Baba Wanga kehaneti…

Baba Vanga dünyanın en ünlü kahinlerinden birisi. Baba Vanga 1911 yılında Makedonya’da doğdu. 16 Yaşında üzerine düşen bir yıldırım onu kör etti. Bir süre sonra gelecek için kehanette bulunmaya başladı, bu da onu çok tanınır ve izlenir hale getirdi. 1996 yılında ölümünden sonra birçok kehaneti bugüne dek gerçekleşmiş kabul edildi.

Yıllara dönük kehanetleri kendisine mi ait yoksa bazı kurumlar tarafından metafiziğe, yani doğaötesine inananları etkilemek için mi öne çıkarılıyor, bilemiyoruz. Metafizik başlı başına derin bir konudur.  Kökeni Aristoteles’in “Metafizika” adlı esrine dek gider.  Temel soruları ile evrenin yapısı, teoloji (tanrıbilim), varlık felsefesini sorgular. 

Birkaç soru aktarayım: Varlık nedir? Ruh var mıdır? Gerçeklik nedir? Özgür irade nedir? Evrenin amacı var mıdır? Soruları arttırmak mümkün. Bazılarımız sorulara yanıt bulmak için çalışmak yerine kolaycılığa kaçıyor, yanıtların kendilerine basitçe hap gibi verilmesini istiyorlar. Sorgulama ortadan kalktığında tarikatlar ön plana çıkar. Vatandaş ne bekliyorsa veya nereye kadar inanacaksa oraya kadar götürülür. En basitinden kahve falına bakmak, evlaya ilan edilenlerin türbesine çaput bağlamak bunlardan ikisi. Balkan seyahatimizde devletimizin restore ettirdiği türbeleri gittiğimiz zaman kapısı kapalıydı. Pencereden içerisini izledik, çok mutlu olduk. Pencere demirlerine asılan çaputla bizi tabii ki şaşırtmadı. Bu bir inanç saygı duymak gerekmez mi?

Anadolu’da sözlü anlatımlara önem verilir. Bu nedenle de yüzlerce tarikat kendini kabul ettirmek için diğerlerinden farlı anlatıma sahiptir. Bazı tarikatlar Güney Doğu’daki ağalık rejimi gibi, çok zengin ve insan kaynağı ile güçlü durumdadır.

Amerika’da sosyal medya yaygınlaştıktan sonra, sözlü anlatımlar etkin hale geldi. Başkan Donald Trump da bundan yararlandı. Trump, kamuoyunda kendisine destek sağlaması amacıyla Beyaz Saray’da ayin yapan bir danışmanı işe aldı.  

Amerikan halkının yüzde 65’i Hristiyan’dır. Toplam nüfusun yüzde 40’ı Protestan, yüzde 21’i Katolik, yüzde 2’si Mormon ve yüzde 1’i Ortodoks’tur.  2020 sayımına göre Müslümanların oranını %1,34 Yahudiler de yüzde 2,3 olarak açıklandı.

Beyaz Saray’daki danışmana dönersek, adı Paula White -Cain. Paulo kendisini web sitesnde şöyle tanıtıyor. “Paula White, kültürel bir reformcu, manevi bir öncü ve 21. yüzyılın en etkili Hristiyan seslerinden biridir. Hayatı, travma ve zorlukların üstesinden gelerek başkanlara güvenilir bir danışman, çok satan bir yazar, insani yardım alanında güçlü bir figür ve mesajı her hafta dünya çapında altı milyardan fazla insana ulaşan bir medya öncüsü olmanın ne anlama geldiğini somutlaştırıyor.”

Ancak Wikipedia onu tanımlaması ilginç: “Paula Michelle White-Cain (evlilik öncesi soyadı Furr ; 20 Nisan 1966 doğumlu) Amerikalı bir sapkın rahibe, yazar, ruhani danışman ve televizyon vaizidir “

Başkan Trump 340 milyon nüfuslu Amerika’nın en az yüzde 65’ini Paula White-Cain ile etkilemeye çalışıyor. Bir başka şekliyle de Trump her gün birkaç konuşma, tehdit, İranlılara tehdit, küfür ile kendini dünya medyasında ön plana çıkarmaya çabalıyor. Ünlülük peşinde koşanların sonu her zaman olumlu olmuyor maalesef.

Trump’ın ilk göreve başladığında (20 Ocak 2017) Baba Vanga’nın kehanetlerine gönderme yapılarak Amerika’nın başına geçecek sarışın bir başkanın ülkeyi ve dünyayı kaosa sürükleyeceği yazılmıştı. Trump’ın başkanlık döneminde böyle bir sorun olmadı ama belki de bir alt yapı hazırlanmıştı. Ardından bir başkanlık dönemini Biden verimli kullanamadı. Trump tekrara geldi, hem de bir suikasttan “kulak payı” kurtularak. Böylece “seçilmiş kişi” avantajını da kullandı. Venezüella’nın petrolüne bir gecede çöktü. Geçen gün 100 milyon varil Venezüella’dan geldi, işliyoruz, iyi oldu diye söyledi basın toplantısında.

Şimdi Trump İran’la dalaşarak dünyayı başka bir yere götürüyor sanki. Nereye mi? Dünya kaynaklarına el koymaya çalışan birisinin dünya devletlerini götürdüğü yere.

Önceki İçerik

İskender Odabaşoğlu

Diğer Yazarlar