Cumartesi, Ocak 24, 2026
spot_img

“Mamografide erken tanı önemli”

Kanser söz konusu olduğunda erken tanı, tedavinin seyrini ve başarısını doğrudan etkileyen en kritik adımların başında geliyor. Bu nedenle düzenli sağlık kontrolleri, çoğu zaman herhangi bir şikâyet olmasa bile büyük önem taşıyor. Meme sağlığı açısından mamografinin de bu kontroller arasında önemli bir yeri olmasına rağmen, hakkında dolaşan yanlış bilgiler nedeniyle sıkça ertelenebildiğini açıklayan Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Özgür Sarıca, “Örneğin çekim öncesinde kullanılan bazı kişisel bakım ürünlerinin görüntülerde yanıltıcı izler oluşturabildiği ya da mamografinin sanıldığı gibi uzun ve zararlı bir işlem olmadığı pek bilinmiyor. Mamografiyle ilgili doğru bilinen yanlışların netleşmesi hem erken tanıdan vazgeçilmemesini sağlıyor hem de tarama sürecinin doğru ve sağlıklı şekilde ilerlemesine katkı sunuyor” dedi.

Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Özgür Sarıca, mamografi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. Mamografinin düşük dozda X ışını kullanılarak yapılan bir görüntüleme yöntemi olduğunu söyleyen Sarıca, ultrasonografide ise X ışını kullanılmadığını, ses dalgalarıyla anlık görüntü elde edilerek meme üzerine jel sürülerek inceleme yapıldığını dile getirdi.


“Mamografi, dokuya zarar vermez”

Sarıca, “Mamografi sırasında meme dokusu iki plaka arasında kısa süreli olarak sıkıştırılır. Bu sayede meme sabitlenir, dokuların üst üste gelmesi önlenir ve farklı yapılar daha net görüntülenir. Uygulanan sıkıştırma hafif bir hassasiyet ya da ağrıya neden olabilir ancak yalnızca birkaç saniye sürer, meme dokusuna zarar vermez ve rahatsızlık kısa sürede geçer. Mamografi çekimi, hastanın hazırlanması ve görüntülerin alınmasıyla birlikte yaklaşık 10–15 dakika sürer. Memenin sıkıştırıldığı süre ise yalnızca 3–4 saniyedir” dedi. 

Kişisel bakım malzemelerinin çekimin kalitesini etkileyeceğinden bahseden Sarıca, “Alüminyum hidroklorür içeren bazı deodorant, pudra ve kremler, mamografi sırasında memede küçük kalsiyum (kireç) birikintileri varmış gibi bir görüntü oluşturabilir. Bu durum yanlış tanıya yol açabilir. Günlük yaşamda dijital cihazlar, uçak yolculukları ve bazı tıbbi işlemler nedeniyle zaten radyasyona maruz kalınır. Mamografi sırasında alınan X ışını dozu ise oldukça düşüktür. Mamografiye bağlı bir meme kanseri bildirilmemiştir ve sağladığı erken tanı faydası düşünüldüğünde alınan radyasyon dozu oldukça düşüktür. Meme dokusunun yoğun olması, memeye özgü parankim dokusunun yağ dokusuna göre daha fazla olduğu anlamına gelir. Yoğun meme dokusu mamografinin duyarlılığını azaltabildiği için bu tip memelerde değerlendirmeye ultrasonografi ve kontrastlı görüntüleme yöntemleri de eklenebilir” ifadelerini kullandı. 

Tarama amaçlı mamografinin 40 yaş üstü kadınlarda yılda bir kez önerildiğini ve erken tanı açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Sarıca, bir yıl içinde gelişip erken dönemde fark edilen kitlelerin tedavisinin genellikle daha kolay ve başarılı olduğunu, b yaş grubunda yılda bir kez mamografi çekilmesi ve gerektiğinde ultrasonografi ile değerlendirilmesi önerildiğini dile getirdi. Sarıca, rutin tarama dışında, bazı riskli durumlarda doktorun gerekli görmesi halinde mamografinin daha erken yaşta ya da daha sık yapılabileceğini söyledi. 


Sonuç karşılaştırması 

Mamografi ve ultrasonografi incelemelerinin eski sonuçlarının da değerlendirmeye getirilmesini, önceki ve yeni bulguların karşılaştırılması açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Sarıca, var olan lezyonların zaman içinde aynı şekilde ve büyüklükte kalmasının genellikle iyi huylu olduklarını düşündürürken eski ve yeni görüntülerin birlikte değerlendirilmesi, yeni bir oluşumun olup olmadığını anlamada ve takip sürecini planlamada yol gösterici olduğunu dile getirdi. 

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM