İran savaşı plastik hammaddesini vurdu: Sektör yerli üretim istiyor

İran savaşının ticarete etkileri konuşulurken İran, Türkiye’nin plastik hammaddesi ithalatında önemli tedarikçilerinden biri olarak öne çıkıyor. Konuyla ilgili TİCARET Gazetesi’ne konuşan PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, hammaddede arz güvenliğinin ve lojistik maliyet kontrolünün sağlanması için yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesinin kalıcı bir çözüm olduğunu vurguladı

SEREN KARAŞAHİN

Orta Doğu’da gerilen ipler, plastik sektörünü de etkileyecek. İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a saldırmasıyla, Orta Doğu savaş alanına döndü. İran’ın Körfez ülkelerine misillemede bulunması çok katmanlı yeni bir savaş sinyali verirken, Türkiye’nin önemli ticaret ortaklarından olan İran’dan yapılan ithalatta aksama ihtimali ticaret dünyasını tedirgin ediyor. Türk plastik sektörü hammaddede ithalata bağlı bir noktada yer alırken İran da Türkiye’nin önemli tedarikçilerinden biri olarak ağırlığını ortaya koyuyor. Türkiye, plastik üretiminde ithal hammaddeye ihtiyaç duyarken, sektör temsilcileri kırılgan dönemleri en az hasarla atlatmak için Türkiye’nin kendi üretimini artırması gerektiğini ifade ediyor.  


Savaşın ticaret zincirini etkileme beklentisi 

Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, TİCARET Gazetesi’ne özel olarak yaptığı açıklamada Orta Doğu’daki gerilimin plastik sektörüne yansımalarını değerlendirdi. Savaşın ticaret zincirini etkileyebilecek sonuçlar doğurduğunu ifade eden Karadeniz, özellikle plastik hammaddesinde arz sorunları yaşanma ihtimaliyle beraber fiyat dalgalanmalarının görülebileceğini dile getirdi. Türk plastik sektörünün İran’a olan ihracatının da 700 milyon dolar seviyesinde olduğunun altını çizen Karadeniz, yaşanan gelişmelerin çift taraflı bir etki oluşturduğunu söyledi. Karadeniz, plastik sanayisinin güçlü üretim kapasitesini sürdürülebilir kılabilmesi için yerli hammadde üretiminin artırılmasının stratejik bir zorunluluk olduğunu belirten Karadeniz, artık stratejik bir zorunluluk olduğu vurguladı. 


“Fiyat dalgalanmaları yaşanabilir”

Türkiye plastik sektörünün hammaddede büyük ölçüde ithalata bağlı olduğunu ve İran’ın Türkiye’nin önemli tedarikçilerinden biri olduğunu ifade eden Karadeniz, yaşanan savaşla beraber görülen jeopolitik risklerin yalnızca hammadde akışını değil, tüm ticaret zincirini etkileyebileceğini ifade etti. Piyasada fiyat dalgalanmalarının görülebileceğinin altını çizen Karadeniz, “Öncelikle hammaddede arz sorunları yaşanma ihtimali var. Tedarik süreleri uzayabilir, maliyetler artabilir ve piyasada fiyat dalgalanmaları hızlanabilir. Bununla birlikte sadece hammadde değil, lojistik tarafında da ciddi riskler söz konusu. Sınır geçişleri yavaşlayabilir, taşıma süreleri uzayabilir ve navlun maliyetlerinde artış yaşanabilir” dedi. 


“Böyle krizlerden etkilenmemek mümkün değil” 

Plastik hammaddede İran’dan ithalat yapılmasıyla beraber sektörün ihracat da yaptığını belirten Karadeniz, “Krizler yalnızca ithalatı değil ihracatı da etkiler. Ticaret hatlarında yaşanabilecek belirsizlikler, sigorta maliyetleri ve ödeme sistemleriyle ilgili riskler ihracat pazarlarında da sorunlar doğurabilir. Plastik sektörünün bu ülkeye yıllık ihracatı yaklaşık 700 milyon dolar seviyesinde. Dolayısıyla yaşanan gelişmeler iki yönlü bir etki yaratıyor: Hem hammadde temininde hem de ihracat pazarında risk artıyor. Sektör bu süreci yönetebilmek için alternatif tedarik kaynakları oluşturma, stok sürelerini uzatma ve lojistik planlamayı esnek hale getirme yönünde tedbirler alıyor ancak böylesi jeopolitik krizlerin tamamen etkisiz kalması mümkün değil” ifadelerini kullandı. 


“Asıl mesele, sektörün dışa bağımlı olması”

Ticaret Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre sınır kapılarında ticari yük geçişleri kontrollü bir şekilde devam ederken sivil geçişlere kapandı. Bakanlıktan yapılan açıklamanın piyasa açısından rahatlatıcı olduğuna değinen Karadeniz, “Burada asıl mesele sınırların açık olması değil, sektörün yapısal olarak dışa bağımlı olmasıdır. Hammaddeye erişim devam etse bile lojistikte yaşanan yavaşlamalar, navlun maliyetlerindeki artış ve tedarik sürelerindeki belirsizlik üretim planlamasını zorlaştırıyor. Küresel ya da bölgesel her kriz doğrudan maliyetlere yansıyor. Bu da rekabet gücünü etkileyebiliyor” dedi. 

Pazarlarda yaşanan belirsizliklerin sektörü tedarik riskiyle beraber pazar riskine de maruz bıraktığını söyleyen Karadeniz, “Bu tablo bize bir kez daha şunu gösteriyor: Plastik sanayisinin güçlü üretim kapasitesini sürdürülebilir kılabilmesi için yerli hammadde üretiminin artırılması artık stratejik bir zorunluluk” diye konuştu. 


Tedarikte diğer aktörlerin rolü artacak 

Plastik sektörünün tedarik riskini dağıtmak için coğrafi çeşitlendirmeye yöneldiğini ifade eden Karadeniz, “Orta Doğu dışında Körfez ülkeleri, Avrupa’daki üreticiler ve Asya’daki büyük petrokimya merkezleri alternatif kaynaklar arasında yer alıyor. Özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Güney Kore ve bazı Avrupa üreticileri kısa ve orta vadede tedarik dengesinde daha fazla rol üstlenebilir” ifadelerini kullandı. 

Alternatif ülke arayışının kalıcı çözüm olmadığını vurgulayan Karadeniz, “Uzun vadede hem hammadde arz güvenliği hem lojistik maliyet kontrolü hem de ihracat pazarlarının korunması için yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi en kalıcı çözüm olacaktır” dedi. 

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM