Cumartesi, Kasım 29, 2025

Solo yaşam trendi artıyor

Türkiye’de gençlerin genç yaşlarda evlenmemesi, boşanma oranlarının artması, bireyleri tek yaşamaya itiyor. Bu değişimi sosyolojik bir çerçevede gören Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı Sosyolog Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Gençlerin evliliği daha geç yaşlarda tercih etmesi yalnızca bireysel tercihlere değil, Türkiye’de ve dünyada evlilik kurumunda yaşanan köklü bir toplumsal dönüşüme işaret ediyor” dedi.

Solo yaşamın çoğu zaman bilinçli bir tercihten çok, modern hayatın dayattığı yeni bir yaşam biçimi hâline geldiğini ifade eden Süleymanlı, “Bugün yaklaşık her üç evlilikten biri boşanmayla sonuçlanıyor. Bu veriler, evliliklerin sayısal olarak gerilediğini, buna karşılık tekil yaşamın artık toplumsal bir gerçeklik hâline geldiğini gösteriyor. Yalnız yaşayanların yüzde 60-70’inin aslında bir ilişki istediğini, fakat buna uygun bir birliktelik kuramadığını ifade etmesi, solo yaşamın çoğu zaman bilinçli bir tercihten çok, modern hayatın dayattığı yeni bir yaşam biçimi hâline geldiğini gösteriyor” diye konuştu. 


“Tekil yaşam toplumsal bir gerçeklik”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinin, Türkiye’de aile yapısında son yıllarda belirgin bir dönüşümü ortaya koyduğunu söyleyen Süleymanlı, 2008-2009 yıllarında ortalama hane halkı büyüklüğünün 4 kişi, 2024’te bu sayının 3,11’e gerilemiş durumda olduğunu dile getirdi. Tekil yaşamı temsil eden tek kişilik hanelerin oranının ise 2014’te yüzde 13,9 iken bugün yüzde 20’ye ulaşmış bulunduğunu bildiren Süleymanlı, “Bu tablo, batı toplumlarında uzun yıllardır yaygın olan ‘solo yaşam’ modelinin Türkiye’de de giderek görünür hâle geldiğini gösteriyor. Aynı dönemde klasik çekirdek aile yapısının oranı yüzde 45,7’den yüzde 38,6’ya düşerken, tek ebeveynli ailelerin oranı yüzde 7,6’dan yüzde 10,9’a yükselmiş durumda. Evlenme hızı binde 8,35’ten binde 6,65’e gerilerken, boşanma hızı binde 1,41’den binde 2,19’a çıkmış bulunuyor” ifadelerini kullandı. 


Eşler benzerlerini arıyor

Eş seçiminde dikkat edilen unsurların da bu yaklaşımı desteklediğini kaydeden Prof. Dr. Süleymanlı, “Yapılan çalışmalarda gençlerin aynı dinden olmasına 3,43, benzer sosyoekonomik statüye 2,85, aynı siyasi görüşe ise 2,67 ortalama vermesi, mutlak bir benzeşmeden çok uyumlu bir denge arayışının öne çıktığını ortaya koyuyor. ‘Doğru kişi’ algısı artık yalnızca duygusal çekim üzerinden değil, uzun vadeli uyum ve ilişkisel istikrar üzerinden kuruluyor” dedi.

Gençler güven ve sadakat istiyor 

“Gençlik, Dijitalleşme ve Yalnızlık” araştırmasının gençlerin ilişkilere nasıl yaklaştığını daha net ortaya koyduğunu söyleyen Süleymanlı, “Araştırmaya göre gençler eş seçiminde en çok güven, saygı, sadakat, uyum ve manevi değerlere önem veriyor. Bu veriler, dijitalleşmenin ilişkileri hızlandırdığı kadar kırılganlaştırdığını, buna karşılık gençlerin daha güvenli ve sürdürülebilir bağlar aradığını gösteriyor. Gençlerin büyük bir bölümü aileyi hâlâ ‘sevgi’, ‘mutluluk’ ve ‘hayatın anlamı’ ile ilişkilendiriyor. Bu tablo, gençlerin evliliğe daha temkinli, daha bilinçli ve daha nitelikli bir bağ arayışıyla yaklaştığını gösteriyor” diye konuştu.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM