Dönemeçler

Son çeyrek asır boyunca yaşanan hemen her alandaki gelişmelerin kendiliğinden veya aniden ortaya çıkmamış olduğu, tarihi süreç içerisinde akışın tabiatına tabi sebep sonuç ilişkilerinden etkilenerek meydana geldiği kanaati yaygındır. 

Bilhassa kültürel, sosyal, iktisadi ve siyasi olaylar içerisinde sonuncudan başlayarak ‘güncel’den  ‘uzayan takvim’ e yayılan sebepler, uygulamalar, neticeler çok yönlü analizlere açık olur. Kayda değer ciddi verilere bağlı olarak istatistik, grafik, rakamlar ile zamana bağlı tespitler ışığında mukayeseler yapılabilir. Ayrıca uluslar arası münasebetler için teknik olarak ölçü, anlık veriler değil sürecin analizidir. 

Bir süredir sözü edilen, nereden ve nasıl kaynaklandığı ayrı konu olup birbiri ardına devam eden iktisadi krizler, güvenlik, iklim, salgın gibi başlıklar ile son çeyrek asır içinde ‘devlet’ otoritesinin aşınma sürecine girdiği hususudur.  

Öyle ki devletlerin hükümranlık bölgelerindeki alışılageldik kontrol kabiliyetini aşan küresel nitelikli yaygın problemler ile baş edebilme gücünün erozyonu dikkati çeker. Bir başka ispatı ittifakların, birliklerin, komşulukların sorun çözmede yetersiz kalan durumlarıdır. 

Açık ifade etmek gerekirse bugün için dünya kamuoyuna telaffuz edilen iki büyük gücü temsil eden Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu ikilisi zaman içinde öyle veya şöyle, doğal ve insan yapımı olmayan kapitalist düzene geçtiler. 70’lerde Çin, 90’larda Rusya kendileri arasında farklı yönleri de olsa idari olarak gayri tabii Komünizm sistemini deneyip ve bir şekilde terk ederek uluslararası düzene uydular.  

Vladimir Putin’in bir zamandır yaptığı ulusa sesleniş konuşmalarında belirttiği gibi Rus tarihi sürecindeki vurgulamaları her devlet idaresi için geçerli olabilecek belirli zaman dönemeçlerinin göz önünde bulundurulmasıdır. Genellikle devlet otoritesini zayıflatan tercihleri ve sonuçlarının yansıması gibi takdim edilse de zamanla birikimler ile gelinen noktada Ukrayna’ya müdahalenin dolaylı olarak devletler topluluğunu ilgilendiren perdesi olduğu ortadadır.

Dikkat edilirse gelişmelerin iki esas üzerinden birbiri ile çelişir görünen biçimde öngörülen hedeflere yöneldiği açık; birincisi, süreç içerisinde ve ulusa sesleniş konuşmasında kronolojik olarak değinilen olayların neticesinde tarafların(ABD-NATO, Rusya) karşılıklı jeopolitik kaygıları üzerinde yükselen uzlaşmazlık, ikincisi ABD ve müttefiklerinin iktisadi yaptırımlar yarışmasının ve karşılıklı atışmaların bilhassa enerji piyasalarından başlayarak fiyatlar genel seviyelerinde meydana getirdiği trajik artışlardır. Biri siyasi diğeri ekonomik yem kabilinden her iki şık da, harbin içinde olması bakımından en fazla içinde olan devlet(Rusya) için yıpratıcı ve riskli görünmekte. Benzer durum bugün ABD- İsrail ile İran arasında süregelen çatışmalar için geçerlidir. Çin Halk Cumhuriyetinin enerji tedarik haritasında stratejik ortak İran arasındaki ilişkiler, Ortadoğu’da İsrailin güvenliği, Körfez ülkelerinin konumları, Enerji geçiş yollarının kontrolü, İran’a yaptırımlar, Gelişmelerin piyasalara etkileri gibi ana başlıkların hibrit görüntüleridir.

Kısaca her bir devlet için kurumsal varlıklarını bir arada tutmaya matuf ve anayasalarında yer alan farklı kültürel birikimlerinin karşılıklı münasebetlerde çok yönlü değişim; sosyal, siyasi, ekonomik değişkenlikler üzerinden güvensizlik sorunları yaratabilmeleri sadece diplomasi yollarını zorlamakla kalmayıp ihtimal kendi geleceklerini tayin edebilecek tarihi dönemeç noktalarından birini çağrıştırmaktadır.

Demir Uzun

Diğer Yazarlar