Çarşamba, Şubat 4, 2026
spot_img

Yaşamda Hazımsızlık…

Yaşı küçük kızları büyük siyasetçi ve işadamlarına “sunan” Epstein 10 Ağustos 2019’da hapishanede intihar etti. İntihar etti mi öldürüldü mü tartışması sürüyor ancak EPSTEİN davasının belgeleri yayınlanmaya başladı. Sözü edilen siyasetçi ve işadamları sadece ABD’den değil, Avrupa’dan ve dünyanın diğer devletlerinden ülkesinin önde gelen kişileri. Hatta Türkiye’nin bile adı geçiyor.  Epstein dosyalarından çıkan belgelerdeki fotoğraflar tartışma yaratmaya devam ediyor.

Gücü elinde bulunduranların işlerindeki başarıyı geliştirmek, aile yaşamında mutluluğu sürdürmek yerine eşini aldatmakla kalmayıp sapık ilişkilere yönelmesi bugüne özgü değil, tarihin derinliklerinden gelen bir durum. Teknolojinin süper hızla iletişim sağladığı çağımızda ortada hiçbir konu gizli saklı kalamıyor. Sadece yasalarla iletişimin yasaklanması söz konusu ancak yine de bilgi ve belgelerin yayılması için bir yol bulunabiliyor.

Türkiye’de çalışarak, üreterek parasal güce ulaşanlar ve siyasetle yüksek mevkilere gelenler bazı konularda değişikliğe evrilebiliyorlar. Örneğin sade bir işadamı boş para sahibi olunca eşini boşayıp sekreteri veya iş ortamında bir başka kişiyle evlenebiliyor. Bunun nedeni eşinin kendi yükselişine paralel biçimde gelişememesi veya evde huzur vermemesi gibi etkiler olabilir.  Bu duruma birçok başka neden ve gerekçe bulmak olası. Oysa eşlerden beklenen birlik ve beraberliği ortaklaşa sürdürmek değil midir? Siz ne düşünürsünüz bu konuda?

İşadamlarının, milletvekillerinin, yüksek mevkide olanların bir kısmının “metres” peşinde koşması sağ-sol, iktidar-muhalefet ayırt etmeksizin maalesef ülkemizin bir gerçeği. Örnek vermeye gerek bile yok.

Bazı yöneticileri yıpratmak için bu konuyu öne sürmek ne derecede etkili olur bilemiyorum. İlişkiyi zedeleyenin yanında olan da var karşısında olan da. Hele ortaya bir de “imam nikahı” etiketi yapıştırılınca durum tamamen değişebiliyor. Nerde ise toplum bakışıyla onaylanabiliyor. Bunun en net “uygulaması” İran’da çalıştığım sırada bize anlatılan “muta nikahı” idi. Batılı anlayış içinde hiç de kabul görmeyen bir ilişki biçimiydi.

Avrupa’da ve Osmanlı’da güç devşirmek için güçlü aileler, devlet başkanları, prensler, derebeyleri arasında evlilikler yapılırdı. Bugün büyük holdinglerin gücünü sürdürmek için evlatlarını başka holdinglerin evlatları ile evlendirmek yine genel bir yaklaşım. Gel gelelim sosyal medya ve magazin medyasında ön plana çıkanlar holding veliahtı da olsa insanların aklını çelebiliyor. Peki bu görünümün ardında iş deneyimi, öğrenim alanı ne derecede veliahtı krallığa dek götürür, orasını kim bilecek?

Kadın erkek ilişkisinin Adem ile Havva’dan bu yana geldiğine inanıyoruz. Tarihçilerin bazı sapık ilişkilerin savaş dönemlerinde yaşandığını yazdığını da biliyoruz. Ancak medeni ilişkilerin yasa ile koruma altına alındığı ve öne çıkarıldığı bir ülkede bazı sapıklıkların bazıları tarafından “doğal” kabul edilmesi, örneğin Cübbeli Ahmet denen kişinin “bademlemeyi” nerede ise “gereklilik” diye anlatması gibi aykırılıklara maalesef yasal yaptırım uygulanamamaktadır. Ensar Vakfındaki çocuk tacizleri, Aile Bakanının bir defadan bir şey olmaz, Adalet Bakanının çocuğun rızası var gibi “örnekleri” kötüdür. Kötü örnek örnek değildir.  Bundan cesaret alan “sosyal medya fenomenleri”, bazı vakıflar, dernekler, tarikatlar ülkede etik değerleri yok etmenin peşindeler.

Atatürk’ün ve arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyetteki ahlak anlayışını ön plana çıkarmalıyız. Emperyalizm Epstein’in girişimlerinde ön plana çıktığı gibi toplumları, milletleri köklerinden, kültürlerinden kopartarak kendilerine çizilen yaşamın içinde kalmalarını öngörüyor. Bu yaşamın sonu yok. Bu beklentiler sadece mutsuzluk nedenidir ve sonunda bireysel patlamaya yol açar. Bunu da sosyal olarak disiplin altına almak zordur.

Herkes kendi mutlu yaşamını sabırla oluşturmalı ve sabırla yaşamalıdır.

İskender Odabaşoğlu

Diğer Yazarlar