İngiliz Telegraph gazetesinde yer alan habere göre 23.08.2025 C.tesi günü Almanya Başbakanı Friedrich Merz, partisi Hristiyan Demokrat Birliği’nin(CDU) eyalet düzeyinde düzenlediği bir toplantıda konuşma yaptı. Konuşmasında, ülkesinin bugünkü ekonomik şartlarının refah devletini karşılamaya kafi gelmediğini belirtti. Başta sosyal yardım sisteminin kökten ve yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Göründüğü kadarı ile rasyonel bir yaklaşım tarzı ile hem tutarlı bir tespit hem de çözümüne yönelik bir tercih( doğru veya yanlış olması ayrıdır) ve kararlılık ifade ediyor. Aynı zamanda küresel odaklı 15.08.2025 Alaska Elmendorf- Richardson askeri üssünde bir araya gelen Trump- Putin görüşmesinin ardından ABD ve Rus liderlerinin diyaloğun dünyada güvenlik ve refahı sağlayacağı beklentileri içinde..
Türkiye’de 20. asırda yaşamış nesillerinin vatan-millet edebiyatı güzellemeleri hayli zengindir. Türkiye Cumhuriyeti’nin jeopolitiği için ülkenin tekmil münasebetlerinde öne çıkarılan ‘vazgeçilmez konumu’ yurt içinde her daim popüler konudur, bol miktarda alıcı bulur.
Bu zeminin oluşmasında topluma açık tüm değerlendirmelerin gerisinde uzun zamanlardır, kendilerince halk için ‘eğitim şart’ manifestosunu öne çıkaran bir yarı-resmi zihniyetin bulunduğuna dair şüphe yoktur.
Simgesel kolaycılık(toplumu göz ardı eden sulta), adamsendecilik hatta muhafazakarlık olarak dahi etiketlenmiş fanatizmin yıllarca geçiştirilmesinin trajik sonuçları olarak, ülkenin önce siyasi sonra ekonomik ve sosyal tecrübelerinin içerisine serpiştirilmiş görünümdedir. Birbirini takip eden ‘toplumsal dinamikler’ birikimlerinin pozitif değişim yerine kutsiyet atıflı, etkiye açık ve belirsiz çözümlemelere maruz kaldığının hakikatidir. Restorasyon, reform denemeleri ise, var olanın üzerine derme çatma yinelenmelerin tekrarıdır.
Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘konumunun vazgeçilmezliği’ gibi bir tür kolaycılığın, uyuşturucu bağımlılığı etkisine yaslanmış bir anlayışın, ünlü spekülatör Soros’un, “Türkiye’nin en iyi ihraç ürünü ordusudur” demesi ya da 2003 Tezkere görüşmeleri sırasında ABD Başkanı Bush’un Türk Heyeti için “at pazarlığı yapıyorlar” yakıştırmaları arasında benzer paralellikler mevcuttur.
Keza Kur Korumalı Mevduat(KKM) uygulamasının Merkez Bankasına yük olduğu iddialarından Dünya nüfus artışını, küresel ısınmayı dert edinen kesimlerin ortak paydasında sadece siyasi olmayıp, ekonomiden sosyalliğe uzanan araçlar da kullanılır.
‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin görüneni kırk yılı aşkın görünmeyeni çok daha fazla gerilere giden safahatında yürütülen siyasetlerin uzayıp gitmesi, zamanla sadece sınırlar dahilinde değil, bölgesel gelişmelerle ilgili bağlantıları ihtiva eder hale gelmesidir. Barış Pınarı harekatının ABD’ne karşı, Bahar Kalkanı harekatının Rusya’ya karşı yapılması masada diplomasinin etkili olabilmesinin arkasında mutlaka bir askeri gücün varlığının olması da gerekir.
Onlarca yıldır çözümsüz kalmış veya bihakkın yönlendirilememiş bir dizi iç içe geçmiş müşkülatı haiz meselelerin dünya siyasetinde bölgesellikten küreselleşen şartlara uyumu ise hiç de kolay değildir.