İş hayatında kalabalığa karışmak kolaydır. Zor olan, kalabalığın içinde kaybolmadan var olabilmektir. Çünkü şirketler çoğu zaman uyumlu çalışan aradıklarını söyler ama asıl değer yaratanlar, gerektiğinde uyumun rahatlığını bozup farklı bir şey söyleyebilenlerdir.
Yöneticilik yaptığım yıllarda, iş müracaatında bulunan genç adaylara birçok soru sorardım. Eğitimlerini, deneyimlerini, hedeflerini, güçlü ve zayıf yönlerini anlamaya çalışırdım. Ancak en önemsediğim sorulardan biri şuydu:
“Bir kasa kırmızı elmanın içindeki elmalardan biri mi olmak istersiniz, yoksa yeşil elma kasasındaki elmalardan biri mi?”
Adayların çoğu kırmızı elmayı seçerdi. Kırmızı elmaların daha tatlı ve lezzetli olduğunu düşündüklerini söylerlerdi. Bazıları soruda bir hile olduğunu sezer ve tedbirli davranarak yeşil cevabını verirdi.
Ama çok az kişinin aklına şu cevap gelirdi:
“Yeşil elma kasasındaki tek kırmızı elma olmak isterim.”
Ya da:
“Kırmızı elma kasasındaki tek yeşil elma olmak isterim.”
Benim asıl duymak istediğim cevap buydu.
Çünkü iş hayatında önemli olan, hangi kasada bulunduğunuzdan çok, bulunduğunuz kasada fark edilip edilmediğinizdir.
Herkes Gibi Olmanın Güvenli Konforu
İnsan doğası gereği ait olmak ister. Çevresinden kabul görmek, dışlanmamak ve eleştirilmemek ister. İş yerlerinde de çalışanların önemli bir bölümü, genel davranış biçimine uyum sağlamayı tercih eder.
Toplantıda herkes susuyorsa susar.
Yönetici yanlış bir karar veriyorsa ama kimse itiraz etmiyorsa itiraz etmez.
Bir sorun yıllardır aynı şekilde devam ediyorsa, “Demek ki böyle olması gerekiyor” diye düşünür.
Bu tutum kişiyi kısa vadede koruyabilir. Fazla sorumluluk almaz, dikkat çekmez, kimseyle karşı karşıya gelmez. Ancak uzun vadede onu görünmez hâle getirir.
Bir şirkette yalnızca verilen işi yapan, yalnızca söyleneni tekrar eden ve yalnızca çoğunluğa uyan çalışanların sayısı zaten yeterince fazladır. Kurumların asıl ihtiyacı, farklı düşünebilen ve bunu değere dönüştürebilen insanlardır.
Farklı Olmak, Sadece Farklı Görünmek Değildir
Farklı olmak; herkesten başka giyinmek, toplantılarda sürekli itiraz etmek ya da dikkat çekmek için aykırı davranmak değildir.
Farklılık, öncelikle düşünce biçiminde başlar.
Başkalarının görmediği riski görmek, kimsenin sormadığı soruyu sormak, alışılmış bir yöntemin artık çalışmadığını fark etmek ve daha iyi bir yol önerebilmek gerçek farklılıktır.
Bazen farklılık, herkes konuşurken susup dinlemektir.
Bazen herkes susarken konuşmaktır.
Bazen de herkes kısa vadeli kazancın peşindeyken uzun vadeli sonucu düşünmektir.
Bir çalışan, kendisine verilen işi eksiksiz yapabilir. Bu onu iyi bir çalışan yapar. Ancak yaptığı işin neden yapıldığını sorguluyor, daha verimli bir yöntem geliştiriyor ve şirketin bütünü için değer yaratıyorsa artık yalnızca iyi değil, farklı bir çalışandır.
Farklı Olan Neden Değerlidir?
Farklı çalışanlar kurumlara yeni bakış açıları kazandırır. Yerleşmiş alışkanlıkların sorgulanmasını sağlar. Sorunların üzerinin örtülmesine değil, çözülmesine katkıda bulunur.
Bu çalışanlar, “Biz bunu hep böyle yapıyoruz” cümlesinden rahatsız olurlar. Çünkü bilirler ki bir işin yıllardır aynı şekilde yapılması, onun doğru yapıldığı anlamına gelmez.
Farklı düşünen biri, şirketteki kör noktaları görünür hâle getirebilir. Bir sürecin gereksiz olduğunu, bir müşterinin kaybedilmek üzere bulunduğunu veya bir kararın gelecekte sorun çıkaracağını önceden fark edebilir.
Doğru yönetildiğinde bu tür çalışanlar, kurumun erken uyarı sistemi hâline gelir.
Ayrıca farklı olan insan daha kolay hatırlanır. Kariyer hayatında başarılı olmak için yalnızca çalışkan olmak çoğu zaman yetmez. Güvenilir, üretken ve çözüm odaklı olmanın yanında ayırt edici bir yönünüzün de bulunması gerekir.
Bir konuda derin uzmanlık, güçlü iletişim, cesaret, yaratıcılık, kriz çözme becerisi veya insanları bir araya getirme yeteneği sizi kasadaki diğer elmalardan ayırabilir.
Farklı Olmanın Bedeli de Vardır
Ancak farklı olmak her zaman alkışlanmaz.
Kurumlar yenilik istediklerini söylerler ama yenilik öneren insanlardan rahatsız olabilirler. Eleştirel düşünceyi desteklediklerini ifade ederler ama kendilerine itiraz edilmesini istemeyebilirler.
Çünkü farklı çalışan, alışılmış düzeni sorgular. Bazı yöneticilerin konfor alanını bozar. Bazı çalışma arkadaşlarının yetersizliğini görünür hâle getirir. Kurum içindeki sessiz anlaşmaları ve yazılı olmayan kuralları sarsabilir.
Bu nedenle farklı olan çalışan kıskanılabilir, dışlanabilir ya da “uyumsuz” olarak etiketlenebilir.
Özellikle fikirlerini ifade ederken üslubuna dikkat etmeyen çalışanlar, haklı oldukları hâlde yalnız kalabilirler. Doğru düşünceyi yanlış biçimde söylemek, çoğu zaman yanlış düşünce kadar zarar verir.
Bu noktada önemli bir ayrım vardır:
Farklı olmak başka, geçimsiz olmak başkadır.
Cesur olmak başka, kaba olmak başkadır.
Eleştirmek başka, sürekli kusur aramak başkadır.
Kendine güvenmek başka, herkesi küçümsemek başkadır.
Farklılık, eğer kurumun yararına sonuç üretmiyorsa yalnızca gösteriye dönüşür.
Görünür Olun, Gürültü Çıkarmayın
İş hayatında iz bırakmak isteyen bir çalışan, kendisini belli etmelidir. Ancak bunu sürekli konuşarak veya her konuya itiraz ederek değil, ürettiği sonuçlarla yapmalıdır.
Bir sorun gördüğünüzde yalnızca şikâyet etmeyin; çözüm önerin.
Bir karara karşı çıkıyorsanız alternatifini de ortaya koyun.
Herkesten farklı düşünüyorsanız, düşüncenizi bilgiyle ve verilerle destekleyin.
Kendinizi göstermek için başkalarını küçültmeyin.
Çünkü gerçek farklılık bağırmaz. Sonuçlarıyla kendisini belli eder.
Kasadaki tek farklı elma olmak, yalnız kalmayı göze almak anlamına gelebilir. Ancak o farklılık size ait gerçek bir niteliğe dayanıyorsa, insanlar bir süre sonra sizi renginizle değil, yarattığınız değerle hatırlar.
İş hayatında her zaman kırmızıların arasında kırmızı, yeşillerin arasında yeşil olmayı seçebilirsiniz. Böylece güvenli, sessiz ve görünmez bir kariyeriniz olabilir.
Ama iz bırakmak istiyorsanız, bazen kasadaki tek farklı elma olmayı göze almalısınız.
Çünkü kariyeriniz boyunca asıl soru hangi kasaya girdiğiniz değil, o kasadan çıktığınızda kimsenin sizin yerinizi doldurup dolduramadığıdır.
