Kıyı Ege Belediyeler Birliği’nin (KEBB) Mayıs ayı olağan meclis toplantısı, Kaya İzmir Thermal & Convention Hotel’de düzenlendi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği Başkanı ve Muğla Belediye Başkanı Ahmet Aras idaresinde gerçekleştirilen toplantıda 2024 yılı faaliyet raporu ve mali yıl kesin hesabı oy birliğiyle kabul edilirken, yeni encümen üyeleri ile ihtisas komisyonları da belirlendi. Toplantının açılış konuşmacılarından Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu ve Muğla Belediye Başkanı Ahmet Aras, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundular.
Yerel yönetimlerin yaşadığı sıkıntılara değinen ve yerel yönetimlerin zayıflatılıp yetkilerin merkezileştirildiğinde ciddi sorunlarla karşılaşıldığını dile getiren Başkan Ahmet Aras, “Dünya, yerel yönetimleri güçlendirmeye, halkın yönetime katılımını artırmaya çalışırken; biz ise tam tersine hareket ediyoruz. Adeta “Siz yönetemezsiniz. Seçilmiş olsanız bile biz size bu yetkiyi kullandırmayız. Her şeyi en iyi biz biliriz” anlayışıyla karşı karşıyayız. Bu yaklaşım kabul edilemez. Yerel yönetimler güçlendirilmeli. İdare, merkezi ve yerel yönetimden oluşan bir bütün. Ancak görünen o ki, merkezi yönetim yerel yönetimleri birer alt birim, hatta birer ‘hüküm nesnesi’ gibi görmekte. Son günlerde bazı belediyelerin ihale yapmalarına bile izin verilmeyeceği, hatta itfaiye hizmetlerinin dahi merkezden denetleneceği yönünde haberler basına yansıdı. Eğer bu iddialar doğruysa, bu uygulamalar kabul edilemez. Belediyelerin yetkilerini merkeze alarak, onları zayıflatarak hiçbir başarı elde edemezsiniz. Yerel halkın seçtiği yöneticiler, karar alma süreçlerinde de söz sahibi olmalı. Siz her şeyi merkezde toplarsanız, halkın katılımını yok sayarsınız” açıklamasında bulundu.
“Kentlerimizi dünya ile daha entegre hale getireceğiz”
Son bir yılda, encümenlerle yoğun bir çalışma dönemi geçirdiklerini vurgulayan Ahmet Aras, afet yönetimi, iklim krizi, turizm, mevsimsel nüfus artışı ve çevre koruma gibi konular üzerine birçok çalıştayda bir araya gelerek somut iş birliği kararları aldıklarını belirtti. Aras, “Kıyı alanlarının kullanımı ve sürdürülebilirlik üzerine bir panel düzenledik. Kadın ve gelişim odaklı mesleklerin oluşturulması konusunda kararlar aldık. Kent diplomasisi ve uluslararası iş birliği çalışmalarında belediyelerimizle ortak hareket etme kararı verdik. Akıllı kentler ve dijital belediyecilik başlığı altında çalıştaylar düzenleyerek kentlerimizin dijital dönüşümüne katkı sunduk. Yerel yönetimlerin mali yapısı ve kaynakların adil dağılımı konularında çalışma grubu oluşturduk. Bu süreçte iki önemli projeyi daha tamamladık: ‘Deprem ve Afetlere Dayanıklı Kentler Çalışması ile Kuraklık ve Su Kaynakları Yönetimi’ Tüm bu çalışmaların üzerine, elbette bir gelecek vizyonu da koymak zorundayız. Biz de TİYEG (Türkiye İzmir Yerel Yönetimler Girişimi) ve diğer paydaşlarla birlikte yeni belediyecilik anlayışı doğrultusunda yeni bir aşamaya geçmek istiyoruz. Kıyılarımızı, ormanlarımızı ve su kaynaklarımızı koruyacak; iklim dostu kentler oluşturmak için sivil toplumla iş birliği içinde çalışacağız. Kuraklıkla mücadelede su kaynaklarımızı etkin kullanacak, kent yeşil alanlarını az su tüketen bitki örtüleriyle yeniden tasarlayacağız. Yerel demokrasiyi ve kent teknolojilerini güçlendireceğiz. Uluslararası iş birliklerini artıracak, kentlerimizi dünya ile daha entegre hale getireceğiz” diye konuştu.

“Belediyeler ciddi bir mali baskı altında”
Belediye gelirlerinin azalmasıyla gelir adaletsizliğinin karşı karşıya kalınan en önemli sorunlardan birisi haline geldiğini belirten Aras, “Türkiye genelinde tüm belediyeler ekonomik olarak zor bir dönemden geçiyor. Merkezi yönetimden belediyelere aktarılan paylar, yerel hizmet ihtiyaçlarımızı karşılamaktan oldukça uzak. Özellikle turizm bölgelerinde gelir paylarının sabit kalması kabul edilemez bir durum. Belediye gelirlerini artıracak düzenlemelerin bir an önce yapılması gerekiyor. Bu mesele siyasi bir konu değil; hangi siyasi partiye ait olursa olsun, bugün Türkiye’deki tüm belediyeler ciddi bir mali baskı altında. Belediyelerin merkezi bütçeden aldıkları paylar artırılmalı. Uluslararası karşılaştırmalara baktığımızda da durum net bir şekilde ortada. Örneğin, İtalya’daki yerel yönetimlerle Türkiye’deki belediyelerin gelir yapısı arasında ciddi bir uçurum bulunuyor. Belediyelerimiz yatırım yapabilmek ya da en temel hizmetleri sürdürebilmek için suyu 40 TL’den satmak zorunda kalabiliyor. Biz bu doğrultuda bazı somut öneriler sunuyoruz. İlki, Belediye Gelirleri Kanunu’nu acilen güncellenmeli. Söz konusu kanun hâlâ ‘hava kirası’ gibi çağ dışı kalmış ifadeler içeriyor. Bu nedenle belediyeler birçok gelir kaleminden faydalanamıyor. Bir diğer önemli mesele de emlak vergisi sistemi. Her üç yılda bir toplanan komisyonlarla rayiç bedeller belirleniyor ancak alt sınırların üzerine çıkılamıyor. Oysa bazı kentlerde konutlar milyon dolarlarla el değiştirirken, belediyelerin aldığı emlak vergisi hâlâ çok düşük kalıyor. Bu nedenle emlak vergilerinde adil ve güncel bir değerlendirme sistemi kurulmalı, yerel yönetimlere yeni ve sürdürülebilir gelir kaynakları yaratılmalı” ifadelerinde bulundu.
“Ege kıyılarında dayanışma sistemi hayata geçirilmeli”
İzmir’in sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda demokrasinin doğduğu topraklar olmasından dolayı da büyük bir öneme sahip olduğunu belirten İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu ise “Bu topraklarda yerel yönetim demek, halkın doğrudan söz sahibi olduğu katılımcı yönetim anlayışı demek. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler olarak, Türkiye nüfusunun yüzde 65’ine hizmet veriyor; ekonomimizin yüzde 80’inin üretildiği, turizmin yüzde 91’inin gerçekleştiği bölgelerde sorumluluk üstleniyoruz. Bu büyük bir görev olduğu kadar, ciddi sorumlulukları da beraberinde getiriyor. Ne yazık ki ülkemizin yüzde 90’ı deprem riski altında. Ege Bölgesi de bu riskin en yüksek olduğu bölgelerden biri. Bu nedenle, deprem gibi doğal afetlere karşı her an hazırlıklı olmak bizlerin öncelikli görevlerinden biri. Kentsel dönüşüm ve afetlere dayanıklı şehirler inşa etmek için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Öte yandan, Ege kıyılarındaki belediyelerimizde susuzluğa karşı dayanışma sisteminin hayata geçirilmesi, halkımızın yaşam güvenliği açısından hayati öneme sahip. Ayrıca, yaz aylarında artan şiddetli sıcaklıklarla birlikte yükselen orman yangını riskine karşı da hazırlıklı olmak ve belediyeler arasında etkin bir iş birliği sağlamak büyük önem arz ediyor” diye konuştu.

