Girişimcilik ekosisteminde iştah güçlüyken sermayeye erişimde zorluklar yaşanıyor  

EY Girişimcilik Barometresi 2026 sonuçlarına göre; Europe Central bölgesi genelinde girişimcilerin yüzde 76’sı yapay zekâ ve makine öğrenimi kullandığını belirtirken, yüzde 55’i bilişim teknolojileri sistemlerine ve yazılım güncellemelerine yatırım yapmayı planlıyor. Türkiye’de ise yatırım kararları daha temkinli bir görünüm sergiliyor

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY tarafından gerçekleştirilen EY Girişimcilik Barometresi’nin ikinci sayısının sonuçları açıklandı. Araştırma; bölge genelindeki girişimcilerin artan maliyetler, düzenleyici baskılar ve makroekonomik belirsizliklere rağmen büyüme hedeflerini korurken yatırım ve operasyonlarında daha seçici ve disiplinli hareket ettiğini ortaya koyuyor. Bulgular, girişimcilerin operasyonel disipline, dayanıklılığa ve uzun vadeli değer sağlamaya her zamankinden daha fazla önem verdiğini gösteriyor. Bu yaklaşım yatırım kararlarından inovasyon stratejilerine, teknoloji kullanımından iş gücü planlamasına kadar pek çok alanda yeni öncelikler oluşturuyor. 

İnovasyon öncelikleri 2026 yılında pazar odaklı ve uygulama ağırlıklı bir dağılım gösteriyor. Türkiye’de strateji ve pazarlama odaklı inovasyon yüzde 50 oranıyla bölge genelinin üzerinde seyrederken, ürün ve süreç inovasyonunun yüzde 48 seviyesinde, organizasyonel inovasyonun ise yüzde 45 seviyesinde olduğu gözlemleniyor. İnovasyon eğilimi geniş tabanlı bir görünüm sunmakla birlikte, herhangi bir inovasyon planlamadığını belirtenlerin oranı yüzde 5 seviyesinde geçen yıla göre sabit kalıyor. 


Dijital dönüşümde ivme

Bununla birlikte, Türkiye’de dijital dönüşüm ivme kazanıyor. Yapay zekâ ve makine öğrenimi yüzde 82, veri analitiği yüzde 79 kullanım oranlarıyla öne çıkarken, bunu bulut teknolojileri yüzde 63 ve dijital müşteri deneyimi platformları yüzde 70 oranlarıyla takip ediyor. Algılanan performans etkisi ise inovasyonda yüzde 71 ve teknolojiye adaptasyon hızında yüzde 70 ile güçlü bir görünüm sunarken, gelir büyümesine etkisi yüzde 36 ile sınırlı kalıyor. Yapay zekâ destekli süreçler, veri odaklı karar alma ve müşteri deneyimi uygulamalarında güçlü bir adaptasyon görülürken, bu dönüşümün gelir büyümesine etkisinin artırılması önemli bir gelişim alanı olarak öne çıkıyor. 


Türkiye’de girişimcilik ekosistemine güven yıllık bazda iyileşme gösteriyor 

Araştırma sonuçları girişimcilik ekosistemine yönelik algıda belirgin bir iyileşmeye işaret ediyor. Olumlu değerlendirmelerin oranı yüzde 34’e yükselirken, olumsuz değerlendirmeler yüzde 51’den yüzde 25’e gerilemiş durumda. Girişimcilik ekosisteminin önündeki temel zorluklar ise, bürokratik zorluklardan ziyade makrofinansal unsurlardan kaynaklanıyor. Finansmana erişim yüzde 71, ve ekonomik belirsizlik yüzde 70 oranıyla öne çıkarken, düzenleyici karmaşıklık yüzde 45 ile bölgenin altında kalıyor. Türkiye girişimcilik ekosisteminde iştah güçlü olmakla birlikte, ölçeklenme süreci sermaye erişimi ve güven düzeyi ile sınırlanıyor. 


Sermaye maliyeti ve finansmana erişim yatırımları sınırlandıran başlıca unsurlar arasında 

Türkiye’de yatırım eğilimleri temkinli ancak seçici bir görünüm sergiliyor. Şirketler bölge ortalamasına kıyasla büyüme yatırımlarına daha sınırlı kaynak ayırırken, modernizasyon ve otomasyon yatırımlarına öncelik veriyor. Bilişim teknolojileri yatırımları yüzde 50, otomasyon yüzde 45, ekipman yatırımları yüzde 36 ve yeni tesis yatırımları yüzde 13 seviyesinde iken; herhangi bir yatırım planlamadığını belirtenler ise yüzde 18 ile bölge genelinin üzerinde yer alıyor. Yatırımları sınırlandıran başlıca unsurlar ise sermaye maliyeti ve finansmana erişim zorlukları olurken; ekonomik risk ve piyasa belirsizliği yüzde 71, finansman yetersizliği yüzde 52 ve yüksek faiz oranları yüzde 41 ile bölge ortalamasından yüksek seyrediyor. Finansman kaynaklarına bakıldığında ise, ağırlıkla öz kaynaklar yüzde 61 oranıyla öne çıkarken, krediler yüzde 20 ve teşvikler/hibeler yüzde 14 düzeyinde kalıyor. Şirketler, geri dönüşün net olduğu ve finansmanın güvence altına alındığı durumlarda yatırım kararlarını daha güçlü şekilde hayata geçiriyor. Bu çerçevede, teşvikler ve otomasyon yatırımları bu ivmenin korunmasında öne çıkan unsurlar olarak değerlendiriliyor.


Türkiye’de iş gücü modeli daha esnek bir yapıya evriliyor 

Türkiye’de girişimcilik ekosisteminde işe alım süreçleri tam zamanlı istihdam artışından daha esnek kapasite kullanımına doğru yönelim gösteriyor. Tam zamanlı işe alım oranı geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 44’ten yüzde 34’e gerilerken, dış kaynaklı iş birlikleri ve yarı zamanlı işe alım artış gösteriyor. İşe alım sürecindeki temel zorluk aday sayısının sınırlı olması değil, rekabetçilik baskısı. Bu kapsamda; ücretlendirme zorlukları yüzde 41, aday beklentilerini karşılama yüzde 30 ve büyük ölçekli şirketlerle rekabet yüzde 25 seviyelerinde seyrederken, coğrafi erişim ve aday hacmi ise her biri yüzde 9 ile bölge ortalamasının altında kalıyor. Bu görünüm; başarılı işverenlerin farklılaşmasının yalnızca işe alım hacmi ile değil, çalışan değer önerisi ve verimlilik odaklı yaklaşımlarla mümkün olacağına işaret ediyor. 


Türkiye aile işletmelerinde halefiyet planlamalarında olgunluk seviyesi artış gösteriyor 

Türkiye’de halefiyet planlamasına ilişkin olgunluk artış eğilimi göstermekle birlikte, “henüz planlamaya başlanmamış” segmentinin varlığı da dikkat çekiyor. Resmî planlara sahip olanların oranı yüzde 15’ten yüzde 22’ye, bu konuda resmi olmayan görüşmeler yürütenlerin oranı ise yüzde 15’ten yüzde 28’e artış gösteriyor. Buna karşın, konuyu henüz ele almamış olanların oranı yüzde 39 ile bölge ortalaması olan yüzde 29’un üzerinde seyrediyor. Aile işletmelerine ilişkin temel zorluklar ise ağırlıklı olarak iç dinamiklerden kaynaklanırken, servet yönetimi yaklaşımı çeşitlendirme odaklı ilerliyor.  

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM