Bali: Türkiye, pazarın en işlek yerinde dükkâna sahip

Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali, küresel ekonomide belirsizliklerin kalıcı hale geldiğini belirterek, şirketlerin tek bir senaryoya göre değil, farklı olasılıklara göre hareket etmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin güçlü insan kaynağı, üretim kabiliyeti ve stratejik konumuyla önemli avantajlara sahip olduğunu vurgulayan Bali, “Pergelin ucunu Türkiye’nin merkezine batırıp 3-4 saatlik uçuş mesafesinde bir alan taradığınızda 30 trilyon dolar gayri safi yurt içi hasılaya, 10 trilyon dolarlık ticaret hacmine ve 1,3 milyar nüfusa ulaşıyorsunuz. Bu, pazarın en işlek yerinde dükkâna sahip olduğumuz anlamına geliyor” dedi.

SEDA GÖK

İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (İZSİAD) “İş Dünyası Paylaşıyor Toplantısı’na konuk olan Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali, düzenlenen “Belirsizlikler Çağında Geleceğin Stratejik Yol Haritası Ne Olmalı?” başlıklı toplantıda iş dünyasına küresel ekonomide yaşanan dönüşümün yol haritasını anlattı.

Küresel sorunların artık tek tek değil, iç içe geçmiş şekilde ortaya çıktığını ifade eden Bali, şirketlerin de bu yeni döneme uygun yönetim anlayışı geliştirmesi gerektiğini söyledi. Belirsizliklerin arttığı bir ortamda tek bir plana bağlı kalmanın yeterli olmayacağını belirten Bali, “Artık çoklu senaryolar çalışmak, her yeni duruma ayarlanabilir karar destek mekanizmalarına ve yolculuk sırasında rotayı değiştirebilme kabiliyetine sahip olmak gerekiyor” diye konuştu.


Bugünü yönetirken geleceği ihmal etmeyin!

Şirketler açısından bugünkü performans ile geleceğe hazırlık arasındaki dengenin kritik önem taşıdığına dikkat çeken Bali, sürdürülebilir başarının ancak bu iki unsurun birlikte yönetilmesiyle mümkün olacağını söyledi. Cari performansı zayıf olan işletmelerin geleceğe yatırım yapacak kaynak oluşturamayacağını ifade eden Bali, “Geleceğe dönük vizyonu ve tedbirleri olmayan işletmeler ise bugün güçlü görünseler bile bu başarılarını sürdüremez” değerlendirmesinde bulundu.


“Rakamlardan önce sahayı okuyun”

Ekonomide toparlanma sinyallerini yakalamak için yalnızca açıklanan verileri beklemenin geç kalınmasına neden olacağını belirten Bali, yöneticilerin sahada olmalarının önemine dikkat çekti. “İnsana dokunmayan rakamlara dokunamaz” diyen Bali, sözlerini şöyle sürdürdü: “Rakamlar insanların oluşturduğu sonuçlardır. O çıktıyı etkilemek istiyorsanız önce insanı etkilemeniz gerekir. Bu dönemde işimizin başında olmak, sahada olmak ve sinir uçlarını doğru okumak zorundayız.”


Türkiye’nin dört kalıcı avantajı

Türkiye ekonomisinin krizleri yönetme ve kendini yenileme kabiliyetinin yüksek olduğunu vurgulayan Bali, ülkenin uzun vadeli rekabet gücünü destekleyen dört temel avantaj bulunduğunu söyledi. Bali, bu avantajları güçlü insan kaynağı, özellikle finans alanında ulaşılan teknolojik altyapı, reel sektörün esnek üretim kabiliyeti ve son yıllarda güçlenen lojistik altyapı olarak sıraladı.


“Türkiye üretim ve finans üssü olabilir”

Türkiye’nin jeostratejik konumunun önemli fırsatlar sunduğunu dile getiren Bali, ülkenin çok geniş bir ekonomik havzanın merkezinde yer aldığını belirtti. “Pergelin ucunu Türkiye’nin merkezine batırıp 3-4 saatlik uçuş mesafesinde bir alan taradığınızda 30 trilyon dolarlık gayri safi yurt içi hasılaya, 10 trilyon dolarlık ticaret hacmine ve 1,3 milyarlık nüfusa ulaşıyorsunuz” diyen Bali, bu tablonun Türkiye’ye önemli bir rekabet avantajı sağladığını ifade etti. Bali, “Bu, pazarın en işlek yerinde dükkânımız var demektir. Türkiye; bilginin, enerjinin, üretimin ve finansın merkezi olabilecek potansiyele sahip” dedi.


Yüksel’den Gümrük Birliği çağrısı

Toplantının açılışında konuşan İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel ise Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin artık ertelenemez bir ihtiyaç haline geldiğini söyledi. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın ihracatçı sektörler üzerinde maliyet baskısını artıracağını belirten Yüksel, karbon uyumu ve yeşil dönüşümün artık tercih değil, ihracat pazarlarını korumanın temel şartı olduğunu ifade etti. Gümrük Birliği’nin mevcut yapısının Türkiye açısından önemli bir dengesizlik oluşturduğunu kaydeden Yüksel, Türkiye’nin taraf olmadığı serbest ticaret anlaşmalarının yükünü taşıdığını belirterek, kalıcı çözümün Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Türkiye’nin karar alma süreçlerinde daha etkin yer alması olduğunu söyledi.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM