EGSD üye buluşmaları kapsamında yapılan toplantıda konuşan sektör temsilcileri; kur riskine karşı forward; tahsilat için ise alacak sigortası önerilerinde bulundu. Doğru nakit yönetiminin de önemine değinen hazır giyim sektörü temsilcileri, finansman bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu belirtti
GÜLCİHAN ALTINKAYA
Ege Giyim Sanayiciler Derneği (EGSD) Üye Buluşmaları kapsamında düzenlenen ‘Hazır Giyimde Uygulama Örnekleriyle Finansal Risk Yönetimi’ toplantısı Buca Ege Organize Sanayi Bölgesi’nde (BEGOS) gerçekleştirildi. Toplantıda hazır giyim sektöründe finansal risklerin yönetiminin nasıl olacağı konuşulurken, bu alanda öneriler paylaşıldı. Sektör temsilcileri; kur riskine karşı forward yöntemini önerirken, tahsilat yapılabilmesi için ise alacak sigortası tavsiyesinde bulundu. Doğru nakit yönetiminin de önemine değine hazır giyim sektörü temsilcileri, finansman bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu belirtti. Toplantıda sunum yapan QNB Bankası temsilcileri ise savaşın global ekonomi üzerindeki etkilerine değinirken, Türkiye için 2026 yılı ekonomik beklentileri paylaştılar.

“Şirketlerin başarısını finansal yönetim becerisi belirliyor”
Toplantının açılışında konuşan EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Akçakaya, hazır giyim sektöründe üretim yapmanın hiçbir zaman olmadığı kadar zor bir denklemi yönetmek anlamına geldiğini ifade etti. Akçakaya, “Bir tarafta artan maliyetler, bir tarafta kur belirsizliği, bir tarafta yüksek finansman maliyetleri. Artık hepimiz biliyoruz ki günümüz rekabetinde şirketleri ayakta tutan yalnızca üretim gücü değil, aynı zamanda finansal riskleri doğru yönetebilme kabiliyeti” dedi.
Hazır giyim sektörü uzun yıllardır Türkiye ekonomisinin en önemli üretim ve ihracat alanlarından biri olmaya devam ettiğini belirten Akçakaya, “Ancak artık sadece üretmek, kaliteli üretmek ya da ihracat yapmak tek başına yeterli değil. Bugün şirketlerin başarısını belirleyen unsurların başında finansal yönetim becerisi geliyor. Kur hareketleri, finansmana erişim, kredi maliyetleri, nakit akışı yönetimi ve risklerin doğru şekilde yönetilmesi; özellikle ihracat odaklı çalışan hazır giyim firmaları için her zamankinden daha kritik hale gelmiş durumda. Bugün sektörde en çok konuşulan konulardan biri artık satış değil, finansal sürdürülebilirlik” diye konuştu.
Akçakaya sözlerini şöyle sürdürdü: “Sipariş alabilirsiniz, üretim yapabilirsiniz, ihracat gerçekleştirebilirsiniz. Ama eğer kur riskini doğru yönetemezseniz, finansman maliyetlerini doğru hesaplayamazsanız ya da nakit akışınızı sağlıklı planlayamazsanız; bütün bu operasyonel başarılar ciddi risklerle karşı karşıya kalabiliyor.”
Sektör tedarikçileri 13 Mayıs’ta bir araya gelecek
13 Mayıs tarihinde yine EGSD olarak sektör için önemli bir buluşmaya ev sahipliği yapacaklarını duyuran Akçakaya, “Hazır giyim üreticileri ile sektörümüze tedarik sağlayan firmaları bir araya getireceğimiz Tedarikçi Buluşması etkinliğimizi gerçekleştireceğiz. Aslında bu etkinlik sektörümüz için yeni bir organizasyon değil. Geçmiş dönem yönetim kurullarımızın önemli bir başarısı olarak sektörümüze kazandırılan bu etkinliğin en son 2019 yılında altıncısı düzenlemiştik. Birkaç yıllık aranın ardından, bu değerli organizasyonu yeniden hayata geçiriyor ve bu yıl yedincisini gerçekleştirmeye hazırlanıyoruz. Bu etkinlikte amacımız; üretici firmalarımız ile tedarikçi firmalar arasında yeni iş birliklerinin oluşmasına, bilgi paylaşımına ve sektörel sinerjinin güçlenmesine katkı sağlamak” dedi.

“Hürmüz Boğazı petrol arzının yüzde 20’sinin taşımacılığını yapıyor”
QNB Hazine Kurumsal Bankacılık Satış Müdür Yardımcısı Ezgi Şener gerçekleştirdiği sunumda, Ortadoğu’daki gerilimin tüm piyasayı yönlendirdiğini ifade ederek, 2025’teki global görünümü özetledi. En çok konuşulan konulardan birinin Hürmüz Boğazı’nın ne kadar süre kapalı kalacağı olduğunu belirten Şener, “Hürmüz resmi olarak kapalı değil ancak güvenlik zafiyetinden dolayı tankerlerin geçişine müsaade edilmiyor. Şu an Hürmüz Boğazı petrol arzının yüzde 20’sinin taşımacılığını yapıyor. Bu taşımacılığın çok büyük bir kısmı da Asya odaklı. Asya ve Avrupa ciddi şekilde bu hattan yararlanıyor. Irak petrol üretimini yarı yarıya indirdi. Birde Avrupa faktörü var. Avrupa enerjisinin yaklaşık yüzde 50’sini buradan karşılıyor. Özellikle Asya ve Avrupa üzerinde etkili olacağını söyleyebiliriz” dedi.
Alternatif rotalara değinen Şener, Irak, Kuveyt ve Bahreyn’in doğrudan alternatif rotalarının olmadığını ifade ederek, “Katar dünyanın en büyük doğal faz üreticilerinden. Bu doğal gazı da tankerlerle dünyanın dört bir yanına gönderiyor. Hürmüz’ün uzun süre kapalı olması petrol fiyatlarının çok üzün süre 90’ların üzerinde seyretmesi küresel olarak doğal gaz enflasyonuna neden olabilir. Bu da enflasyon açısından tüm globalin hassas olduğu bu noktada bizi en tedirgin eden konulardan biri” diye konuştu.
Beklenenden uzun süren bir savaş gündemi olduğunu aktaran Şener, “Enerji fiyatlarındaki yükseliş bizim gibi dışa bağımlı, Avrupa gibi enerji ithalatı yüksek ülkeler için çok ciddi sorun. Üretim maliyetlerini artırıyor. Taşımacılık giderlerine yansıyor. Küresel enflasyon riski bizim de dezenflasyon sürecinde bulunduğumuz bu dönemde negatif etkileyen bir miktarda elimizi kolumuzu bağlıyor” dedi.

“2025’te dolarizasyondan ziyade metalizasyon gördük”
QNB Hazine Ticaret Satış Müdürü Figen Atmaca ise sunumunda 2025 yılında Türkiye’de yaşanan gelişmeleri değerlendirirken, 2026 yılına ilişkin QNB Bankası’nın tahminlerini paylaştı. Türkiye’nin bu zamana kadar başarılı giden bir enflasyon politikası olduğunu belirten Atmaca, “Ancak şu anda enerji maliyetlerinin seyri nasıl gidecek kestirilemiyor. Bizde yıl sonu tahminimizi enflasyon olarak 25,5 olarak revize ettik. İlk önce 23 seviyelerindeydi. Maliyet enflasyonu arttıkça bizde tahminlerimizi revize ediyoruz. Faiz indirimlerinin devam edip etmeyeceği noktasında tahminimiz bu toplantıyı pas geçer yönünde. Yıl sonundaki politika faizi beklentimiz ise 38 seviyelerinde ve git gide tahminler yukarı revize ediliyor. Dolar/TL’de 2025 yılında yüzde 20 değer kaybı gördük” dedi.
2025 yılında altının yüzde 100 gümüşün ise yüzde 200 değerlendiğini belirten Atmaca, “2025 yılında dolarizasyondan ziyade metalizasyon da gördük. Değerli metal talebini ciddi anlamda ticari şirketlerde de gördük. Normalde dolar alıp kenara koyan şirketler altın almaya başladı” diye konuştu.
Kredi faizlerinin son dönemde faiz indirimlerine paralel aşağı indiğini aktaran Atmaca, “Biz bunu çok kuvvetli hissedemedik. Maalesef savaş yüksek ihtimalle faiz indirim sürecini yüksek ihtimalle sekteye uğratacak. Çünkü bu maliyetlerin enflasyona yansımasını göreceğiz. Dolayısıyla bir süre daha bu kredi maliyetlerine katlanacakmışız gibi görünüyor” ifadelerinde bulundu.

Forward kur riskine karşı koruma sağlıyor
EGSD Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Özgür Torun konuşmasında “2024 yılının başında 32,60 TL olan euro kuru 2024 yılının sonunda 36,60 TL oldu. Sadece yüzde 12,8 oranında değişim olmuş. Bu süreçte de faiz ortalaması 45-60 arasında değişmekle birlikte yüzde 51 civarında bir ortalama tespit ettim. Forward kuru faizlerle tespit edilen bir kur. Eğer bu dönemlerde bizler bir senelik forward yapmış olsaydık yaklaşık yüzde 25-30 civarında yıllık kar elde etme durumu söz konusu olmuş olacaktı. 2025 yılında ise 36,60 TL ile başlıyor euro ve 50,55 TL ile yılı tamamlıyor. Buradaki artış oranı ise yüzde 37,6 oluyor. 2025 yılında euronun bu kadar artmasının asıl sebebi paritenin yıl sonunda 1,17’ye kadar yükselmiş olması” ifadelerinde bulundu.
Forward işlemlerinin kurdan kazanç sağlamak için değil, kur riskini yönetmek için yapıldığına değinen Torun, “Sanayicilerin bunu bu şekilde değerlendirmesi gerekiyor. Kurdan kazanç elde etmek için kullanan tüzel kişiler de var ama bu her zaman bir risk barındırır. Forward amacımız gelecek olan paranın belli bir kura sabitlemektir. Bu bize operasyonel koruma sağlar. Şirketler forward ile operasyonel karını kur dalgalanmalarına karşı korur” diye konuştu.

“Finansman yol haritasına ihtiyacımız var”
EGSD Yönetim Kurulu Üyesi Ayhan Göllü de “Finansal risk yönetimi içinde yegane enstrüman aslında krediler. Hazır giyim sektöründe para politikası dönüşüm kuru, yüksek faiz ve yüksek enflasyon içerisinde global fiyat rekabetinin korunması ve karlılık için doğru nakit yönetimi zorunluluk haline geldi. Bunun için finansman yol haritasına ihtiyacımız var. Bunu bir risk analizi gibi düşünebiliriz. Günümüz şartlarında kredi kullanmak pahalı belki çok mantıklı değil ama kullanılacaksa yanlış bir finansman çok daha pahalıya sebep olabiliyor. Kredi risk yönetimindeki yol haritamızdaki temel amaç aslında şu an bulunduğumuz yüksek faiz ortamında rekabetin yanında sürdürülebilir finansal dayanaklılığı artırmak olmalı. Hangi krediyi ne zaman kullanacağımızın analizi çok önemli. Bununla birlikte finansman çeşitlendirmesine odaklanmamız lazım. Kredinin takibi çok önemli” dedi.

Tahsilat için çözüm; alacak sigortası
EGSD Yönetim Kurulu Üyesi Ertan Aslan ise, “Şimdiye kadar hep parayla neler yapacağımızı düşündük ama işe başlamadan önce bizim için en önemli olan konu tahsilat. Sonuçta paramızı almadan hiçbir şey yapamayacağımız belli. İhracatta tahsilat riski ve nakit akışı yönetimi sektörde en önemli kritik konumuz. Bunun en önemli çözümü alacak sigortası. Alacak sigortası konusu da bizim için tahsilatı daha iş başlamadan garantiye almanın ana konusu. Tahsilatla ilgili ihracat alacak sigortası ihracatçının yaptığı satışların alıcı tarafından ödenmemesi riskine karşı güvenliği sağlayan bir sistem. Bu ürünü kullanabileceğimiz birkaç firma var. Bunlardan birisi de Eximbank. Alacak sigortasını aldıktan sonra nakit akışı ihtiyacının nasıl karşılanacağı sorusunun gündeme geliyor. Bunun bir avantajı factoring. Firmalara bunu finanse edebiliyorlar” diye konuştu.
