştu.
Avrupa Birliği’nin kuraklık izleme monitörü, istasyonları olduğundan bahseden Çakıcı, “Sürekli takip altındalar. Türkiye’de Güneydoğu Bölgesi izlemenin içerisinde. Irak’a doğru kısım da izlemede. Ukrayna civarı kuraklık izlemede ki buralar buğday üretim alanları. Sadece Türkiye’de değil Avrupa’da da izlenen noktalar, kuraklıkla ilgili uyarılar var. Genel, global bir sıkıntı mevcut” dedi.