Trump ne yapıyor, bunları neden yapıyor sorularının başındaki soru şu olmalı? Trump neyin temsilcisi? Yanıt net: Amerikan sermayesinin. Nokta.
Bir zamanlar dünyada serbest rekabet söylemine Türkiye de katıldı. Avrupa Birliğinde Türk malları serbestçe dolaşıyordu ama o malı üreten firmaların sahipleri ve temsilcileri dolaşamıyordu. Bir anımsatma yapayım: 1957’de kurulan Ortak Pazar’da Türkiye yer alamadı. Tepkisini de “Onlar ortak biz Pazar” diyerek gösterdi.
Türkiye 30 yıldır AB üyeliği için aday aşamasında ama bir türlü ortak olamadı. Serbest ticaret anlaşması vardı, mal dolaşıyordu ama malı üretenler dolaşamıyordu.
104 Yıl geriye gidelim, Mondros mütarekesinde, Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’ndan çıktı ama anlaşmaya göre stratejik nokta ve bölgeler işgal edilecekti. Ayrıca boğazlar, demir yolları ve limanların kontrolü İtilaf Devletlerinin denetimine verilecekti. Yani işgal devletleri mallarını serbestçe getirecek, taşıyacak. Kısaca mütarekeler tamamen ticari temelli anlaşmalardır.
Zaman içinde, serbest ticaret anlayışıyla Amerikan sermayesi gelişti. Avrupa sermaye gruplarını geride bıraktı. Bunda Amerika’daki teknolojik gelişimin ve üretimin rolü çok büyük. Sermaye gruplarının her biri dünya devletlerinin mali gücünün kat be kat üzerine çıktı.
Bugün için Apple 4 trilyon dolar değeriyle ABD’nin üçüncü büyük şirketi. Türkiye’nin GSMH değeri 1 buçuk trilyon dolar. Her yıl satılan 160 milyon adet telefonla bir firma dünyaya egemen olma yolunda gidiyor. Apple, yıllık 391 milyar dolar cirosuyla /2024) dünyanın en büyük bilgi teknolojileri şirketi durumunda. Bu firma Türkiye’de telefon üretimine destek olur mu hiç? Aselsan’ın telefon üretme hattı bu nedenle kapatıldı veya kapattırıldı.
Türkiye uçak yapıyordu, kapattırıldı, soba fabrikası oldu. İHA’ları İsrail’den satın alıyorduk, vermediler. Şimdi İHA, SİHA konusunda dünyada sesimiz gelmeye başladı. Özetle silah teknolojilerinde ileri gitmeye başladık. Ancak Amerika’nın çok gerisindeyiz.
Amerika gelişmemize engel olmak için bizi F-35 planının dışına itti. Avrupa’ya, Orta Doğu’ya F-35 sattı. Bizim satın aldığımız F-35’leri vermedi, ödediğimiz paralar da onda kaldı. Biz de hiçbir şey yapamadık.
Amerika’nın şu anda dış ticaret açığı 901 milyar dolar. Amerika’nın yaklaşık 40 trilyon dolar borcu var. Bunu azaltmak için Trump başa geldi ve baskıcı, tehdit dolu bir metot izlemeye başladı. Parası olan Arap Yarımadasındaki Suudilere 1 trilyon dolarlık silah sattı. Yaklaşık o kadar parayı da Katar’dan alacak. Gazze’de inşaat yapılacak. Bir komite kurdu, herkesten para alacak, inşaat yaptıracak.
Çinlilere gümrük vergisi koydu. Onlardan da para alacak. Ancak diğer ülkeleri de tehdit ediyor. Örneğin İran’a, Rusya’ya mal satanlar ve alanlara ek gümrük vergisi koyacağını söyledi. Venezuela başkanını bir gece ülkesinden kaçırdı. Daha neler neler…
Trump şaşırdı diyeceğiz ama şaşırmadı diyenler de var. Trump “batı yarımküre bizimdir” diyerek kuzey ve güney Amerikan kıtasındaki tüm devletleri tahakkümü altına almaya çalışıyor. Sonra dünyanın geri kalan ülkelerine de şu silahı benden alacaksın, şu silahı üretemezsin yoksa bombalarım diyor…
Evet Trump şaşırdı ise onunla birlikte şaşıranlar da Amerikan sermayedarları.
Peki onları şaşırtanlar kimler? Graham Fuller, Paul Henze gibi CİA direktörleri. Onların kitaplarını okuyarak önerilerini takip edenler Orta Doğu’yu kana buladılar. PKK terörünü başımıza bela ettiler.
Trump eğer dedesinin izinden giderse dünyada ticari ahlakı da yok edecektir.
