Yaş denildiğinde ilk akla gelen doğum tarihinden itibaren geçen süre olsa da vücudun yaşlanma süreci yalnızca takvim yapraklarıyla ilerlemiyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar; beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik, uyku düzeni, tütün kullanımı ve çeşitli çevresel faktörlerin uzun vadeli sağlık üzerinde etkili olabileceğini gösteriyor. Yeni bilimsel çalışmalar ise genç kuşaklarda biyolojik yaşlanmanın daha hızlı ilerleyip ilerlemediği sorusunu gündeme taşıyor.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Füsun Topçugil, kronolojik yaş ile biyolojik yaşın aynı kavram olmadığını belirterek, sağlıklı yaşlanmanın temellerinin genç yaşlardan itibaren atıldığını vurguladı.
Takvim yaşı ile biyolojik yaş aynı şeyi anlatmıyor
Kronolojik yaş, kişinin doğumundan itibaren geçen süreyi ifade ederken biyolojik yaş; vücudun fizyolojik durumunu değerlendirmeye yönelik daha geniş bir kavramdır. Metabolik göstergeler, vücut kompozisyonu, inflamasyonla ilişkili belirteçler ve farklı hücresel mekanizmalar biyolojik yaşlanma araştırmalarında incelenebiliyor.
Uzm. Dr. Füsun Topçugil, “Aynı kronolojik yaştaki iki kişinin metabolik ve genel sağlık özellikleri birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle genç olmak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını ertelemek için bir gerekçe olarak görülmemeli. Yaşamın erken dönemlerinden itibaren kazanılan alışkanlıklar, ilerleyen yıllardaki sağlık durumunun önemli belirleyicileri arasında yer alıyor” dedi.

Hareketsiz geçen saatler de önemli
Masa başında çalışma, ulaşım alışkanlıkları ve ekran karşısında geçirilen sürenin artması günlük hareket miktarını azaltabiliyor. Uzun süreli hareketsiz yaşam; kilo artışı, insülin direnci ve kardiyometabolik sağlık açısından olumsuz sonuçlarla ilişkilendirilir.
Dünya Sağlık Örgütü yetişkinlere haftada en az 150-300 dakika orta yoğunlukta veya 75-150 dakika yüksek yoğunluklu aerobik fiziksel aktivite öneriyor. Bunun yanında uzun süre kesintisiz oturmanın azaltılması ve günlük yaşam içinde hareketin artırılması önem taşıyor. Uzm. Dr. Topçugil, “Egzersizi yalnızca kilo vermek için yapılan bir aktivite olarak değerlendirmemek gerekiyor. Düzenli fiziksel aktivite kan şekeri kontrolünden kalp-damar sağlığına, kas ve kemik yapısının korunmasından genel iyilik hâline kadar pek çok alanda önem taşıyor” dedi.
Uyku düzeni genel sağlığın bir parçası
Gece geç saatlere kadar ekran kullanımı, düzensiz çalışma saatleri ve değişken uyku alışkanlıkları özellikle genç yetişkinlerde uyku süresinin ve kalitesinin etkilenmesine neden olabiliyor. Uyku, metabolik düzenleme ve genel sağlık açısından önemli fizyolojik süreçlerden biri. Uzm. Dr. Topçugil, “Uyku düzenini beslenme ve fiziksel aktiviteden bağımsız düşünmemek gerekir. Sürekli yetersiz veya düzensiz uyku; gün içerisindeki enerji düzeyinden iştah kontrolüne kadar pek çok sistemi etkileyebilir. Bu nedenle düzenli uyku da sağlıklı yaşamın temel bileşenlerinden biri” şeklinde konuştu.
Sağlıklı yaşlanma genç yaşta başlıyor
Biyolojik yaşlanmayı tek bir besin, alışkanlık veya çevresel etkene bağlamak mümkün değil. Genetik özelliklerin yanı sıra beslenme düzeni, fiziksel aktivite, uyku, tütün kullanımı ve kişinin genel sağlık durumu sürecin farklı bileşenlerini oluşturuyor.
Uzm. Dr. Füsun Topçugil, “Sağlıklı yaşlanmayı ileri yaşlarda başlanacak bir proje olarak değil, yaşam boyunca sürdürülen alışkanlıkların sonucu olarak değerlendirmek gerekir. Dengeli beslenmek, düzenli hareket etmek, yeterli uykuya önem vermek ve tütün ürünlerinden uzak durmak genel sağlığın korunmasında temel adımlardır. Bunun yanında kan basıncı, kan şekeri, kan yağları ve vücut ağırlığı gibi sağlık göstergelerinin kişinin yaşı, aile öyküsü ve mevcut risk faktörleri doğrultusunda değerlendirilmesi önemli” dedi.

