İzmir, geçen hafta dolu dolu etkinliklere sahne oldu. Hepsinden söz etmek burada olanaksız ama en azından bizzat katıldığım bazılarından söz etmeliyim.
Haydar Özkan ve arkadaşlarının özveriyle çalışmalarını sürdürdüğü İZDEDA-1-7 Mart deprem haftasında birbirinden kıymetli, uyarıcı etkinliklere imza attı. Onlardan 4 Mart’ta AASSM’deki önemli panele katıldım. DEÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Md. Prof. Dr. Hasan Sözbilir, DEÜ İnşaat Mühendisliği’nden Prof. Dr. Özgür Özçelik ve İzBB Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram’ın panelist olduğu oturumdan önemli çıkarımlar aldık. Fakat ne üzücü ki dinleyiciler arasında karar vericiler ve uygulayıcılar çok azdı. Bu gibi oturumlarda merkezi ve yerel yönetim unsurlarının bulunması, bilgilenmesi ve çıktıları alması gerekiyor.

Şu çıktıları özetle paylaşmak isterim:
1) İzmir bir deprem kenti. Kent merkezinden ve çeperlerinden fay hatları geçiyor. Ayrıca yaşanan Bayraklı örneğinde olduğu gibi Ege’deki depremler de kenti etkilemektedir. Haliyle, kentsel dönüşüm projelerinde fay hatlarından kaçınmak gerek.
2) Binaların, özellikle 1999’dan önce yapılan binaların ortalama ömrü 50 yıl. O zaman hiç karot alınmasına gerek olmadan 50+ yıllık binalardan dönüşümün başlaması deprem kentinde çok önemli. Ki, İzmir’de 50+ yıllık bina çok. 40+ yıllıklar da öyle. Tabii gerçek, sağlıklı bir kentsel dönüşüm için de artık ada bazında dönüşüm çağın gereği. Tek tek apartmanların yıkılıp yeniden yapılması yaşamı da felç eden bir durum bir caddede.
X X X
Aynı gün akşam değerli dostum, ağabeyim ve büyük müzisyen Edip Akbayram’ın Bademler’deki Köy Tiyatrosu’nda düzenlenen anma törenine katıldım. Akbayram’ın orkestrasında 27 yıldır bağlama çalan Yolcu Bilginç’in köyünde düzenlediği anma programına arkadaşım, YMMO İzmir Şube Başkan Yrd. Erman Türkmen ile katıldık. Cemal Canpolat, Şeyh Bedreddin’i anlattı. Akademisyen hocalar da Tahtacı gelenekleri üzerinde durdular. Bendeniz de verilen söz üzerine Edip Akbayram’ı kısaca anlattım. Bilginç, bundan sonra da her yıl sanatçının Bademler’de anılacağını duyurdu.
X X X

İki gün sonra yine Urla’daydım. Bülent Baratalı’nın çağrısıyla eğitimci ve subaylardan oluşan, kendisinin de içinde olduğu bir grubun uzun süredir yürüttüğü Nutuk Okuma Grubu’nun final toplantısına katıldım. Gruptan değerli eğitimci Didem Akefe de öncesinde tanıdığım bir isimdi. Uygulama, sahaya çıkma aşamasına ilişkin görüş ve değerlendirmelerimi sundum. 11 yıl önce Edip Akbayram’la da komşu olarak uzun süre yaşadığımız Moda’da gerçekleştirdiğimiz Nutuk projesini de anlattım. Urla’da ve çevresinde Nutuk ile ilgili çalışmalarda bu projeden ilham alınabilir.
X X X
Geçen hafta açılışına katıldığım İzBB ev sahipliğinde açılan “Bir Zaferin İzinde: Türk Denizciliği ve Çanakkale Gemi Modelleri Sergisi” 31 Mart’a kadar AASSM Galerisinde gezilebilir. Bandırma, Savarona gibi gemilerin enfes maketlerinin de olduğu bu sergiyi mutlaka gezin. İzmir’in denizcilik topluluğunun; Denizcilik öğrencilerinin, İZDENİZ mensuplarının, İzmir DTO kesiminin de bu sergiyi gezmesi çok yerinde olur.
X X X
Gerideki haftadan söz edeceğim son etkinlik 9 Mart’ta İzmir’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen ve fikir liderliğini İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Tugay’ın eşi Öznur Tugay’ın yaptığı “Cesaretin Adı: Kadın–103 Yıllık Cesaret” zirvesi. Etkinlik, iş dünyasından yerel yönetimlere ve akademiye kadar pek çok ismi bir araya getirdi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) ve TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu tarafından kadınların ekonomik hayattaki rolünü güçlendirmek ve ilham veren başarı hikâyelerini görünür kılmak amacıyla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında “Cesaretin Adı: Kadın-103 Yıllık Cesaret” zirvesi Tarihi Havagazı Kültür Merkezi’nde yapıldı. İş dünyasının temsilcilerini, kadın girişimcileri, akademisyenleri, sanatçıları, medya mensuplarını ve gençleri aynı çatı altında buluşturan zirvede, kadın girişimciliğinden liderliğe; yapay zekâ ve toplumsal cinsiyet ilişkisinden iş dünyasında ve medyada kadının yerine kadar pek çok önemli başlık ele alındı. Yalnızca ilham veren hikâyeler değil, somut çözüm önerileri, iyi uygulama örnekleri ve iş birliği modellerinin de konuşulduğu programın açılış konuşmalarını İzBB Başkanı Dr. Tugay, BASİFED başkanı ve TOBB İzmir temsilcisi yanında Öznur Tugay yaptı. Zirve, İzmir’de kadının gücünü gösterdi ve iz bıraktı.

Bu arada İzBB Ramazan ayı boyunca hergün bir ilçede Başkan Dr. Tugay’ın da katıldığı yoğun katılımlı iftar programları düzenledi. Ben de kendi ilçem Konak 10 Mart’ta düzenlenen iftara katılarak Ramazan ayının ulvi atmosferini yaşadım.
Bir de gelecek bir etkinliğin notunu düşeyim şimdiden; 24 Mart akşamı AASSM’de Çanakkale Zaferi dans ve müzikal anlatı akışı içinde “Uyan Memet-Bir Milletin Uyanış Destanı” gösterisini not alın derim. Halk bilimci Ahmet Diker’in elinin üzerinde olduğu bu etkinliği ben de notuma alıyorum.
X X X
Hafta başında İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarının yargılandığı İBB davası başladı. Bu davadan ve CHP’ye açılan davalardan benim anladığım şu: Serbest seçimler, çoğulcu demokrasi iktidar tarafından sakatlanmak isteniyor. Türkiye, bunu hak etmiyor, Türkiye’nin birinci partisinin ve Cumhurbaşkanı adayının ensesinde boza pişirerek seçime mi gidilir?!.
Öte yandan dibimizdeki savaş nedeniyle en çok üzerinde durulan bir husus da “iç cephenin sağlamlığı”. Peki, Türkiye’nin birinci partisi ve adayı sakatlanarak iç cephe sağlamlaşır mı? BM’nin de İran’a yönelik ABD ve İsrail saldırılarına seyirci kalması çok düşündürücü. Yoksa BM artık iyicene işlevini yitiriyor mu? Dünya pek iyi bir yere gitmiyor, önümüz maalesef karanlık.