Türkiye ekonomisi büyüyor, tarım sektörü küçülüyor

GÜLCİHAN ALTINKAYA

İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, tarım sektörünün ülke ekonomisi büyürken bu büyümeden hak ettiği ölçüde pay alamadığını ifade etti
İzmir Ticaret Borsası’nın (İTB) mart ayı olağan meclis toplantısı Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer başkanlığında İzQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı son çeyrek ve yıllık büyüme oranlarını değerlendirdi. 2025 yılında tarım sektörünün yaklaşık yüzde 8,8 oranında küçüldüğünü belirten Kestelli, “Tarım sektörü küçülmekle de kalmadı. Sektörün gayri safi yurt içi hasıladan aldığı pay da tarihin en düşük seviyesine geriledi. Tarımın milli gelirden aldığı pay 1998 yılında yüzde 12,8’di. 2001 krizi sonrası yüzde 8,8’e geriledi. 2002’de yüzde 10,2’yi gördükten sonra adım adım küçülmeye başladı. Bugün itibariyle ise yüzde 5,2 ile tarihi dip seviyesinde. Bu durum bize tarım sektörünün hem iklim koşullarından hem de artan girdi maliyetlerinden ciddi şekilde etkilendiğini; ayrıca ülke ekonomisi büyürken bu büyümeden hak ettiği ölçüde pay alamadığını gösteriyor. Türkiye ekonomisi büyümeye devam ediyor ancak tarım sektörü küçülüyor” dedi.


“Gıda güvenliğinin en güçlü çözüm aracı tarım”

FAO’nun ‘Küresel Acil Durum ve Direnç Çağrısı 2026’ raporuna göre 2016 yılından bu yana akut gıda güvensizliği yaşayan insan sayısının üç kat artarak yaklaşık 300 milyona ulaştığını aktaran Kestelli, “FAO ayrıca “Mahsul Beklentileri ve Gıda Durumu” raporu ile bugün 41 ülkenin gıda için dış yardıma ihtiyaç duyduğunu tahmin ediyor. Bu ülkelerin 31’i Afrika’da, 8’i Asya’da, biri Latin Amerika ve Karayipler’de, biri de Avrupa’da yer alıyor. Buna karşılık, bu alana ayrılan finansman aynı oranda artmak bir yana, gerilemiş durumda. Yani artık elimizde mevcut olan, daha doğrusu elimizde kalan her kaynağı çok daha akıllı ve etkili kullanmak zorundayız. Bu noktada altını özellikle çizmemiz gereken konu şudur: Gıda güvenliğinin en güçlü çözüm aracı tarım. Yapılan çalışmalar, tarıma yapılan her 1 dolarlık yatırımın, yerelde yaklaşık 3 dolarlık gıda değeri ürettiğini ortaya koyuyor. Ancak ne yazık ki, gıda güvensizliği yaşayan insanların büyük çoğunluğu kırsal alanlarda bulunmasına rağmen, mevcut finansmanın çok küçük bir kısmı doğrudan üretimi destekliyor. Oysa mesele sadece gıdayı dağıtmak değil, gıdayı üretildiği yerde güçlendirmek. Çiftçinin üretimde kalması hem piyasaların istikrarını sağlar hem de toplumların kendi kendine yeterliliğini artırır.  Yerelde üretimin desteklenmesi, dışa bağımlılığı azaltırken aynı zamanda göç baskısını da hafifletir” ifadelerinde bulundu.


“Organik tarım alanları önemli bir büyüme gösterdi”

Üreticiler açısından geliri artırıcı yöntemlerin başında organik tarımın yer aldığını ifade eden Kestelli, “2024 yılı itibarıyla, organik tarım alanları dünya genelinde önemli bir büyüme gösterdi. Ancak bu büyümenin bazı bölgelerde daha belirgin bir şekilde olduğu, geneli kapsamadığı da açıkça görülüyor. Okyanusya, Avrupa ve Latin Amerika organik tarımda giderek daha büyük paylara sahip olurken, diğer ülkeler ve bölgeler bu büyümeye daha sınırlı katkı sunabiliyor. Özellikle organik tarımda lider konumda olan Avustralya gibi ülkeler önemli bir ürünsel çeşitlilik sunarak sektördeki gelişmeleri yönlendirebiliyor. Avrupa’da ise Lihtenştayn gibi küçük ülkelerde bile organik tarımın toplam tarım alanındaki payı oldukça yüksek seviyelere ulaşabiliyor. 2024 yılı itibarıyla, organik üretici sayısındaki artış, özellikle bazı bölgelerden gelen verilerle destekleniyor. Organik ürün ithalatında ise özellikle Avrupa Birliği ve ABD bazlı önemli bir artış söz konusu. Küresel organik pazar büyüklüğü de ABD, Almanya, Çin etkisiyle rekor seviyelere ulaşmış durumda. Tüketim açısından başta İsviçre ve Danimarka olmak üzere gelir seviyesi yüksek ülkeler kişi başına organik ürün tüketiminde öne çıkıyor” dedi. Işınsu Kestelli, organik tarımın üreticileri umut ışığı olduğunu söyledi.


“Petrol şoku, cari açığın tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallanıyor”

ABD ve İsrail’in İran’a açtığı ve bölge ülkelerine de sıçrayan savaşta bir ayın geride kaldığını aktaran Kestelli, “Kısa sürede sona erse bile bölgedeki etkileri çok uzun sürecek bir büyük jeopolitik riskimiz daha oldu. İnsani boyutu çok önemli olan bu süreç, aynı zamanda kırılganlıklarından kurtulmaya çalışan ülkemize ne yazık ki ağır bir bedel ödetecek gibi gelişiyor. Enerji fiyatlarında artış, tedarik zincirlerinde kırılma, yatırımcı iştahında azalma ve bölge ticaret hacminde gerileme başta olmak üzere, ülkemize kısa ve orta vadede negatif yansıması olacak gelişmeler yaşıyoruz. Üç yılı aşkın bir süredir ülkenin her kesimine büyük fedakarlıklar yükleyen dezenflasyon süreci, daha şimdiden yara almış vaziyette. Petrol şoku, sürdürülebilir hale getirdiğimiz cari açığın tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallanıyor. Türkiye’ye dair büyüme tahminleri düşürülürken cari açık ve enflasyon tahminleri daha şimdiden yükseltilmeye başladı” diye konuştu.

İTB’den orman yangınları için farkındalık

Orman yangınlarına dikkat çekmek ve ormanların yeniden yeşermesine katkı sunabilmek için İTB olarak bir girişimde bulunduklarını ifade eden Kestelli, “Borsamızın bu yıl 135. kuruluş yılı olması nedeniyle İzmir Orman Bölge Müdürlüğü ile bir protokol imzaladık. Buca’da 2.5 hektarlık bir alanda 2000 fidanla ‘İzmir Ticaret Borsası 135. Yıl Hatıra Ormanı’ kurulması için bu perşembe günü fidanlarımızın dikim törenini gerçekleştiriyoruz” dedi.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM