Erdoğan’ın başbakan olması sıradan bir olay değil.
Fazilet Partisinin kapatılmasından sonra 20 Temmuz 2001’de Saadet Partisi Necmettin Erbakan liderliğinde kuruldu. Yaklaşık bir ay sonra, 14 Ağustos 2001’de Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kuruldu. Yanı başında Abdullah Gül ve Bülent Arınç vardı. Tayyip beyin yasağının kalkması için Anayasa değişikliği yapıldı. Buna Deniz Baykal öncülük etti. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer Anayasa değişikliğini geri çevirdi ama değişiklik aynen kabul edildi. İlk oylamada 501 milletvekilinden 444’ü kabul oyu vermişti, ikinci oylamada 437 oy verildi. Erdoğan artık seçilebilirdi. 9 Mart 2003’te ara seçimde Siirt milletvekili oldu.
AKP’nin genel başkanı olarak başbakanlığından sonra cumhurbaşkanlığını da bugün de sürdürüyor. Hükümetlerinde diğer partilerden de milletvekili vardı, şimdi de öyle. Bunun altyapısını 14 Ağustos 2003 günü Akşam gazetesi şöyle yazdı: Erdoğan Millî Görüş gömleğini 28 Şubat’ta çıkardı dedi. Peki hangi gömleği giydi? Bunu herkes farklı açıklıyor.
Erdoğan hükümet kadrosunu zaman içinde sürekli değiştirdi. İl ve ilçe teşkilatlarının yöneticileri de buna uydu. Şurası bir gerçek ki, bir kişinin tüm yönetim kadrolarını seçmekte ve yaptıklarını izlemeye ne zamanı yeter ne de gözlemlemesi. Her bakanın başlarken “sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla” diye başlaması halkın bilinçaltına R. Tayyip Erdoğan vurgusu yaptı. Kendini öne çıkarmak isteyen bakanlar, il, ilçe başkanları görevden alındı. Herkes AKP’de tek kişinin lider ve öncü olduğunu anladı, o da Recep Tayyip Erdoğan.
Peki bu işlerin ardında kim vardı veya kimler vardı? Orası için de rivayet muhtelif. Ancak Türkiye Cumhuriyeti devleti geçen 25 yıl içinde bölgesel ve küresel rolünü geliştirecek siyaseti ve askerî harekâtı uyguladı. Birçok şey olumlu gelişirken bazı konularda işler başarısız yönetildi. Örneğin, ülkede gelir dağılımı bozulmaya devam etti. Orta ve düşük gelirlilerin yüzdesi arttı, üst gelir grubunun toplumda elde ettiği gelir ulusal gelirin yarısını aştı.
Bazı bakanların görevini yapmada zayıf kalması, özelikle içişleri ve adalet konularında eşitlik prensibini “yandaşa” yönlendirince Çiftlikbank, kripto paralan gibi büyük ölçüde dolandırıcılık olayları çıktı. Daha sonra da Fetö terör grubuna 3k olarak teokratik çizgide olduğunu iddia eden Süleymancılar grubu ortaya çıktı. “Teokrasi”nin tanımı şöyle; dini kuralların, inançların ve dini liderlerin devlet yönetiminde en üstün otorite olduğu, yönetimin ve yasaların dine dayandırıldığı sistem. Tanım böyle ama bunu uygulayanların neredeyse tamamı devleti ele geçirmeye çalışanlar ve bunun için para kazanmak için her şeyi yapanlardir.
Üretim konusunda insan ağlığını düşünmeyen her türlü tağşişi mübah kılan, şirketlerin büyümesi için yabancı dilde marka kullanmaktan da kaçınmayan bu gruplar, giderek finans sektörüne de girdiler.
Son dönemde borsa ve fon işlemlerinden milyonlarca doları yurtdışına taşıyanlar bunlar. İşe giriştiği zaman 17 buçuk milyon dolara kendine yat alıp refah içinde yaşamını sürdürenler bunlar. Fona ve borsaya para yatırıp de üç-beş kuruş kazanmayı bekleyenler şimdi xor durumdalar. Aynı işlem “yeşil sermaye” holdinglerinin kuruluşunda da yaşandı. Yurtdışından, özellikle Almanya’dan bavullarla, çuvallarla döviz getirip fabrikalar kuranlar şirketleri batırdı. Nedeni açık? Liderlere yağ çekenler, aynı inanç dilinden konuşanlar yetkili oldu ve paraları söğüşledi. Sonuç parasını bir ümitle hem kalkınma hem de kendi geleceği için holdinglere yatıranlar için hüsran oldu.
Bu olayların hepsinde fatura iktidara ve Tayyip beye kesildi. Tayyip bey son yıllarda zayıf ve başarısız bakanları, devlet kurallarını işletebilecek olanlarla değiştirdi. Suç çetelerine, uyuşturucu baronlarına, sahtekarlık yapan gıda üreticilerine karşı sürekli denetim yapıldı. Şimdi geç kalınsa da borsa ve fon şirketlerinin yanlışlıkları ortaya çıkartılmaya başlandı. Bu iş kısa zamanda bitmeyecek. Zira zarar eden şirketlerin borsaya kote edilmesi yasak, ama bazı zayıf yandaşlar borsaya dahil edilerek onlara para aktarıldığı iddiaları dikkate alınmadı.
Özetle Recep Tayyip Erdoğan yaptığı olumlu işlerle anılmak istiyorsa onun adını kullanıp arkasından milleti çarpanları, topladığı paraları yurt dışına kaçıranları tasfiye etmesi gerekir.

