Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdürü Ahmet Özkaya, yenilenebilir enerji yatırımlarının ciddi ekipman maliyetleri getirdiğini ifade etti. Ekipmanların yerli üretim olması gerektiğini belirten Özkaya, asıl hedefin Türkiye’de geliştirilen teknolojilerin dünya pazarlarında da rekabet edebilir hâle gelmesi olduğunu dile getirdi
Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK), Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) iş birliğiyle “Yatırımlar Odağında Rüzgâr Ekosisteminde Ar-Ge Yaklaşımı: Sorunlar, Çözüm Önerileri” etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, rüzgâr enerjisinde yatırım süreçleri, Ar-Ge yaklaşımı, yerli teknoloji geliştirme kapasitesi ve sektörün dönüşüm dinamikleri kapsamlı biçimde ele alındı.
Etkinlik boyunca, rüzgâr enerjisinde teknoloji üretiminin artırılması, yerli sanayinin güçlendirilmesi, insan kaynağı ihtiyacı ve finansman modelleri üzerinde durulurken, özellikle ilk kurulan santrallerin yenilenmesi, ömür yönetimi, recovery ve recycling süreçleri sektörün yeni odak alanları olarak değerlendirildi. Katılımcılar, rüzgâr enerjisinde yalnızca kurulu güç artışının değil, sürdürülebilirlik ve verimlilik temelli bir dönüşümün önemine dikkati çekti.
Kamu-sektör ve kurumların iş birliği vurgusu
Enerji arz güvenliği, yerli üretim ve uzun vadeli enerji hedeflerinin rüzgâr enerjisi açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdürü Ahmet Özkaya, Bakanlığın en önemli sorumluluğunun enerji arz güvenliğini sağlamak olduğunu söyledi. Rüzgâr enerjisinin enerjide dışa bağımlılığı azaltma ve 2053 Net Sıfır hedefi başlıklarında aynı anda hizmet eden kritik bir alan olarak öne çıktığını söyleyen Özkaya, “Yenilenebilir enerji yatırımları sayesinde hem temiz elektrik üretiyor hem de ithal kaynaklara olan bağımlılığımızı azaltıyoruz. Ancak bu yatırımlar ciddi ekipman maliyetleri içeriyor. Bu nedenle kullanılan ekipmanların mümkün olan en yüksek oranda yerli üretim olması büyük önem taşıyor. Yerli üretimi destekliyoruz; ancak asıl hedefimiz, Türkiye’de geliştirilen bu teknolojilerin dünya pazarlarında da rekabet edebilir hâle gelmesi. Üretimin sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve ihracat potansiyeline sahip olması gerekiyor. Bu noktada kamu, sektör ve araştırma kurumlarının birlikte hareket etmesi kritik önemde” dedi.
Enerjide merkez olma hedefi
Açılış konuşmasında TENMAK’ın enerji ve maden alanlarında teknoloji geliştiren, sektöre yön veren ve politika yapım süreçlerine güçlü girdiler sunan bir yapı olarak konumlandığını vurgulayan TENMAK Başkanı Dr. Abdullah Buğrahan Karaveli, “Enerji ve maden alanındaki temel hedefimiz; teknoloji geliştiren, izleme ve yönlendirme yapan ve sektör için çözüm ortağı konumunda bir merkez olmak. Bu rolü üstlenirken Bakanlığımıza güçlü politika girdileri sağlıyor, teknoloji geliştirme süreçlerini destekliyor, nitelikli insan kaynağı yetiştirmeyi ve finansman olanaklarını artırmayı öncelikli görüyoruz” dedi.
TENMAK olarak rüzgâr enerjisinin üzerinde en yoğun çalıştıkları alan olduğunu söyleyen Karaveli, “Rüzgâr enerjisi teknolojilerine yönelik 150 milyon TL bütçeli bir destek çağrısı yürütüyor ve yoğun, nitelikli bir ilgiyle karşılaşıyoruz ancak yalnızca teknoloji geliştirmek yeterli değil, bu teknolojileri üretecek ve ileri taşıyacak insan kaynağını da güçlendirmek zorundayız. Lisans seviyesinden başlayarak sektörün karar alma dinamiklerini anlayan, bütüncül bakış açısına sahip bir insan kaynağı yetiştirmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.
Türbinlerin geliştirilmesi
Konuşmasında rüzgâr enerjisi ekosisteminin gelişimi ve önümüzdeki döneme ilişkin dönüşüm başlıklarına dair değerlendirmelerde bulunan TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı, “Türkiye’de rüzgâr enerjisinin yolculuğu 1998 yılında kurulan ilk üç türbinle başladı. Bugün yaklaşık 6 bin 500 rüzgâr türbini ülkenin hemen her bölgesinde aktif olarak çalışıyor. Mevcut projeler ve proje stokuyla birlikte önümüzdeki dönemde 6 binin üzerinde yeni türbinin daha devreye alınacağını biliyoruz” dedi.
Arıcı, “Türbinlerin ortalama yaşının 9 seviyesinde olması, bu başlıkların Ar-Ge odağında ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Bu sürecin yerli yatırımcılar, kamu ve sanayinin eş zamanlı katkısıyla yürütülmesi, rüzgâr enerjisinde ömür yönetimi ve dönüşüm eksenli yeni bir ekosistemin gelişmesine imkân tanıyacaktır” ifadelerinde bulundu.

