Yapay zekâda şirketlere ‘ilk hamle avantajı’

Geleceğin dijital rekabeti yapay zekânın cevabında yaşanacak

SEDA GÖK

Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), yapay zekânın tüketici davranışları ve şirketlerin dijital görünürlüğü üzerindeki etkilerini “Yapay Zekâda Şirket Görünürlüğü: GEO ve AEO” seminerinde ele aldı. Suit Your Job Kurucusu Aysu Bilgin’in konuşmacı olarak katıldığı seminerde, şirketlerin yapay zekâ platformlarındaki görünürlüğünü artırmaya yönelik GEO (Generative Engine Optimization) ve AEO (Answer Engine Optimization) yaklaşımları, yeni nesil arama ekosisteminin şirketler açısından oluşturduğu risk ve fırsatlar ile rekabet yoğunlaşmadan elde edilebilecek “ilk hamle avantajı” değerlendirildi.

Bilgin, dijital rekabetin arama motorlarından yapay zekâ destekli yanıt sistemlerine doğru kaydığına dikkat çekerek, şirketlerin yalnızca Google gibi geleneksel arama motorlarında görünür olmasının artık tek başına yeterli olmayacağını söyledi. Bilgin, yapay zekâ sistemlerinin tüketicilerin marka, ürün ve hizmet tercihlerini şekillendirmede daha fazla rol üstlenmesiyle birlikte, şirketler açısından yeni bir görünürlük alanının ortaya çıktığını belirtti. Şirketlerin yeni dönemde içeriklerini ve dijital varlıklarını yapay zekâ sistemlerinin anlayabileceği ve kaynak olarak kullanabileceği biçimde yapılandırmaları gerektiğini ifade eden Aysu Bilgin, “Arama motorlarında görünür olmak artık tek başına yeterli değil. Yeni rekabet alanı, yapay zekânın verdiği cevaplarda markanızın ne kadar görünür, güvenilir ve referans alınabilir olduğu. GEO ve AEO’yu bu nedenle yeni dönemin SEO’su değil, markaların dijital geleceğini belirleyecek stratejik bir zorunluluk olarak görüyorum” dedi.

Tüketicilerin bilgiye ulaşma davranışlarının değiştiğini vurgulayan Bilgin, “Tüketici artık yalnızca arama yapmıyor; yapay zekâya hangi markayı seçmesi, hangi ürünü satın alması, hangi şirketle çalışması gerektiğini soruyor. Şirketlerin bugünden içeriklerini, dijital varlıklarını ve itibarlarını AI sistemlerinin anlayacağı ve kaynak olarak kullanabileceği şekilde optimize etmeleri gerekiyor” diye konuştu. Bilgin, yeni dönemde şirketlerin dijital görünürlük anlayışını da yeniden ele alması gerektiğine işaret ederek, “Önümüzdeki dönemde en değerli dijital alan Google’ın ilk sayfası değil, yapay zekânın verdiği cevabın içinde yer almak olacak” ifadelerini kullandı.


GEO ve AEO yeni görünürlük alanını tanımlıyor

Seminerde, üretken yapay zekâ ve doğrudan yanıt veren sistemlerin yaygınlaşmasıyla birlikte şirketlerin dijital görünürlük stratejilerinin de değiştiği vurgulandı. GEO (Generative Engine Optimization) kapsamında şirket ve markaların üretken yapay zekâ sistemlerinin oluşturduğu yanıtlardaki görünürlüğü ele alınırken, AEO (Answer Engine Optimization) ile kullanıcıların doğrudan sorularına verilen yanıtlarda şirket içeriklerinin erişilebilirliği ve uygunluğu üzerinde duruldu.

Yeni nesil arama davranışlarının şirketlerin pazarlama, kurumsal iletişim, içerik üretimi ve dijital itibar yönetimi açısından oluşturduğu fırsat ve risklerin değerlendirildiği toplantıda, şirketlerin ürün, hizmet, uzmanlık ve marka bilgilerinin yapay zekâ sistemleri tarafından doğru biçimde anlaşılmasının önemine dikkat çekildi.

Bu kapsamda şirketlerin dijital varlıklarının yalnızca insan kullanıcılar açısından değil, yapay zekâ sistemleri açısından da anlaşılır, tutarlı ve güvenilir olması gerektiği belirtildi. Yapay zekâ destekli arama ve yanıt sistemlerinin bir şirket hakkında bilgi üretirken hangi kaynakları dikkate aldığı, hangi içerikleri referans olarak kullandığı ve markaların bu ekosistemde nasıl daha görünür hale gelebileceği ele alındı.

Toplantıda ayrıca yapay zekâ tabanlı arama ekosisteminin henüz gelişim aşamasında olmasının şirketlere önemli bir “ilk hamle avantajı” sağlayabileceği vurgulandı. Markaların dijital varlıklarını bugünden yeni nesil arama ve yanıt sistemlerine uygun biçimde yapılandırmasının, gelecekteki rekabet gücü açısından önem taşıdığı ifade edildi.


“Müşteriyle ilişkinin başlangıç noktası yeniden şekilleniyor”

EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı da toplantının açılışında iş dünyasının dijital dönüşümün yeni ve kritik bir aşamasından geçtiğini belirterek, tüketicilerin bilgiye ulaşma biçimindeki değişimin şirketlerin pazarlama ve iletişim stratejilerini yeniden şekillendirdiğini söyledi. Özhelvacı, birkaç yıl öncesine kadar şirketlerin dijital dünyadaki temel hedefinin arama motorlarında üst sıralarda yer almak ve daha geniş kitlelere ulaşmak olduğunu belirterek, bugün bu hedeflerin yanına yeni bir sorunun eklendiğini ifade etti. Özhelvacı, “Bir tüketici, yapay zekâya sektörümüzle ilgili bir soru sorduğunda, bizim şirketimiz verilen cevapta yer alıyor mu? Çünkü artık müşteriler yalnızca arama motorlarında araştırma yapmıyor; yapay zekâ araçlarına ihtiyaçlarını anlatıyor, ürünleri karşılaştırıyor ve doğrudan öneriler istiyor. Bu değişim, şirketlerimizin müşterileriyle kurduğu ilişkinin başlangıç noktasını yeniden şekillendiriyor” dedi. Yapay zekânın iş dünyasındaki yaygınlaşmasına da dikkat çeken Özhelvacı, Stanford Üniversitesi’nin 2026 Yapay Zekâ Endeksi Raporu’na göre 2025 yılında araştırma kapsamındaki kuruluşların yüzde 88’inin en az bir iş fonksiyonunda yapay zekâ kullandığını belirtti. Özhelvacı, yapay zekânın artık yalnızca şirketlerin iş süreçlerini değil, tüketicilerin ürün ve hizmetleri keşfetme, değerlendirme ve tercih etme biçimlerini de dönüştürdüğünü kaydetti.


Aysu Bilgin

“Geleceğin rekabetinde görünürlük yeniden tanımlanıyor”

GEO ve AEO yaklaşımlarının bu dönüşümün önemli başlıkları arasında yer aldığını ifade eden Özhelvacı, şirketler açısından dijital görünürlüğün kapsamının genişlediğini söyledi.  Özhelvacı, “Artık yalnızca arama sonuçlarında bulunabilmek değil, yapay zekânın ürettiği yanıtlar içinde doğru ve güvenilir biçimde temsil edilmek de önem taşıyor. Örneğin bir alıcı, yapay zekâya İzmir’de belirli bir alanda üretim yapan güvenilir tedarikçileri sorduğunda, şirketimizin bu öneriler arasında yer alması yeni bir iş bağlantısının başlangıcı olabilir” dedi.

Geleceğin rekabetinde yalnızca kaliteli ürün ve hizmet üretmenin yeterli olmayacağını belirten Özhelvacı, şirketlerin sahip oldukları kaliteyi dijital dünyada doğru ve güvenilir bilgilerle görünür kılabilmesinin de önem taşıdığını ifade etti.


EGİAD’dan “Yaratıcı Yıkım” perspektifi

EGİAD’ın dijital dönüşümü yalnızca takip eden değil, üyelerini dönüşümün yeni koşullarına hazırlayan bir yapı olmayı hedeflediğini vurgulayan Özhelvacı, “Yaratıcı Yıkım Sürecinde İzmir – Üçüz Dönüşüm ile İşgücü Piyasasının Yeniden Tasarımı” başlıklı EGİAD raporunun da bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olduğunu kaydetti. Yapay zekânın yaratıcı yıkım sürecinin en önemli itici güçlerinden biri haline geldiğini ifade eden Özhelvacı, “Üretim yöntemlerimiz, iş modellerimiz ve çalışanlarımızdan beklediğimiz yetkinlikler değişirken, müşterilerimize ulaşma yöntemlerimizin aynı kalmasını bekleyemeyiz. EGİAD olarak hedefimiz, üyelerimizin bu dönüşümü dışarıdan izleyen değil, kendi şirketlerinde uygulayan ve geliştiren liderler olmasıdır” diye konuştu.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM