12 Mart Dünya Böbrek Günü vesilesiyle önemli açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Mehmet Tanrısev, böbrek hastalıklarının ileri evreye kadar hiçbir belirti vermediğine dikkat çekti
Böbrek sağlığı, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış beslenme alışkanlıklarıyla her geçen gün daha fazla tehdit altında. 2026 yılı Dünya Böbrek Günü kapsamında konuşan Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İzmir Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve SBÜ Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Mehmet Tanrısev, sinsi ilerleyen bu hastalığa karşı toplumun her kesimini uyardı.
12 Mart Dünya Böbrek Günü vesilesiyle vatandaşlara seslenen Prof. Dr. Mehmet Tanrısev, böbrek sağlığının formülünü özetleyerek, “Kilo almayın, sporu hayatınızın bir parçası yapın, sosyal hayattan kopmayın” dedi.
“Erken teşhis için gece belirtilerine dikkat”
Böbrek hastalıklarının en riskli yanının belirti vermemesi olduğunu vurgulayan Tanrısev, “Böbreklerimiz, fonksiyonlarını kaybetmeye başlasa bile vücudumuz bu durumu uzun süre tolere edebiliyor. Maalesef bu durum, hastalığın ancak çok ileri evrelerde fark edilmesine yol açıyor. En önemli erken belirtilerden biri gece idrara çıkmaktır. Eğer bu durumu yaşıyorsanız, bir uzmana görünmekte fayda var” dedi.
Risk grubunda mısınız?
Özellikle ilerleyen yaşla birlikte riskin arttığını, ancak hastalığın her yaşta görülebileceğini belirten Tanrısev, hipertansiyon ve diyabet hastalarını uyardı. Bu hastaların rutin kontrollerine ek olarak mutlaka idrar tetkiki yaptırmaları gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tanrısev, böbrek dostu bir yaşam için şu rakamları verdi: “Günlük 3 gram tuz sınırını aşmayın. Günde en az 1,5 litre su tüketin ve susadıkça su içmeyi ihmal etmeyin.”

“Bilinçsiz ilaç kullanımı geri dönülmez hasar bırakabilir”
Ağrı kesiciler ve bitkisel çayların ‘masum’ görülmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tanrısev, “Bilinçsiz kullanılan her ilaç böbreğe yük bindirir. Özellikle ağrı kesiciler ve içeriği bilinmeyen bitkisel takviyeler ciddi risk taşıyor. Kısa süreli kullanımlarda hasar geri döndürülebilir olsa da, kronikleşen bilinçsiz kullanımlarda böbrekte kalıcı hasarlar oluşabiliyor” açıklamasında bulundu.
Nakil için diyaliz şart değil
Böbrek yetmezliği sürecinde doğru bilinen bir yanlışa da değinen Tanrısev, en başarılı yöntemin ‘erken nakil’ olduğunu belirterek, “Böbrek nakli olmak için illa ki diyaliz sürecine girmiş olmak gerekmez. Eğer hastanın canlı vericisi varsa, diyalize başlama zamanı geldiğinde doğrudan yapılan nakil, hastanın yaşam kalitesi açısından en başarılı sonuçları veren yöntemdir” dedi.
Organ bağışında “güven” faktörü
Kadavradan organ bağışı konusundaki toplumsal algıyı da değerlendiren Prof. Dr. Tanrısev, bağış oranlarını artırmak için şeffaflığın önemine değinerek, “Bağışçı yakını, hastasına her şeyin yapıldığına ve sürecin titizlikle yönetildiğine inanıyorsa bağış yapmakta imtina etmiyor. Toplumun bağışa karşı genel bir önyargısı olduğunu düşünmüyorum; asıl odaklanılması gereken nokta güven ve tanı süreçlerinin netliğidir” dedi.
